Spiritüel

Yalnızlık Aslında Olumlu Bir Özellik Olabilir Mi?

Yalnızlık - Kolektif-Kozmos
Credit: psych2go.net

Yalnızlığı hiç pozitif bir açıdan değerlendirdiniz mi? Sanıyorum ki pek çoğumuzun aklından bile geçmemiştir bu. “Yalnızlık” kelimesi pek çoğumuza iyi şeyler çağrıştırmaz, çünkü biz onun kötü bir şey olduğuna inanırız. İnsanlar genelde bunun arkadaşsızlık, içe kapanma ve sağlıksız sosyal ilişkilerle bağlantılı olduğunu düşünür. Kendisiyle bağdaştırılan o kadar çok olumsuzluk var ki belki de bu yüzden yalnızlığı hayatın arzu edilmeyen bir yanı olarak görüyoruzdur.

Yalnızlığın pozitif bir şey de olabileceğini herkes anlayamıyor ama. Ne kadar sosyal, rahat ve arkadaş canlısı olsak da hepimiz hayatlarımızın bir bölümünde illa ki yalnız kalıyoruz.

Peki yalnızlık nasıl algılanıyor ve bizim için nasıl olumlu bir şey olabilir? İlk adım onun ne olduğunu anlamaktır. Yalnız olmak demek kimsesiz olmak demektir. Bazen insanlar kendileri bundan haz duydukları ve kendilerine daha fazla vakit ayırabildikleri için yalnız olmayı seçer (Martin, 2016). Zaman zaman yazar ve sanatçılar yalnız olmanın daha fazla yaratıcılık ve hatta üretkenlik getirdiğini de keşfetmişlerdir. Bir kişi kalabalıklar içindeyken de yalnız hissedebilir ve insan hem yalnız hem mutlu olmayı seçebilir (Taylor, Peplau & Sears, 2006). İş kişilikte bitiyor yani.

Yalnızlık, kişinin konuşabileceği ya da onu dinleyebilecek kimsesinin olmadığını hissettiği derin bir kapanmışlık hissidir. Bu “kimsenin” fonksiyonu onlara değer gördüğünü hissettirip zihinsel, sosyal ve psikolojik bir bağ sağlamaktır (Buchanan, 2012). Bu hissin sebeplerinden bazıları yeni bir yere taşınma; aileden, arkadaş ve sevdiklerinden uzakta kalma, bir ilişkinin bitmesi ve hatta fiziksel bir hastalık olabilir (Taylor, Peplau, & Sears, 2006). Durumsal yalnızlık insanları depresyona ve kötü hissetmeye itebilir. Ama en nihayetinde insanlar durumsal yalnızlıklarından kurtulur ve yeniden tatmin edici bir sosyal yaşam kurar (Taylor, Peplau, & Sears, 2006). Yine de insanların içinde bulundukları durumdan çıkamayıp bazı şeyleri değiştiremediği ve böylece uzun bir süre boyunca yalnız hissettiği zamanlarla da karşılaşabiliyoruz.

Rokach (2004) diyor ki “yalnızlık, insanların koşuşturmacalı hayatlarından bir süre uzaklaşıp kendi başlarına kalmaları ve böylece kendi iç değerlerine odaklanabilmelerine yardımcı olur, bu da daha kaliteli ve özfarkında birey demektir”. Rokach’ın (2004) çalışmasına dayanarak söyleyebiliriz ki yalnızlık bazen bizim için pozitif bir şeye dönüşebilir. Yirminci yüzyıl Amerikan roman yazarlarından Thomas Wolfe’un en mükemmel eserlerinden bazılarını (Of Time and the River, Look Homeward Angel, Youngblood Hawke) yalnızlık denizinde boğulduğu sıralarda yazdığı söylenir (Buchanan, 2012). Bu elbet herkesin bir gecede mükemmel yazarlara dönüşeceği anlamına gelmese de yalnızlık daha derin düşünme, özfarkındalık, bireysellik ve yaratıcılık gibi özellikler getirerek hayatımızı olumlu yerlere taşımamıza yardımcı olabilir (Rokach, 2004).

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Yalnızlık pozitif bir şeye dönüştürülebilir mi?

 

Kaynakça:

• Buchanan, H.A. (2012). Essays. Indiana: AuthorHouse
• Martin, B. (2016). Being Alone Without Being Lonely. Psych Central. Retrieved from:https://psychcentral.com/lib/being-alone-without-being-lonely/
• Rokach, A. (2004). Loneliness Then and Now: Reflections on Social and Emotional Alienation in Everyday Life. Current Psychology, Vol. 23, No.1, pp.24-40.
• Taylor, S.E., Peplau, L.A. and Sears, D.O. (2006). Social Psychology. 12th Edition. India: Pearson Education

 

Yazan: Writer Irene
Çeviren: Nejla Nur Güney
Yazının Orijinal Linki

 Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.
Çevirmen Künyesi

NEJLA NUR GÜNEY
Boğaziçi Çeviribilim ikinci sınıf öğrencisiyim. Üç yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Kahveye derin bir ilgi duyduğum için iki-üç sene baristalık yapıp çeşitli demleme metotları öğrendim. Japonca öğreniyorum ve mezun olmadan Japonya’ya gitmek istiyorum. Okul dışında erkek arkadaşımla birlikte İsveççe ve Almanca öğreniyoruz, kuzey ülkelerine gidip oraya yerleşmek için para biriktiriyoruz. Hobilerim: Çalışmak, çizim, yemek yapmak, dünyanın her yerinden insanlarla tanışmak. Ayrıca kitapları ve kar tilkilerini çok seviyorum.

1 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

  • uzun zamandır genel kanının aksine düşünen biriydim. sosyalleşmenin çok gereksiz olduğunu düşünür ve sosyal hiyerarşide yer alan insanlara karşı hep biraz kin duyardım. uzun süre sınıfsız bir elitizm yaşadıktan sonra var olmayı hissedebilmek için sosyalleşmenin bir gereksinim olduğunu fark ettim. deneyim paylaşmak ve paylaşılacak biri olmak gerçekten değerli bir şey.
    sosyal interaksiyonun en dışındaki ve en içindekilere zarar verdiğine inanıyorum, hem kişisel zamanı, hem de yaşadıklarını paylaşacak arkadaşı olmalı insanın.

    umarım dileğiniz gerçekleşir yazar hanım ^^ iyi günler

İş’in Geleceğine Katıl

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.