Spiritüel

Ruhunu Besle – İnsan Beyni

Yaklaşık 7 ay önce yazdığım “insan beyni – 1. Bölüm” isimli yazıdan sonra uzunca bir es verdim. Bu arayı vermemin birçok sebebi varken, birçok da sonucu oldu. Bu doğrultuda edindiğim tecrübeleri de paylaşmak istedim. Daha önce yazdığım salt fizyolojik yazıların aksine spiritüel ve felsefi konulara da değinmemin daha uygun olacağını düşünüyorum. Nitekim bilim, henüz her şeyi açıklayabilir ya da anlamlandırabilir boyuta ulaşmadı.

Bilimin ispat edemediği için reddettiği bir kavramdan bahsetmek istiyorum; Düalizm. Düalizm, ikililiği ifade eden bir terimdir. Bu ikililik, bir bütünün iki farklı (genelde zıt) parçalardan oluştuğunu ifade eder. İyilik-kötülük, aydınlık-karanlık veya uzak doğu öğretilerindeki yin-yang gibi… Aynı düşünceden yola çıkarak, felsefi ve dini olarak insanın da ikili bir varlık olduğu noktasına varabiliriz. Fiziksel varlığımızın yanı sıra ruhani bir varlığımızın da olması gibi…

Yin Yang Sun Moon Tattoo 1000+ Images About Yin And Young On Pinterest | Sun, Mandalas And

Ruh ve beden ikililiğine gelmeden önce zıtlık kavramına değinelim. Aydınlık bir günün ne kadar aydınlık olduğunu anlamak için gerçekten karanlık bir gün geçirmiş olmak ziyadesiyle etkilidir. Aksi halde her günün aydınlık olduğu bir hayatta, aslında her günün o kadar da aydınlık olmayacağını sadece “normal” olacağını fark ederiz. (Burada beyin fizyolojisine küçük bir dönüş yaparak beynin kıyaslama ile çalıştığını hatırlayalım.) Önceki günün karanlığını bilen bir kişi ertesi günün aydınlığını da tam anlamıyla yaşayabilir. Fakat varlıklar bu örneklerde olduğu gibi net siyah-beyaz ya da aydınlık-karanlık değildir, gri alanlardan oluşur. Biz insanlarda da olduğu gibi…

Biz insanların içinde de karanlık- aydınlık, iyi-kötü, rasyonel-duygusal gibi sonsuz zıtlıklar vardır. Hepimizin kendimizi tanıyamadığımız hatta daha da ileriye gidersek kendimizden korktuğumuz zamanlarımız oluyor. Hangisi haklı? Hangi sesi dinlemeliyim? Sorularının cevabını dışarda bulmak pek mümkün olmayabiliyor. Olduğumuz ya da olmak istediğimiz insan konusunda mutlak cevapları kendi içimizde aramalıyız. Fakat bu konuda geçmişe göre daha şanslıyız. Cevaplarımızı, tarih sahnesindeki büyük düşünürlerin bizden önce kat ettiği mesafelerin üstüne koyarak bulabilmek daha mümkün. Aristo’nun altın orta doktrininde de belirttiği gibi hayat iki uç değildir; iyi ile kötü arasında, aydınlık ile karanlık arasında bir orta yol vardır. Bu orta yolu bulabilmek her zaman kolay olmayacaktır, kolay olanlar da bizim için her zaman en faydalı olmayacaktır. En kolayı tercih etmek hâlihazırda beynimizin gerçekleştirdiği fonksiyon, fakat dedik ya biz fiziksel dünyanın ötesinde canlılarız.

Starve your ego

Ruh, henüz kanıtlanabilir bir kavram değil. Kanıtlanabilir olmamasının sebebi ise bizim için kanıt sayılabilecek tüm verilerin maddi dünyaya bağlı olmasıdır. Yani fiziksel bedenimizin var olduğu dünya. Algı kapasitemiz fiziksel dünyaya bağlı iken, bu dünyadan olmayan bir varlığı algılamamız takdir edersiniz ki imkânlı değildir. Buna şöyle bir örnek verelim; solucanlar ışığa karşı duyarlılığı olan canlılar değildir. Yani bırakın insanlar gibi optik olarak gelişmiş bir göz yapısına sahip olmayı, bitkilerin sahip olduğu ışığa eğilim refleksleri bile yoktur. Işık algısı olmayan bu solucanların renkleri ayırt edebilme gibi bir yetileri de olamaz. Bu durum renk kavramının var olmadığı anlamına gelmez, solucanların algılarının renkleri fark etmeye yetmediği anlamına gelir.

Sonuç olarak ruh kavramı (henüz) somut verilerle kanıtlanabilir değildir. Fakat aşağıdaki görsellere baktığınızda hangisinin “ruhunuzu” dinlendirdiğini sorsaydım, ne cevap verirdiniz?

Green energyworkers

Ruhumuz benliğimizin bir parçası ve onun da beslenmeye ihtiyacı var…

 

Bir Yorum Yazın

Yorum yazmak için tıklayın

İş’in Geleceğine Katıl

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.