Yarat & Üret

Tasarlayıcı Düşünme: Problemleri Bir Tasarımcı Gibi Çözmeyi Öğrenin

Parlak Fikir- Kolektif Kozmos

İyi bir tasarımın amacı problemleri çözmektir.

Düşünün. Doğu Afrika’da bir şirket için çalışıyorsunuz. Çalıştığınız şirket yerli çiftçilerin tarla sulanması için kullandığı bir tür pompa satmakta. Yıllarca çalıştıktan sonra fark ediyorsunuz ki bu pompalar bazı bölgelerde çok satılırken bazı bölgelerde hiç satılmıyor. Sizin göreviniz ise satışın az olduğu yerlerde satışları arttırmak.

Ne yaparsınız?

Tasarlayıcı Düşünme problem çözmeye yönelik bir yaklaşımdır. Bu konsept yıllardır da bilinmektedir. Ancak tasarım danışmanlığı yapan IDEO, bu süreci analitik problem çözme yaklaşımına bir alternatif olarak görerek son 5-10 yıldır desteklemektedir.

IDEO’nun başkanı ve CEO’su Tim Brown, tasarlayıcı düşünmeyi şöyle tanımlamaktadır:

“Tasarlayıcı düşünmenin amacı gözlemlenenleri kavramak ve kavranılanları hayatımızı kolaylaştıracak ürün ve hizmetlere dönüştürmektir.”

Hayatı kolaylaştırmak tasarlayıcı düşünme sürecinin en önemli hedeflerinden biridir. Hatta belki de tek hedefi budur: İnsan ihtiyaçlarını ön plana koyarak problemlere yenilikçi, yaratıcı çözümler getirmek.

Tasarlayıcı düşünme Doğu Afrika’da sulama pompası satan şirketin de yardımına koşmuştur. Bu yöntemle ürünlerinin bazı bölgelerde neden satmadığını tespit edebilmişler ve bu duruma bir çözüm getirebilmişlerdir. Tabii, çözümün ne olduğunu öğrenmek istiyorsanız okumaya devam etmelisiniz.

Peki, tasarlayıcı düşünme nedir tam olarak ve problem çözmede nasıl kullanılır?

Geleneksel Problem Çözme Yöntemlerine Karşı Tasarlayıcı Düşünme

“Tasarlayıcı düşünme; tasarımcının elindeki malzemeleri kullanmasıyla insanların ihtiyaçlarını, teknolojinin sunduğu imkanları ve başarılı bir girişimin gerekliliklerini bir araya getirmesinde kullanılan insan odaklı yenilikçi bir yaklaşımdır.”

– Tim Brown

“Geleneksel” problem çözme yöntemi çoğunlukla metodolojiktir; neredeyse bilimsel bir yöntem izler: Problemi tespit et, çözüm için atılacak adımlara ve kullanılacak araçlara karar ver, yaptığın planı uygulamaya koy ve istenen sonuca ulaşmayı bekle.

Gayet açık ancak her zaman esnek, yenilikçi ve verimli bir yöntem değil. Ya yapılan tanım sorunun gerçek kaynağı değilse? Peki ya izlenen adımlar doğru sonuca götürmezse?

Tasarlayıcı düşünme öncelikle probleme değil gözleme odaklanır. Problemin kendisinden çok problemin ortaya çıktığı kültürü ve bağlamı; ayrıca insanların neye ihtiyaç duyduğunu inceler.

Doğu Afrika’da sulama pompası satan şirket çözüme düşük satış oranları problemini analiz ederek ulaşamamıştır.  Sorunun asıl nedenine takım elbiseli insanların bir New York plazasında grafikler ve ekonomik öngörüler üzerinde 8 saat boyunca beyin fırtınası yapmalarıyla da ulaşılmamıştır. Çözüm pompaları satın almayan insanlar ve parçası oldukları kültür üzerinde derin bir gözlem yapılınca ortaya çıkmıştır.

5 Tasarlayıcı Düşünme İlkesi

Bu kısım Stanford Tasarım Enstitüsü “Tasarlayıcı Düşünme: Süreç Rehberi” bölümüne dayanmaktadır.

