Bilim & Teknoloji Sahte Bilim

Yoksa Dünya Bir Hapishane, Ay Da Onun Gardiyanı Mı?

Yoksa Dünya Bir Hapishane, Ay Da Onun Gardiyanı Mı?
Credit: Learning-Mind

Isaac Asimov uzun zaman önce Ay’ın uzaydaki diğer herhangi bir şeyden farklı olduğunu söylemişti. Birbirinden bağımsız çalışmalar Asimov’un hesaplarını doğruladı ve Ay’ın yer çekimi özelliklerinin olağanüstü olduğunu kanıtladı. Çekimin evrensel çekim yasasına göre tam olarak Ay’ın Dünya’nın yörüngesinde kalması ve Güneş’e doğru çekilmemesine yetecek kadar olduğu bulundu.

NASA’nın halka açıklamaya tenezzül etmediği ve Ay’ın yüzeyinde gerçekleşen, ayrıca bağımsız gözlemciler tarafından asırlardır gözlemlenmekte olan yüzlerce doğa üstü olay dikkate alındığında Ay’ın bir uydudan ziyade tasarlanmış bir uzay aracı olduğu farz edilebilir. Bu gözlemlerin bazılarından bahsedecek olursak:

– Ay, Dünya’dan daha yaşlıdır. Yapılan karbon testleri Dünya’nın yaşını 4,6 milyar ve Ay’ınkini 5,3 milyar yıl olarak saptamıştır.
– Ay’ın çevresinde olup kayaç oluşumu ve iklimsel faaliyetlerden kaynaklandığı iddia edilen tozun kimyasal yapısı incelendiğinde, Ay’da bulunan kayaçlarla örtüşmediği bulunmuştur. Bu tozun kendisi, Ay’dan bir milyon yıl daha yaşlıdır.
– Ay’ın manyetik alanı bulunmamasına rağmen Ay’daki kayaçlar manyetize olmuştur.
– Ay’daki kraterlerin iç faaliyetler sonucu meydana geldiğinin kanıtları olsa da Ay, hiç yanardağlar oluşturacak kadar sıcak olmamıştır.
– Ay’ın içinin boş olduğu iddia edilmektedir.
– Yüzeydeki metaller çekirdektekilerden ağırdır. (Normalde yüzeyde daha hafif, çekirdeğe yakınlaştıkça ise daha ağır metallere rastlanması gerek.)
– Yüzeydeki metallerin %80’i titanyumdan oluşmaktadır. O kadar titanyumu Dünya’nın tümünde bile bulmak mümkün değildir.
– Meteor yağmuru ya da tektonik plaka hareketi olmaksızın Ay’da seizmik aktivite olduğu tespit edilmiştir. Hatta kızıl bir parlaklık yayan, birbirinin aynı olup kendini tekrar ederek Ay’ı Dünya’ya yaklaştıran patlamalar gözlemlenmiştir (Nikolay Kozyrev, 1958; Lowell Observatory, 1963.) Sizce de bu (bir aracın) iticilerinin çalışmasını andırmıyor mu?
Diğer binlerce gözlemin yanı sıra yukarıda yer alan açıklamalar işaret ediyor ki Ay, Dünya’nın yörüngesine şans eseri ya da doğanın bir yaratısı olarak yerleşmemiştir. Bunun herhangi bir astrofizik yasası ile de ilişkisi bulunmamaktadır.

Ay’ın Dünya’nın yörüngesine onu meteorlardan korumak için yerleştirildiğini iddia eden bir teori bulunmaktadır. Farz edelim ki böyle olmuş olsun; ama kim tarafından? Tanrı mı? Uzayda meydana gelen bir kaza sonucu mu? Dünya’yı koruma kısmını kenara koyup “Ay’ın biri tarafından oraya yerleştirilmesini” tartışalım. Zira yukarıda bahsi geçen teori de bunu bu şekilde ifade eder ve bizi tartışmaya davet eder.

Çeşitli zamanlarda belirli gerçeklere dayalı olan ve dünyamızın bir çeşit hapishane olarak yaratıldığını ileri süren teoriler üretilmiştir. Bunlardan birine göre dünyamız, türümüzün gözlemlenebilmesi için yaratılmıştır. Başka bir tanesine göre ise Dünya, spiritüel bir hapishanedir.

Bunları söyleyenlerin akıl sağlığına ilişkin endişelerimizi bir kenara bırakarak neye dayanarak bu teorileri ortaya attıklarına bir bakalım. Açık zihinlilikle, okullarda öğretilenin karşıtı bir teori ortaya atıldığında pek çok insanın kanıtlara bile bakmadan onu hemen yalanladığını hatırlayalım.

