Sahte Bilim

Topluluk Karşısında Etkileyici Konuşmalar Yapmak İçin Öğrenmeniz Gereken 5 İpucu

Topluluk Önünde Konuşma- Kolektif Kozmos
Credit: Getty Images

Sahne korkunuzu yenmek istiyorsanız bu ipuçlarını takip edin.

 

Bu başarı öyküsü, heyecan verici iş fırsatlarını ve uzman-kariyer görüşlerini rahatlıkla takip edebileceğiniz The Muse sitesindenden doğdu.[i]

İş arkadaşlarıza sunum da yapsanız, yerel veya ulusal bir konferansa da katılsanız muhtemelen hep aynı tür hitabet tavsiyelerini duyarsınız. Bunlar ‘Seyircilerin karşınızda çıplak olduğunu düşünün’, ‘Sunumunuza daha fazla çalışın’ veya ‘Onlarla göz teması kurun’ gibi tavsiyelerdir.

Şirket yıllarımda, yöneticilerin davetlerde ve SXSWedu’nun finansal toplantılarında yapacakları konuşmaları yazdım veya onlara hazırlık aşamalarında yardım ettim. Bana danıştıkları zaman ben de aşağı yukarı tüm yöneticilere aynı tavsiyeleri verirdim.

Ancak bu sene, kendi işimi de kurduktan sonra, topluluk konuşmaları için önemli olan bazı noktaları tespit etmeye başladım. Geleneksel tavsiyelerin çoğu faydalıydı ancak kendi araştırmalarımla ‘Yavaş ve tane tane konuş’ gibi önerilerden çok daha farklı ve kritik başka noktaların da olduğunu fark ettim. Dikkatimi çeken bu yeni noktalar korkularımın anlattıklarımın önüne geçmesini engelledi ve iletişime geçmek istediğim insanlarla gerçekten bağlantı kurmamı sağladı.

İş arkadaşlarınızı çıplak olarak hayal edemiyor ve sunumlarınız için gerçekten işe yarayacak bir tavsiye arıyorsanız, buradaki 5 madde tam da size göre.

1-Unutmayın, Yaptığınız Konuşma Sizinle Alakalı Değil

Yaptığınız konuşmanın size sanki konuşma sizinle alakalıymış gibi hissettirmesini anlayabiliyorum. Konuyu belli bir noktaya taşıyan, sunumla ilgili bütün hazırlıkları yapan ve sürekli sunum sırasında olabileceklerle ilgili çekingenlik yaşayan kişi sizsiniz.

Ancak, aslında konu şu: Dinleyicilerinize ne öğretebilirsiniz?

Vurguyu kişiliğinizden kaldırıp vermek istediğiniz mesaja yüklediğinizde her şeyin değiştiğini fark edeceksiniz. Böylece, insanların sizin hakkınızda ne düşündüğünü daha az merak edecek ve onlara ne öğrettiğiniz üzerine daha fazla odaklanacaksınız. ‘Mükemmel’ olmaya çalışmayı bırakmalı, özgün olmaya değer vermelisiniz. Şekil hakkında daha az, içerik hakkında daha çok kaygılanmalısınız.

Kendiniz hakkında daha az düşünüp, dinleyicilerin ne anladığı hakkında daha fazla düşünmelisiniz.

En düşündürücü konuşmalarını (TED konferansları) yapanlar ve en başarılı söylevleri verenler bu yöntemi izliyorlar.

2- Korkunun Sizin Vücudunuzu Nasıl Etkilediğini Öğrenin

Ne kadar meditasyon ve pratik yaptığınız, kaç hafta önceden kendinizi sahnede düşündüğüz önemli değil. Sahneye çıkmadan önce herkes gibi siz de heyecanlanacak ve çekineceksiniz. Adrenalin damarlarınızdan vücüdunuza dağılacak. Heyecanla olan savaşınız bir anda tetiklenecek. Tabii, bütün bunlar olurken de korkmanız çok doğal.