IDEO ve Stanford Üniversitesi Tasarım Enstitüsü’nü  (bir diğer adıyla “d.school”) kuran David Kelley tasarlayıcı düşünme sürecini aşağıdaki unsurlara ayırmıştır.

1) Empati kurma

2) Tanımlama

3) Kavrama

4) Model üretme

5) Test etme

 

1. Empati Kurma: Hedef Kitlenizi Anlayın 

Her problem insan faktörünün etkili olduğu bir bağlamda oluşur. Tasarlayıcı düşünme sürecinde empati kurmak hedef kitlenizin inançlarını, değerlerini ve ihtiyaçlarını anlamak demektir. Hedef kitlenizi izleyerek, dinleyerek ve anlayarak gözlemlemeli; hedef kitleniz veya müşterilerinizle etkileşim halinde olmalısınız.

Doğu Afrika’daki şirketimizin durumunda, empati kurma aşaması pompa satışlarının yüksek olduğu yerlerdeki kültürel normların, satışların düşük olduğu yerlerdeki kültürel normlardan farklı olduğunu ortaya koymuştur.

 

2. Tanımlama: Bir Görüş Ortaya Koyun

Şimdi sıra hedef kitlenizden öğrendiklerinizi kavramları, bağlantıları ve kalıpları kullanarak derlemeye; problemi tanımlamaya ve çözüme doğru ilerlemeye geliyor. Topladığınız bütün bu bilgilerin ortak bir yönü var mı? Ayrıca bu bilgiler hedef kitleniz ve onların ihtiyaçları hakkında neler söylüyor?

Tasarlayıcı düşünmenin bu aşaması görüş ortaya koyma (POV) olarak tanımlanır. Bu durumda görüş, hedef kitleniz hakkında öğrendiklerinizi özetleyen ve hedef kitlenizin ihtiyaçlarını ortaya koyan ifadelerdir. Sonunda ulaşacağınız çözüm(ler) bu görüşe (POV) dayanacaktır.

Doğu Afrika’daki şirketimize dönecek olursak, tanımlama süreci şu gerçeği açığa çıkarmıştır: Su pompası satışlarının düşük olduğu bölgelerdeki kültürel normlara göre kadınların herkesin içinde kalçalarını sallaması (su pompasını kullanmak için gerekli olan bir hareket) uygunsuz karşılanmaktadır.

 

3. Kavrama: Olası Çözümlere Odaklanın

Kavrama aşaması bir dolu fikir üretmeyi kapsar. Bu aşamada akla gelebilecek her türlü fikir değerlendirilir. Amaç iyi fikirleri kötü fikirlerden ayırmak ya da mükemmel çözümü bulmak değil, olabildiğince çok olasılık bulabilmektir.

Kavrama aşamasının temel özelliklerinden biri işbirliği ve katılım gerektiren bir süreç olmasıdır. Bu özellik herkesin kendine özgü bir yaratıcılığının olduğu noktasını vurgular. Beyin fırtınası süreci mümkün olduğunca çok fikir ve bakış açısının aynı problemi çözmek için bir araya gelmesiyle sağlıklı bir şekilde yürütülebilir.

Doğu Afrika’daki şirketimiz kavrama aşamasında kalça sallama hareketine ihtiyaç duymadan çalıştırılabilen bir pompanın tasarlanmasına ve üretilmesine odaklanma eğilimi göstermiştir.

 

 4. Model Üretme: Birden Çok Çözüm Deneyin

Kavrama sürecinde ideal olan birden fazla çözümün üretilmesidir. Model üretme sürecinde ise amaç bulunan en iyi çözüm yollarını denemektir. Stanford Tasarım Okulu’na göre yapışkanlı notlardan oluşan bir duvardan, fiziksel/dijital bir objenin resimli taslağına ya da karşılıklı faaliyetlere kadar her şey bir model oluşturabilir.

Model oluşturma süreci problemin iyice açığa kavuşturulmasına ve daha önce akla gelmeyen yeni görüşler ve yeni çözümlerin ortaya çıkmasına katkı sağlayacaktır. Hedef kitlenizin ya da kullanıcıların oluşturulan modellere göz gezdirip geri bildirim yapması da test etme aşaması için iyi bir hazırlıktır.

