Yarat & Üret

Zamansızlığın Bana Üretken Olmak Hakkında Öğrettikleri

çalar saat- Kolektif Kozmos
Credit: Getty Images

Çocuk sahibi olmak zamana bakışımı değiştirdi—iyi şekilde.

DAMON BROWN

Oğlum dünyaya geldiğinde, hali hazırda 3 girişimim vardı: Kitap turlarında bir konuşmacı olarak kariyer geliştirmek; ilk mobil uygulamam So Quotable’ın kullanıcılara açılması; ve geçimimi sağlayan çoktan yazmış olduğum eser. Her gün mümkün olduğunca oğlumla beraber olmak istediğimi de biliyordum, bu beni çalışmak için sabah 3’te kaldırıyordu, böylelikle güneşin doğuşundan batışına tüm vaktimi oğlumla ilgilenerek geçirebiliyordum. Yıllar süren düzensiz çalışma saatlerim ve (buraya Chuckie’yi de ekle) bir şeyler yaratmak için “ilham beklemek” yerini sabit ve disiplinli bir düzene bıraktı. Birdenbire, 60-saat olan çalışma sürem haftalık 15 saate düştü. Kendimi günlük işleri yapan üç bacaklı bir maraton koşucusu olarak görmeye başladım.

Ebeveyn olarak geçirdiğim ilk yıl hayatımın en üretken zamanı oldu. Daha az zamanınız varken daha üretken hissettiğiniz oldu mu hiç? Bu bana eski bir programlama kalıbını anımsatıyor: Programcılar işleri her zaman ellerindeki hafızayı kullanarak halletmeye çalışır. Bu her zaman elimizdeki paraya göre harcama yapmamız ve işleri tam da süresi dolmadan önce yetiştirmemizle aynı sebepten kaynaklanıyor. Otomatik olarak bir şeylerin elimizdeki kadarını kullanırız.

Ne kadar az zamanımız olduğunu fark ettiğimizde de, sıkışmaya başlarız. Brain Pickings’ Maria Popova’nın son paylaştığı iletilerden birinde olduğu gibi, tehdit altında hissettiğimizde göreceli zaman algımız yavaşlar. Bu durumda, tehdit bir fikir yazısının son cümlesini yazamamak yada süre dolmadan müşteriye e-mail atamamak olabilir. Sosyal medyaya bakarken, atıştırmalık hazırlarken yada sadece camdan dışarı göz gezdirirken kaç dakika harcadığınız düşünün. İşinizle bağlantınızı kaybettiğiniz bu anlar sizi daha verimli olmaktan alıkoyup sessizce vaktinizi öldürebilir.

Bunu daha yeni öğrendim. Yoğun çalışma yıllarımda, oğluma bakıp yazarlık kariyerimi devam ettirirken ilk TED konuşmamı yaptım, Amerikan Üniversitesinde bir açılış konuşması sundum, ilk mobil uygulamamı tasarladım ve programladım, Al Jazeera America ve başka kanallarda TV programlarına katıldım ve birçok girişim danışmanlığı kurullunda bulundum. Yalnızca aileme ve işime olan tutkumla değil zamanın kısıtlı olduğuna dair güçlü farkındalığımla hareket ettim. Benim o meşhur çalar saatim beni saat 6 civarında uyandırırdı, saat 3’ten 6’ya bana tutkuyla bağlı olduğum projemi yapmam için her gün 180 dakika verirdi.

Zaman—para değil—bir girişimcinin en değerli kaynağıdır. Yaşamımı değiştiren bir düşünce bana bu dersi Verdi, ama sizin bunu beklemenize gerek yok. İşte zamanınızı nasıl arttıracağınızı gösteren birkaç fikir.

  • Tek bir işe odaklanmak: Sanal Gölgemiz ‘de de bahsettiğim gibi, bilimsel araştırmalar çoklu iş yürütmenin gerçekte var olmadığını kanıtladı. Çoklu iş yürütme olarak gördüğümüz sadece bir işi seçip, onu başka bir tanesi için hızlıca bırakmak ve bunu iki iş de bitene kadar sürekli olarak tekrarlamak. Bunun yerine, bir tek işi iyi yapmaya odaklanın. Birini tamamlamak listenizdeki yeni iş için enerjinizi ve konsantrasyonunuzu arttıracak.

Yatırım karlılığı: Para konusundaki YK(yatırım karlılığı) unutun—zaman konusunda YK’nız nedir? Zamanımızın çoğunu öncelik sıralamamızda üstte olmaması gerek şeyler için harcıyoruz. Yoğun çalışma yıllarımda yakaladığım tüm büyük fırsatlara, “Hayır” dedim, hatta daha da büyüklerine hayır dedim. Hala da diyorum.

Parçalara ayırarak çalışmak: Kelly James Enger Six-Figure Freelancing kitabında günü 15 dakikalık parçalara ayırmaktan bahseder. Mesleği avukatlık olan Enger yapacağı işlere zaman kısıtlaması yaparak çalışıyor. Bu odaklanmasını sağlıyor. Bu konuda Pomodoro metodu da göz atmaya değer.

Bir şeyler yapmak için az zamanınız olduğunda üretken misiniz? Dikkatinizi nasıl dizginliyorsunuz?

Yazan: Damon Brown

Yazının Orijinal Linki

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.