350 kişinin gözleri üzerimizdeyken konuşmaktan çok korkarız. Tedavi etmeye çalıştığımız durum da tam olarak bu korkuyla ilgilidir. Tedavi işe yaramadığında ve kendimizi sahnede bulduğumuzda yine heyecanlanır ve panik oluruz. İnsan paniklediğinde bütün enerjisini ve ilgisini kendisine ayırmaya başladığı için sonucundan çok da memnun kalmayacağı konuşmalar yapmak zorunda kalabilir.

Bütün o değerli zamanlarımızı korkumuzu yenmeye ayırmaktansa, korkunun vücudumuzu nasıl etkilediğini öğrenmeye çalışmalıyız. Korktuğumuzda vücudumuza ne oluyor? Çok hızlı mı konuşuyoruz ya da dikkatimiz çabuk mu dağılıyor? Sahneye çıktığınızda kusacak gibi mi hissediyorsunuz?

Korkunun vücudunuza nasıl yayıldığını öğrendiğinizde, bunun için önlem alabilmeniz mümkün olacak.

3- Önlemler Alarak Korkunuzu Yatıştırın

Lindsey Stanberry ile yaptığı röportajda TED başkanı Chris Anderson etkinliklerden önce kendisi gergin hissettiğini ve bunu yenmek için merdiven arkasına geçip şınav çektiğini söyledi.[ii] Anderson’a göre adrenalinin ve gerginliğin bir kısmını bu yolla yok etmek, onun daha rahat ve özgüvenli hissetmesine yardımcı oluyor.

Yazar ve sözcü olan Simon Sinek, Entrepreneur ile yaptığı röportajda, gergin hissettiği zaman kendisine ‘Gergin değilsin, sadece heyecanlısın’ şeklinde telkin verdiğini söylüyor. Olimpiyat sporcularıyla yarışmalardan sonra yapılan röportajlara verilen cevaplardan biri Sinek’in dikkatini çekmiş. Yarıştan önce gergin miydiniz sorusuna sporcular hep “Heyecanlıydım, gergin değildim” şeklinde cevap veriyor. Sinek’e göre beynine gönderdiği bu ufak düzeltme mesajı, yapacağı konuşmaya karşı tutumunu değiştiriyor ve gerginliğinin yatıştırmasını sağlıyor.

Netflix’in eş sahibi Marc Rondolph da CNBC’de ki röportajında katılacağı etkinliklerden 15 dakika önce aşırı gergin olduğunu söyledi. Ancak ona göre sahnede geçirdiği ilk 2 dakikadan sonra, daha rahat hissetmeye başlıyor. Gergin hissettiğinde, kendine iki dakikayı atlattıktan sonra herşeyin normalleşeceğini hatırlatıp kendini rahatlatıyor.

Hiç kimse korkularınız nasıl yatıştıracağınızı sizden daha iyi bilemez. Bu yüzden size korkunuzu tanımanızı ve korktuğunuz zaman vücudunuzda neler olduğunu öğrenmenizi öneriyorum. Daha sonrasında, sizi rahatlatan eylemleri de içeren bir plan oluşturabilirsiniz.

Örneğin, ben bir maden suyu içmek için her zaman yemekten sonra mideme 20 dakikalık bir boşluk yaratmaya çalışırım. Bu belki duyduğunuz en saçma yatıştırma yöntemi olabilir ama benim için işe yarıyor.

4- Arkadaş Canlısı Olmayan İnsanlara Karşı Hazırlıklı Olun

Birkaç hafta önce L.A’de ki bir etkinlikte sahneye çıktığımda, arkadaş canlısı olmayan bazı gözlerle karşılaştım. Hepiniz insanlara ‘konuşmacılar arasından birini seç ve dikkatini ona ver’ şeklinde tavsiyeler veren hitabet uzmanlarını bilirsiniz. Ancak, bu tavsiyenin göz ardı edilmiş çok önemli bir eksikliği var. Topluluğun içinde kafa sallayarak sizi onaylayan, anlattıklarınızı dinlediğini belli eden parlak yüzler ve cesaretlendirici gülümsemelerin yanında mutlaka sahneden hemen inmenizi isteyen yüzler de olacak.

