Spiritüel

Toksik Bir İlişkiden Nasıl Kurtuluruz?

Toksik Bir İlişkiden Nasıl Kurtuluruz?
Credit: psych2go.net

Benden iki tane var. İki ya da çoklu kişiliğim var demiyorum. Yani iki farklı insan gibi davranıyorum. En son toksik ilişkimde, partnerim yanımda yokken olan “ben” ve yanındayken olan “ben”.

Onunla tanışmadan önce, hayata karşı vurdumduymaz, mutlu bir bakışım vardı. İçinde büyüdüğüm kişiye güveniyordum ve gerçekten kendimi seviyordum. İlişkimizin başlangıcında güvende, saygı duyulan, ilgi gösterilen biri gibi hissediyor, kendim olduğum için özgür olduğumu düşünüyordum. Birlikteyken “biz” ile mutluydum.

Sağlıklı ilişkinin işaretleriydi bunlar. Kendinizle olduğunda sizi iyi hissettiren biriyle birlikte olmak istiyorsunuz. Sizi dinleyen, hislerinizi anlamak için en azından çaba harcayan biri. Partneriniz hayallerinize tutunmanız için sizi cesaretlendirmeli ve güçsüz hissettiğinizde size destek olan gücünüz olmalı.  Aynı şekilde siz de partnerinize bunları sağlamalısınız. İki taraflı olmalı.

Yolunda gitmediğinin sinyalleri

İlişkim kendi akışında gidiyordu, berraktı ve nerdeyse kusursuzdu (kimse kusursuz ilişki yaşamıyor) ve bana evlenme teklifi etti. Mutluydum, heyecanlıyım ve aşıktım. Hayatımı birlikte geçirmek istediğim başka biri olamamıştı ve 8 ay sonra birlikte hayatımıza başladık.

Geriye baktığımda, evliliğin ilk aylarında bir şeylerin yolunda gitmediğini görebiliyorum. Kendimden emin olmadığımı hissetmeye başlamıştım. Onunla günümü paylaştığım için heyecanlıydım, işten eve gelmesini bekliyordum. Kapıdan eve girişini izlerken duyduğum sevincin yerini giderek korku ve endişe duygusu aldı. Yorgun, üzgündüm ve onu mutlu etmek için yeterince iyi olmadığımın nedenini merak ediyordum. Yine de seviyordum onu ve o da beni sevdiğini söylüyordu. Bir şeyleri yoluna koymak için yeterli olmalıydı bu.

“Üstesinden gelebilirim. Güçlüyüm. Beni nasıl hissettirdiğini anlatacağım ve artık bunu yapmaktan vazgeçecek.”diye düşündüğümü hatırlıyorum. O zamanlar bilmiyordum ama bu ilk düşünceler ve hisler aynı zamanda daha büyük bir problemin de ilk işaretleriydi. Birkaç yıl boyunca çözülmeyecek bir şeydi bu. Duyduğum acı hiçbir zaman kasti yapılan bir şeyin sonucu gibi görünmedi ve beni kötü hissettiren dediği ya da yaptığı şeyler nedense benim hatam oldu. Onu görmeyi, duymayı, düşünmeyi seçtiğim bir yoldu her zaman. Bir süre böyle devam etmeyi denedim. Çıkmazdaydım neredeyse ve kalan son enerjimi tüketmişti. Duygusal, zihinsel ve fiziksel olarak bitkin hissettim.

İlişkimiz yanlış olan çok şey vardı. Şu an işaretlerini görebiliyorum, geriye baktığımda. Keşke neyi arayacağımı bilmiş olsaydım.

İlişkinizle ilgili kendine sorabileceğiniz birkaç soru var aşağıda. Yanıtlar eğer tek taraflı, sağlıksız bir eşleşme olduğunu gösteriyorsa, kendinizi kurtarmak ve hayatınıza devam etmek en iyisi. Sağlıklı ilişkileri beklemeye değer.

  • Çok az karşılığını alarak hep zamanınızı, enerjinizi ve kendinizi veriyor musunuz?

Bu sizde olumsuz ve dargın bir his yaratacaktır.

  • Fikirlerinizle ve hislerinizle partnerinize güveniyor musunuz? Seçimlerinizin destekleneceğine inanıyor musunuz? Partnerinizin ilişki için doğru seçimler yapacağına inanıyor musunuz?

Bu davranışlar sizi güvende hissettirmeyecektir.

  • Partnerinizin hayata karşı olumsuz bakış açısı var mı? Her durumda olumsuz bir nokta görüyor mu?

Bu tip davranış sizi yetersiz hissettirecek ve kendinize güveninizi zedeleyecektir.

  • Eleştirel ve peşin hükümlü mü?

Bu davranışlar eleştirilmemek için bazı şeyleri saklamanız ya da yalan söylemeniz gerektiğini hissettirecektir.

  • İletişim çift yönlü mü yoksa sadece bir kişi mi konuşuyor?
  • Ondan uzak dururken ya da ikiniz de birbirinizden kaçarken mi buluyorsunuz kendinizi?

Temel inançlarınız, düşünceleriniz, hisleriniz ve aklar kurallarınız; olduğunuz kişinin tam merkezindedir ve saygı duyulmayı hak ediyor.  Kendinizi küçümsenmiş, güvenilmez hissettiğinizde, partnerinizin istediği gibi olmaya çalışarak kendinizi değiştirmeye başladığınızda toksik bir ilişkidesiniz demektir.

