Spiritüel

Reddedilme Korkusu Güzel Eylemlerin Boğuntusu Haline Geldiğinde

Kaplan Kadın - Kolektif Kozmos

Birisinin neye dönüştüğünüzü, nasıl büyüdüğünüzü, algınızın nasıl değiştiğini ya da neler yaratmak için çekim hissettiğinizi, eğer sizinle aynı duyguları ya da görüşleri kendileri deneyimlememişlerse, anlamalarının herhangi bir yolu yoktur.

Çoğu kez başkaları bizi anlamadığı için kendimizi eleştirebiliriz. Bazı insanlar tarafından anlaşılmayan veya iyi karşılanmayan bazı görüşlerimiz yüzünden yabancılaşmış, yalnız ve hatta aptal veya tuhaf hissedebiliyoruz. Bu durum bizim gerçek benliğimizi yetersizlik, içine kapanma, öfke, acı ve korku duygularına dönüştürebilir.

Ama neden sırf başkası sizi anlamıyor diye kendiniz olmak için bekleyesiniz ki? Neden sırf başkası kendi gerçekliğinde sizi güzel olarak düşünmediği için kendi güzelliğinizi somutlaştırmak için bekleyesiniz? Kendinizde ortaya çıkardığınız potansiyeli bile kavrama becerisine sahip olup olmadıklarını kim bilebilir? Hayatın bu inanılmaz hediyesini neden sırf başkaları sizi yargılamasın diye kendinizi küçültmek için kullanarak zaman kaybedesiniz ki?

Kendinizin gerçekte kim olduğunuza izin vererek, başkalarına ve dünyaya ilham verecek ve onları yükseltecek potansiyele sahip olduğunuzu kim bilebilir? Kendi somutlaşmış yüceliğinize adım atmak için kendinize izin vererek, başkalarının da aynı izini almasına olanak sağlamış olursunuz.

Bu programlandığımız tüm reddedilme korkusu ayıbının en komik yanı ise, tek bir kişinin bile bunu doğru algılamamasıdır?. Eğer bir adım geri gider ve gezegende kaç insan olduğunu ve bu insanların her birinin ne kadar farklı algılara sahip olduklarını ve bu perspektiflerin her birinin ne kadar benzersiz bireysel deneyimlerle şekillendirildiğini ve şekillendiğini düşünürsek, o zaman şunu görebiliriz: Bu karşılaştırma oyunu kesinlikle hiçbir anlam ifade etmiyor.

Sırf başkaları bizim popüler ve havalı olduğumuzu düşünsün diye bir şeyler yapmamız gibidir bu iç karışıklık; çünkü eğer ne yapmak istersek yapar, ne söylemek istersek söyler ve nasıl yaşamak istersek yaşarsak, başkalarının bizim hakkınızda düşünecekleri şeylerden korkarız.? Ve ne yazık ki bu mekanizma sadece liseyle bitmiyor. Yıllarca her türlü medya akışı, toplumsal denetim ve reklamcılık planları aracılığıyla bizim içimize programlanmıştır.

Bize sahip olduklarımız ve kim olduğumuzun yetersiz olduğu öğretildi. Daha biz kendimizi kabullenip sevmeden önce başkalarının bizi kabullenip sevmesi için belirli bir yol izlememiz gerektiği öğretildi. Ve kendi öz değer ve öz onayımızı elde etmek için içsel gelişmemizin dışında bazı şeyler yapmamız gerektiği öğretildi.

Öz sevgi ve özsaygı, insan algılarını iyileştirmede en büyük iki adımdır. İncinmiş anlamda hem kendini sevme hem de öz değer, dış kuvvetler [yani diğer insanlar] tarafından nasıl kabul edildiğimizle belirlenir. Ancak bu dış güçler yine kendileri tarafından kabul edilmesi, değer verilmesi ve sevilmesi gerektiği öğretilen dış kuvvetlerdir.

Eğer gerçekten Matrix’ten bir adım atıp kuşbakışı bir görünümden düşündüğünüzde, bunların hepsi büyük bir kaotik karmaşa gibi görünüyor. Çoğumuz başkalarının ne düşündüğü hakkında o kadar endişeliyizdir ki; iç pusulamızı kapatarak etrafta dolaşırız. Çoğumuz için kendi ruhsal farkındalığından güç almak çok nadir görülen bir durumdur.

Aslında insanların büyük bir çoğunluğu birçok tedavi edilmemiş ruhsal yükler taşıyor ve kendi acıları başkaları hakkındaki yargılarının temelini oluşturuyor. Peki daha birçok insanın kendisine, kim olduğunu ve ne olduğuna dair açık bir bakış açısı bile yoksa biz nasıl kendi hayatımızı diğer insanların düşüncelerine göre temellendirebiliriz, nasıl onları önemseyebiliriz?

İç güçlendirmeyi dış gösteriş ile karıştıran bir toplumda yaşıyoruz. Kendimizi kabul etme ihtiyacı, başkalarının bizi kabul etmesi ihtiyacıyla değiştirildi. Kendimizi sevmeyi hatırlama yeteneğini kaybettik: Kim olduğumuz için; iç seviyede tuttuğumuz güzellik için; bazı kutsallığı göremeyen ve onun değerini bilemeyen insanları bile ilahi bir şekilde kapsayan yaradılışın benzersiz mücevherleri için. Ve yine de, biz ne kadar çok bu değeri kendi içimizde tanırsak; içimizde bu değeri gören kişiler de o kadar ortaya çıkacaktır.