  1. Dünya, tabiatı gereği stabil olmayan bir gezegendir

Kendi başına habitatları ve uzun soluklu uygarlıkları üzerinde barındıramaz. Bunu neye dayanarak mı söylüyorum? (Minoslar, Atlantis, Pompeii, Damghan Medeniyeti, Antakya, Doğu ve Batı Roma İmparatorluğu’ndaki salgın hastalıklar gibi) zamanının çok ötesinde olan uygarlıklar sürekli depremler, yanardağ patlamaları ve diğer “doğal olaylar” ile yok edilmiştir.

İnsanlığın onu birkaç saniyede yok edebilecek kadar zayıf bir temele yerleşmesi akla yaraşır duruyor mu hiç? Başka bir neden, mesela burayı bırakıp daha iyi koşulları olan yerlere gitme imkanları bulunmaması onları buna itiyor olabilir mi?

  1. İnsanlık kendi kendini yok etmektedir

İnsanların başka insanları tolere edemediği gün gibi ortadadır. Savaşlar, saldırılar, baskınlar, cinayetler, tecavüzler, işlenen suçlar ve insanların başkalarının canını yaktığı pek çok öteki olay… Bunlar gerçekten de suçlularla dolu bir hapishanede olanların aynısı değil mi?

(Bireyler ve küçük insan grupları) küçük çaplı suçlar için hapse atılır, ancak bunların Haçlı Seferleri, Dünya Savaşları, bağımsızlık mücadeleleri, iç savaşlar, Cengiz Han, Atilla Hun gibi büyük çaplı olanları ise tarihe adını yazdırmıştır. Bu olay ve kimselerden ise tarih kitaplarında bahsedilir, okullarda onlar öğretilir. Bu size mantıklı geliyor mu?

  1. İnsanlık hep “üst bir kuvvetin” etkisinde hareket eder

Tarihin önemli figürlerinden bazılarına bir göz atalım: Büyük İskender, Şarlman, Barbarossa, Büyük Peter, Korkunç İvan, Mao Zedong, Josef Stalin, Winston Churchill, Adolf Hitler, Benito Mussolini, Khmer Rouge, Cengiz Han, Attila Hun, Julius Caesar, Francisco Pissarro, Franco ve daha listeyi uzatabiliriz. Bunların arasında 1,000,000,000 kadarı ise ölmüş bulunmaktadır. Evet, tam olarak bu kadar kişiden bahsediyoruz. Bir milyar insan “üst bir kuvvetin etkisiyle” savaşlarda hayatını kaybetti. Bir milyar ruh “yüce bir gücün” adına kurban edildi (Bu “Yüce Güç” ismi yerine artık neyin adını koymak isterseniz onu koyun).
Mahkumları kontrol etmenin en iyi yolu nedir? İçerideki grup yapılanmalarına izin vermek mi? Kara Panterler’e karşı Âri Irk mı? Mafyayla mücadele mi? Latin Amerikalıların dünyayı karşılarına alması mı?
Böl ve fethet
. Kitaptaki en eski taktiğin ta kendisi. Dünyanın tüm hapishanelerinde toplam 756,000 mahkum, çete davaları yüzünden hayatını kaybetti. Peki niçin? Bir ideoloji, ırk, bir şeyi yapma yöntemi, bir din, bir kişi… Tanıdık geliyor mu?
Asıl konuya dönmek gerekirse bir tarafta dış birtakım kuvvetler tarafından tam da olması gerektiği yere mükemmel ölçülerle koyulmuş, yüzeyinde ilginç şeyler meydana gelen Ay var, öteki tarata da tıpkı mahkumlar gibi hareket eden bir popülasyon mevcut.

Bu durumda Ay’ın, Dünya’daki mahkumları gözetmek için oraya koyulduğunu farz etmek yanlış mı?      

Yazan: Yiannis
Çeviren: Nejla Nur Güney
Yazının Orijinal Linki: https://www.learning-mind.com/is-earth-a-prison-planet-and-the-moon-its-guardian/

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

Çevirmen Künyesi

NEJLA NUR GÜNEY
Boğaziçi Çeviribilim üçüncü sınıf öğrencisiyim. Üç yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Kahveye derin bir ilgi duyduğum için iki sene baristalık yapıp çeşitli demleme metotları öğrendim. Üç senedir Japonca öğreniyorum ve mezun olmadan önce Japonya’ya değişim öğrencisi olarak gitmek istiyorum. Bir yandan freelance çevirmenlik ve (çevrimiçi) eğitimsel içerik yazarlığı yapıyorum. Erkek arkadaşımla birlikte İsveççe öğreniyor, İsveç’e yerleşme planları yapıyoruz. Hobilerim: Diller, okuma, kaligrafi, öğrenme, kitaplar, yemek yapma. Köpekleri, kirpileri ve kar tilkilerini çok seviyorum.

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.