 

5. Test Etme: Hedef Kitleniz İçin En İyi Çözümü Bulun

Test etme olası çözümleriniz ve hedef kitleniz hakkında daha çok şey öğrenmenize yardımcı olur. Bu aşamanın başarılı olup olmaması sizi önceki diğer dört aşamaya geri götürebilir: Problemi doğru bir şekilde tanımlayamadığınızı veya hedef kitlenizi yanlış anladığınızı fark edebilir; tekrar başladığınız yere dönebilirsiniz. Bunun yanı sıra yalnızca ürettiğiniz modelde düzenlemeler yapmanız gerekebilir. Büyük olasılıkla test etme aşaması daha iyi modeller üretmenize katkı sağlayacaktır.

Empati kurma aşamasında olduğu gibi burada da işin sırrı hedef kitlenizi gözlemlemek ve/veya dinlemektir. Modeli açıklamak yerine kullanıcıların onu kendi kendilerine incelemelerine olanak sağlayın. Kullanıcı ve model arasındaki etkileşimi gözlemleyerek modelin hangi unsurlarının işe yaradığı ya da hangilerinin işe yaramadığı üzerinde önemli bulgulara ulaşabilirsiniz. Sonra ise kullanıcıları soru sormaya ve deneyimleri hakkında geri bildirim vermeye teşvik edebilirsiniz. Kullanıcılara karşılaştırabilmeleri için birden fazla model sunmak da faydalı bir yöntemdir.

Daha önce bahsedildiği üzere, tasarlayıcı düşünme sürecinin her aşaması tekrar edilebilir, bir aşamaya ihtiyaç duyulduğunda geri dönülebilir veya aşamaların sırası değiştirilebilir. Bu süreç her zaman doğrusal ve katı değildir. Sonuç olarak amaç her çevrenin ve her projenin kendine özgü gerekliliklerine ayak uydurmayı sağlamaktır.

Doğu Afrika’daki şirketimiz sonuç olarak test sürecinde kalça sallama hareketine ihtiyaç duymadan çalışan bir pompa üretiminde karar kılmış ve bu ürünün satışları hızla artmıştır.

 

Tasarlayıcı Düşünme: 5 Vaka Analizi  

Bazı büyük ve küçük şirketler daha yenilikçi, daha müşteri odaklı bir atmosfer yaratabilmek için tasarlayıcı düşünme yöntemini seçmişlerdir. Aşağıdaki vaka analizlerinde tanıdık işletme ve şirketlerin büyük başarılar elde etmek için tasarlayıcı düşünme yöntemini nasıl kullandıklarını göreceksiniz.

1. PepsiCo

2012 yılında PepsiCo’nun ilk tasarım müdürünü işe almasından sonra CEO Indra Nooyi bir röportajda “şimdi ‘tasarım’, şirketin aldığı nerdeyse her önemli kararda göz önünde bulundurulmaktadır” demiştir.

Peki, bu şirket düşen satış oranlarının önüne geçmek ve büyümeyi sağlamak için tasarlayıcı düşünmeyi ne şekilde kullanmıştır? Nooyi’ye göre, bu yöntem şirketin ürün tasarımından ziyade müşteri deneyimi tasarımına odaklanmasının önünü açmıştır. Böylece şirket müşterilerin marka ile olan ilişkisine ve genel müşteri deneyimine odaklanmaya başlamıştır. Nooyi’nin belirttiğine göre önceden böyle bir durum söz konusu değildi.

Artık tasarlayıcı düşünme ile ilişkilendirilen tasarım ve müşteri deneyimi PepsiCo’nun izlediği stratejilerin önemli bir parçasıdır. Örneğin şirketin kadınlara yönelik yeni pazarlama stratejilerine bakın. İlerleyen günlerde Nooyi şirketin kadın odaklı ürünlerin tasarımı ve pazarlanmasında “ince ve pembe” yaklaşımının benimsenmiş olacağından emindir. “Doritos’u, örneğin pembe bir Susan G. Komen paketine koyuyoruz ve bu ürün kadınlara yönelik diyoruz. Kötü bir yaklaşım değil fakat bir kadının atıştırmalık bir üründe görmek istediği daha çok şey vardır.”