Diğer insanlara göre kendimiz hakkındaki güvensizliklerin ve yargıların bağdaştırma süreci, kendimizin bir parçası acı çektiğinde ya da korktuğunda o parçayı kendimizden ne kadar iyi bir şekilde ayırdığımızı göstermektedir. Ve bu ayrılma süreci, içimizde gerçekten şifa isteyen şeylere bakmamıza izin vermemektedir. Ve eğer acımızı sahiplenmiyor, işlemiyor, sonra da onu tutma ihtiyacından sıyrılmıyor ve bunlar yerine başkalarını suçlamak için kullanıyorsak; çok uzun bir süre o acının da gitmesine izin vermiyoruz. Böylece dönüşüme izin vermemiş oluyoruz. Çünkü biz ‘bu ben değil, bu benim dışımızda’ demiş oluyoruz.

Aynı şekilde öz sevgimize, özsaygımıza ve kendi kabulümüze olan ihtiyacımızı da alırız ve dışarıya doğru yansıtırız. Farklı maskeler takar, farklı şekillerde konuşur, hareket eder ve kendimizi tanımlarız ki toplumun gözünde “değerli” olalım. Bu bize geçici bir özsaygı ve öz sevgi verir; ancak problem bu duyguların güç bulmak için kendi içimizden ziyade aslında dışarıya ihtiyaç duymalarıdır.

Bu, kabul edilmek isteyen bazı insanlardan farklı bir hızda algımızı evrimleştirdikçe ve genişlettikçe bir problem haline geliyor. Yaşam algısının evrimi, kendi iç büyümesi ve evrim sürecinde çalışan açık fikirli insanlar etrafında olduğumuz zaman en iyi şekilde desteklenir. Bu insanlar aynı zamanda bizi yükselten ve bize kim olduğumuzun gerçeğini yansıtabilen kişilerdir.

Bu durum eğer bizi belirli bir şekilde tanımlayan ve bizi bir kutuda tutmak isteyen insanlarla çevriliysek, bize o kişiye adım atma konusunda daha fazla olanak tanıyacaktır?. Ve onlar kendi içlerinde büyümedikleri için sadece bu tanımı anlayacaklardır, böylece şu an farkında olmaya başladığınız yeni bakış açısını göremeyeceklerdir Aslında onların sizinle aynı gerçeklikte yaşamanız imkânsızdır, çünkü ne sebeple olursa olsun, bu şekilde görmeye henüz hazır değillerdir.

Sonunda sen kimsen osundur. Ve eğer sahip olduğunuz güzelliğin ve gücün değerini ve gerçekliğini yeniden canlandırmak için zaman ayırırsanız, muhtemelen büyümenizin sonuçlarına hizmet etmeyen cilt tabakalarını dökme sürecinden geçeceksinizdir. Bu cildin bir kısmı, sizin daha yüksek bir evrim yolunda olmayan insanlar tarafından kuşatılmış zamanınızdan kalma sürümlerinizdir.

Her insan uzayın enginliğini ve bu evrenin içerdiği tüm değerleri ve cevherleri içinde barındırır. Ve bu tüm değer ve cevherlerden her biri kendi benzersiz ifadelerimiz ve yaşam algılamalarımızla süzülür. İşte bu yüzden yaratılış sonsuzdur. Dolayısıyla, benliğin başkaları tarafından anlaşılmayacak bir şekilde ifade etmelerini sınırlamak ve ‘farklı’ olduğumuz için kendimizi aşağılamak yalnızca kişisel gelişimimizi daha yavaş daha acı dolu bir süreç haline getirecektir.?

Her birimiz reddetme korkusundan ya da anlaşılamamış olmaktan kurtulmak için zaman ayırdığımızda, içimizdeki ne olursa olsun, başkalarının adımlarımıza uymasına izin veririz. Kimsenin bizi anlayamayacağından korkmak, değişim değildir. Sessiz olarak bir devrim gerçekleştiremeyiz. Yani ne yapmak istediğini hissediyorsan, ne sunmak istediğini düşünüyorsan; bu, dünyanın ve topluluğun sesi olarak kullanabilir. Senin algın; senin yaratılışın; senin sahip olduğun eşsiz bakış açısı. Bunların hepsi kullanılabilir. Çünkü kimse senden başka kimse dünyayı tam olarak senin gördüğün gibi göremez. Ve hepimiz hikâyelerimizi ve bakış açılarımızı paylaştığımızda hepimiz birbirimizden öğreniyoruz.

 

İlham alma yeteneğin var.

 

Bu ilham ile yardım etmeyi ve iyileştirmeyi teklif etme kabiliyetine sahipsin.

 

Ve basitçe, bu yardım etmeyi ve iyileştirmeyi teklif etmek ancak kendinizin parlamasına izin vererek mümkün olabilir.

 

Bu yüzden hepimize bir iyilik yapın ve baş belası tarafınız ile iyi geçinin 😉

 

Sevgiyle,

İskah Avaya

Yazının İngilizce Linki

Çeviren: Rabia Evgin

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.