  • Dipte olduğumu ve ilişkinin tüm potansiyelimi kullanarak gelişmeme hiç izin vermediğini biliyordum. Gerçek mutluluğu hiç bilmezdim ya da bir sevdiğinin ve arkadaşının olması nasıl bir şeydi bilmiyordum. Kalmayı seçerek aynada gördüğüm insana fazla önemsemeden hayatımın geri kalanını yaşamayı seçtiğimi de biliyordum. Bir tarafım gitmek istiyordu, diğer tarafım her şeyin yoluna gireceğine dair bir umutla kalmam gerektiğini düşünüyordu.

Peki gemiden nasıl atlayacağız?

Toksik ilişkidem kurtulmak kolay değil. Savaşı kazanmayı umut ederek ipin size ait ucunu ikiniz de çekiştirmeniz için dinamikler zaten oluşturulmuş. Fark etmediğiniz ve asla fark etmeyeceğiniz şey, her biriniz bir adım attığınızda ipin düşeceğidir.

Şimdi, durumunuza dönüp objektif bakmak zorundasınız. Var olan problemi ve bu şekilde yaşamanız için yeterli zamanı verdiğinizi fark etmenizin zamanı geldi. Muhtemelen bir süredir bu ilişkinin sizi mutsuz ettiğini biliyorsunuzdur.

Bir sonraki adımda, kesin kararınızı vermelisiniz ve kararınızı harekete geçirmeye hazır olana kadar bekleyin. Bundan vazgeçemezsiniz yoksa partneriniz sizi tekrar zehrin içine çekecektir.

Kararı verdiğinizde ve eyleme geçirdiğinizde, sakın tekrar düşünmeyin ya da ikinci bir seçeneği sorgulamayın. Artık bitti ve geriye dönmek yok.

Nasıl bu durumdan kurtulacağınıza ilişkin bir arkadaşınızla ya da bir tanıdığınızla ön hazırlığını yapabilirsiniz. Sizi ayrılmaktan vazgeçirmek için partneriniz ne yapardı ya da ne söylerdi? Nasıl karşılık verirdiniz?

Tüm “Üzgünüm” türevi cümlelerle bu durumu yönetmeye ve partnerinizin sizi vazgeçirmek için yapacağı anlaşmalara karşı hazırlıklı olmalısınız. Suçlu hissetmeniz için utanç verici sözcükleri tüm gücüyle söyleyecektir ve bu işe yaramadığında öfkelenecektir.

Ve hoşçakal deme zamanı

Hayatımda daha çok şey istediğime karar verdim. Sevilmek, saygı duyulmak, değer görmek gibi bir şey olduğunu biliyordum. Dünyama neşe ve mutluluk getiren birini hak ediyordum. Beni sevecek ve bana arkadaş olacak birini istiyordum.

Hayatımın diğer yarısını mutsuz bir şekilde yaşamamaya kararlıydım. Hayatımın ilk yarısını yaşadım ve hoşçakal dediğim günle bitmişti. Yine de neden ayrıldığımı gerçekten anlamadı. Şaşırmadım. Benim kim olduğumu gerçekten bilmediği için anlamadı. Ufak detaylara hiç gereken önemi göstermedi, konuşurken beni hiç dinlemedi ve iletişimde rahatsızlık duymadı.

Malcom in the Middleton dizisinin son bölümünden aldığım son sorumu sordum. Anne ve baba dışarda şiddetli yağmurda kavga ediyorlardı, anne babaya döndü ve “Bende sevdiğin 5 şeyi söyle, kalayım” dedi. Hızlıca yaklaşık oniki tane söyledi ve bölüm mutlu sonla bitti.

Ben 3 tane söylemesini istedim ve hiçbir şey söylemedi. Gitme vaktiydi. Artık hayatımda bu değişikliği yapmaktan korkmuyordum.

Hayatımda vermiş olduğum en iyi kararlarımdan biriydi. Mutluluk hiç çaba göstermeden geldi ve kendimi o kadar özgür hissettim ki… Böylesi acınası bir duruma kendimi asla tekrar sokmayacaktım.

Değişim nadiren kolay olur. Gerçekten mutlu olmasak da güvende hissettirdiğini bildiğimiz şeyle yetiniyoruz ve bu şekilde yaşayarak kendimize zarar veriyoruz.

Kendimize inanmayı öğrendiğimizde, toksik ilişkinin yaşattığı kalp acısından daha fazlasını hak ettiğimizin farkına varmış oluruz.

Yazının Orijinal Linki

Çeviren: Berna Tonus

Çevirmen Künyesi

Marmara Üniversitesi İngilizce Mütercim Tercümanlık mezunuyum. Ancak mesleğimi farklı bir alanda sürdürmekteyim, İnsan Kaynakları İş Ortağı olarak çalışıyorum. Uzun zamandır psikolojiye olan ilgim nedeniyle buna yönelik kitaplar, makaleler ve yayınları takip ediyorum. Şu an almakta olduğum koçluk eğitimiyle biraz da olsa psikolojiye dokunmuş oldum. Kuantum düşünme, farkındalık ve bilinç konularıyla ilgili her geçen gün yeni şeyler öğrenmekten çok büyük keyif alıyorum.

Bir Yorum Yazın

Yorum yazmak için tıklayın

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.