Nooyi kadınların bu beklentilerini açıklamaya şöyle devam eder: “Kadınlar, birçok erkeğin aksine ürünün ne kadar leke bıraktığıyla ilgilenirler.” Nooyi’nin yorumları empati kurma ve kavrama sürecine dayanan bir karar alma mekanizmasını işaret etmektedir.

Sonrasında ise bu düşünce uygulamaya konulmuştur. PepsiCo, kadınların ürünlerine olan ilgisini arttırmak için Çin’de sıradan ambalaj paketi yerine tepsi görevi gören bir bölümü olan metal bir kutuya konulmuş yeni bir Doritos serisini piyasaya sürmüştür. Nooyi’ye göre “artık bir kadın atıştırmalık bir şeyler istediğinde çekmecesini açıp tepsiden cipsini yiyebilir. Daha fazla yemeyecekse de tekrar yerine koyabilir. Bunun yanında bu ürün daha az ses çıkarmaktadır. Kadınlar diğerlerinin yanında çok ses çıkararak bir şeyler yemeyi istemezler.”

PepsiCo’nun yeni yaklaşımını şirketin Tasarım Müdürü Mauro Porcini şöyle özetlemiştir:

“Tasarım ürünle ilişkilendirilen estetik ve maddesel elementlerden çok daha fazlasıdır. İnsanların isteklerine, ihtiyaçlarına ve hayallerine odaklanır; sonrasında ise markanın etkin olduğu her yerde müşterilerine uygun deneyimler yaratmayı hedefler.”

2. Ericsson’nun Innova Sistemi

Ericsson sahip olduğu ağ örgüsü ile dünyadaki mobil trafiğin tahmini %40’ını oluşturan dünya çapında bir telekomünikasyon şirketidir. Ericsson birçok çalışanı olan büyük bir işletmedir ancak şirketin tamamındaki problem çözme takımını, tasarlayıcı düşünme platformu Innova’nın çatısı altında toplamayı başarmıştır.

Innova, Ericsson çalışanları arasındaki yenilikçiliği arttırmak için kurulmuştur. Yeni fikirler üreten bir start-up gibi işleyen şirket içi bir programdır. Innova’nın strateji şefi ve Kuzeydoğu Asya geliştirme sorumlusu Erik Chang ile yapılan bir röportajda Innova’nın 4000 yeni ürün fikri üreten 6000 kullanıcısı olduğu belirtilmiştir. Bu fikirlerin yaklaşık 500 tanesi sermaye bulmuş, 5 tanesi ise gerçek bir ürüne dönüştürülmüştür.

Fikirler farklı kaynaklardan geldiği için Innova’nın tasarlayıcı düşünme sürecinde empati kurma aşaması atlanır, kavrama aşaması ise kişisel seviyelerde uygulanır. Innova sistemi klasik tasarlayıcı düşünme sürecini biraz değiştirerek çalışanların yaratıcılık potansiyellerini vurgular ve yeni kâr sağlayacak fikirlerin geliştirilme sürecindeki katılımcılığa odaklanır.

3. Gates Vakfı

Doğu Afrika’da su pompası satan şirket hakkındaki makalemizin hikayesini biliyorsunuz. Hikayedeki şirket gerçekten vardır ve bu şirket Bill ile Melinda Gates tarafından kurulmuş, kâr amacı gütmeyen Gates Vakfı tarafından desteklenmektedir. Bu makalede Melinda Gates vakfın tasarlayıcı düşünmeyi neden çok önemli olarak gördüğünü ve bu yöntem sayesinde nasıl çok şey elde edildiğini açıklamaktadır.

Gates’e göre en kullanışlı ve verimli projeler çoğunlukla lüks laboratuarlarda değil, insanların ihtiyaçlarını ve hayatlarını kolaylaştırmayı göz önünde bulunduran düşünme süreçleri sırasında tasarlanır.

4. ABD Gaziler Kurumu

Gaziler Kurumu Innovasyon Merkezi (VACI) hizmet ettiği gazileri daha iyi anlayabilmek için tasarlayıcı düşünme unsurlarından yararlanmaktadır. 2014 yılında VACI gazilerin kurum ile nasıl bir etkileşim halinde olduklarını ve bu etkileşimin nasıl geliştirilebileceğini anlama yöntemi olan insan odaklı tasarımın verimliğini belirlemek için çalışmalar yapmıştır.