İsterseniz 40 kişiye isterseniz 4000 kişiye karşı konuşuyor olun, kalabalığın içinde arkadaş canlısı olmayan bazı yüzler mutlaka göreceksiniz. Eğer bütün enerjinizi bu insanları kazanmak için harcarsanız, dikkatinizin dağılmasına ve kafanızın karışmasına neden olursunuz.

Bu insanların var olduklarını önceden kabul edip ona göre davranmanız ve planlarınızı topluluğun içinde sizi dinleyen, size kafa sallayan ve gülen insanlarla göz teması kurmak üzerine yapmanız sizin için daha faydalı olacaktır.

5- Serbest Bir Anlatımı Benimsemekten Kaçınmayın

Powerpoint sunumunu okuyan konuşmacıyı kim sever ki? Basitce ‘hiçbir dinleyici’ diyebiliriz.

Hazır hissettiğinizi ve konuşmayı yaparken hiç birşeyi unutmak istemediğinizi biliyorum fakat bir saat boyunca  yalnızca elinizdeki notları okur, dinleyicilerin sizinle iletişim kurmasına izin vermezseniz, anlatmak istediğiniz konunun etkisi azalır.

Birkaç hafta önce L.A’de bir etkinlik sırasında, kendi tavsiyelerimi dinlemedim. Saatlerce sürecek oturumlar boyunca dinleyiciye ciddiyetle aktarmam gereken pek çok konu vardı. Bu yüzden ben de kendi tavsiyelerimi dinlemedim ve kendime örnek bir metin yazıp onu okumadan konuyu anlatmak için gerçekten çabaladım.

İlk 15 dakıka içinde, bılgısayarım bozuldu ve kapandı. Kendimi toparladıktan sonra konuşmama doğaçlama devam ettim ve çok daha iyiydim. Evet, belki bazı şeyleri unuttum. Evet, belki iki kere ne söyleyeceğimi düşünmek için durdum. Ancak asıl anlatmak istediğim noktaları özgün bir şekilde, konuya odaklanarak anlattım ve dinleyicelere vermek istediğim mesajı daha başarılı bir şekilde verdim.

İşte benim size tavsiyem: Temel noktaları slayta yazın. Elinize dinleyicilere anlatmak istediğiniz ana başlıkların olduğu bir kağıt alın. Çalışın. Çalışın. Çalışın. Bundan sonra- sahneye çıktığınızda-aklınızda bir şey yokmuş gibi hissetseniz bile- bildiğiniz materyallere güvenin, çünkü asıl anlatmak istediğiniz şeyler onlar. Sonra sadece konuşmaya başlayın.

Eğer daha önce hiç büyük bir topluluğun önünde konuşmadıysanız ve bunun için doğru zamanın gelmesini bekliyorsanız, doğru zaman diye bir şeyin olmadığını bilmelisiniz. Eğer konuşma yapmayı çok istediğiniz bir endüstri konferansı, sahnede olduğunuzu gözünüzde canlandırdığınız yerel bir etkinlik ya da önderlik etmek istediğiniz bir takım sunumu varsa; kendinizi öne çıkarın ve bu iş için adaylığınızı koyun. Başlangıçta çok korkacaksınız. Ancak verdiğim bu tavsiyeleri  gerçekten dinlerseniz, siz de çok başarılı bir konuşmacı olacaksınız.

 

Bu yazı orijinalinde inc.com‘da Alex Honeysett tarafından kaleme alınmıştır.

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

Bir Yorum Yazın

Yorum yazmak için tıklayın

İş’in Geleceğine Katıl

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.