Bu araştırma süreci büyük ölçüde tasarlayıcı düşünmeden faydalanırken yöntemin aşamalarından bir kaç tanesi kurumun amacına uygun olacak bir şekle uyarlanmıştır. Örneğin:

  • Yüz yüze yapılan görüşmelerle gazilerin görüşleri ve deneyimleri hakkında fikir edinme (gözlem ve etkileşim yoluyla empati kurma)
  • Gazilerin kurum ile ilgili görüşlerine dair öğrenilenleri derleme (sorunu tanımlama)
  • Gazileri online servisleri kullanırken gözlemleme (çözümü test etme).

Sonuç? Kurumun araştırma raporlarına göre gazilerin memnuniyetini sağlayacak yalnızca tek bir çözüm bulunmamakla beraber; yapılan araştırma göstermektedir ki insan odaklı tasarım, kurumun hedef kitlesinin isteklerini, motivasyonlarını ve ihtiyaçlarını daha iyi anlayarak onun daha verimli işlemesine katkıda bulunabilir.

5. Samsung

Tasarım odaklı bir marka olmadan önce Samsung, diğer şirketler için ucuz ve taklit elektronik aletler üretmekteydi. Ürünler mühendisler tarafından fiyat ve performans ölçütleri dikkate alınarak üretilir; tasarımcılara ise sadece üretim sürecinin sonunda ürünleri tüketici dostu göstermek için ihtiyaç duyulurdu.

1996 yılında Samsung grubunun başkanı Lee Kun-Hee şirketin yenilikçiliğiyle anılabilmesi için tasarıma üretim sürecinde öncelik vermesi gerektiğine karar vermiştir. Şimdi ise aradan 10 yıl bile geçmemişken şirketin birçok tasarım ödülü almasını sağlayan 1600 tasarımcısıyla Samsung, dünyadaki bir numaralı teknoloji markalarından biri olmuştur.

Merkezi Güney Kore’de bulunan Samsung’un tasarım ekibi, Kore’deki ve Japonya’daki iş insanlarının cep boyutundaki defterlere not aldıklarını veya programlarını bu defterlere kaydettiklerini fark etmişlerdir. Bu gözlem tüketici davranışının kavranmasını sağlamış, kalemi olan “akıllı ajanda” fikrinin yolunu açmıştır. Bu ürün Samsung’un mevcut akıllı telefonlarından daha büyük, tabletlerinden ise daha küçüktür ve yazı yazmak için idealdir. Model üretme ve test etme yöntemlerinden sonra ortaya çıkan ürün dünya çapında başarıya ulaşmış Galaxy Note serisidir. Bu başarıya giden yol da tasarlayıcı düşünme süreciyle başlamıştır.

Samsung’un baş tasarımcılarından biri olan Kyungmook Kim’in katkıda bulunduğu bir makale 2015 yılındaki tasarım anlayışını şöyle açıklamaktadır: “Tasarımın şirketin (Samsung’un) ne kadar önemli bir unsuru olduğu gerçeği ileri gelen yöneticilerin şirketin geleceğini öngörmek için tasarımcılara danışmasından anlaşılabilmektedir.”

Tasarlayıcı Düşünmeye Giriş

Tasarlayıcı düşünme dünyasına adım atmak istiyorsanız, Stanford Tasarım Okulu size tasarlayıcı düşünme sürecinin 5 aşamasını da kullanacağınız minik bir tasarım görevini de barındıran ücretsiz 90 dakikalık bir video kursu sunmaktadır. Ortağınızı (veya ekibinizi) toplayın, yaratıcılığınızı geliştirmeye hazırlanın! (Tasarım deneyimi gerekmemektedir.)

 

Tasarlayıcı düşünme sürecini işinize veya girişiminize çoktan dahil ettiniz mi? Deneyimlerinizi ve bilgilerinizi bizimle aşağıdaki yorumlar bölümünde paylaşabilirsiniz.

Bu yazı orijinalinde canva.com‘da Janie Kliever tarafından kaleme alınmıştır.

İş’in Geleceğine Katıl

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.