Bilim & Teknoloji Spiritüel

Psikoloji Bilimine Göre Hayallerinin Peşinden Giden İnsanlara Ait Üç Düşünce Biçimi

Başarı - Kolektif Kozmos
Credit: Torque

Hayatımda hiç spora yatkın ya da fiziksel olarak aktif bir insan olmadım. Herhalde spor yapmaya en çok yaklaştığım zaman lisede bir dönem katıldığım izcilik kulübüdür. Tabi, bir keresinde de yoga sınıfı diye gittiğim yer tarikat çıkmıştı. Sonra otuzlarımın ortasına geldim ve iki çocuğun ardından 30 kilo aldım. Kronik sırt ağrısı çekmeye başlayınca artık bir şeyleri değiştirme vaktinin geldiğini anladım.

Temelde tek bir problem vardı: Fikri eyleme dökme zamanı geldiğinde spor yapmak istemiyordum. Eşim koşu yapmamı önerdiğinde ona, –sadece ve sadece– peşimde beni kovalayan bir ayı varsa koşacağımı söyledim. Tüm bunlara rağmen geçtiğimiz sonbaharda yarım maraton koşup triatlon yapmayı başardım! Kanepede popo büyütmekten pistlere nasıl geçtiğimi merak mı ediyorsunuz? Bakış açımı ve davranışlarımı değiştirmeyi öğrendim.

Profesyonel mesleğim okullardaki kopuk öğrencilerin tekrar akademik hayata kazandırılması. Çalışırken asıl özen gösterdiğim noktalardan biri, öğrencilerin düşünme biçimleridir. Diğer pek çok eğitim uzmanı ve Chicago Eğitim Reformu Birliği’ne göre, öğrencilerin bir engelle karşılaştıklarında devam edip etmeyeceklerini üç temel etken belirler:

  1. Sıkı çalışmanın başarıya götürebileceği ve götüreceği inancı
  2. Öğrencinin kendisini ve onun gibileri okul sıralarına layık görmesi
  3. Üretilenin değerli olduğu ve kişiyi hedeflerine uygun olarak daha da ileri taşıyacağı inancı

Çocuklarda bu üç düşünceden biri bile eksik olsa, işler sıkılaştığında çalışmayı sürdürme ihtimalleri düşer. Elbette bir yere varamayacağınıza inanıyorsanız, etrafınızdakilerin sizden hoşlanmadığını düşünüyorsanız, ya da yaptığınız işe kendinizi vermiyorsanız ciddi bir çaba harcamak mantıksız görünecektir.
Sonra geriye dönüp niye egzersiz yapmak istemediğimi düşündüm ve bu üç düşünce biçiminden hiçbirinin bende olmadığını fark ettim. Meğer bana engel olan düşünceler şunlarmış:

  1. Şu ana dek hiç başarılı bir şekilde düzenli spor yapmadım. Demek ki pek “egzersiz insanı” değilmişim.
  2. Spor salonlarından hoşlanmıyorum ve kendimi oraya ait hissetmiyorum. Koşu bandının üzerinde çırpınmak bana çok saçma geliyor. Bir de tek bir yerde niye o kadar ayna olsun ki?
  3. Egzersiz yapmayı kafamda negatif bir sürü şeyle kodlamışım. Kilo verme piyasasının çirkinliğinden ve kadınları kendi bedenlerinden utanır hale getirmelerinden nefret ediyorum. Aynı zamanda pek çok spor dalına sızmış ayrımcılıktan da nefret ediyorum. Yani en basit ifadeyle egzersizin getirdiği herhangi bir şeye itibarım yokmuş.

Tüm bunlara inanırken düzenli bir şekilde spor yapamamam şaşırtıcı değil elbet. Başaracağıma hiç inanmadım; hatta ondan da önce, bu alanda başarı benim için bir şey ifade etmiyordu. Kendimi değiştirmek için daha iyi bir öğrenci olmaktan bir enstrüman çalmayı öğrenmeye kadar hemen her alana uygulanabilecek birkaç teknik kullandım. Yani hayatınızda her neyi değiştirmeye çalışıyor olursanız olun, aşağıdaki tekniklere bir göz atmanızda fayda var.

1.Kendinize karşı nazik olmayı öğrenin.

İnsanların her şeyin en iyisine taptıkları bir dünyada yaşıyoruz. Harika çocukları, dehaları, multimilyonerleri görünce kendimizden geçiyor, kimilerinin doğuştan bazı şeylerde yetenekli olup ötekilerin olmadığına inanıyoruz. Bu yaygın inanış biçimi yüzünden kendinize has bir yeteneğiniz yoksa ve yakın zamanda da olacak gibi durmuyorsa bir şeyler yapmaya çalışmanızın lüzumu yokmuş gibi hissedersiniz. Stanford Üniversitesi’nden Psikoloji Profesörü Carol Dweck, bu düşünce zincirine “sabit düşünce biçimi” adını veriyor. Dweck, insanların zeka ve yeteneklerin zamanla geliştiği inancına da “gelişim odaklı düşünme biçimi” diyor. “Gelişim odaklı düşünme biçimine” sahip insanların hedeflerine ulaşma ihtimalinin daha yüksek olduğunu da belirtmek gerek.

Sabit fikirli bir zihni değiştirmek için bilime başvurabiliriz. Psikolog Jason Moser ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmaya göre –matematiksel hesaplamalar da olsa kickboks da– yeni bir yetenek edinimi sırasında beynimizde yeni sinaptik bağlar oluşur. Bu sayede beynimizin diğer yeni şeyleri kavrama hızı da artar. Yani düzenli spor yaparak daha ileri düzeyde atletizmin temellerini atmış sayılırsınız. Vücudumuz oksijenin daha etkin bir şekilde dağıtılması için yeni damarlar oluşturmakla kalmaz, kas yorgunluğunu azaltmak için yeni kaslar da geliştirir. Bu da fiziksel gücümüzü artırma sürecinin bir parçasıdır.

İsteyerek düşünme biçimimizi değiştirebiliriz. Bu da yeni bir şeye başlarken oldukça işimize yarar. Mesela koşuya diye evden çıkıp bir dakikadan fazla koşamadığınızı fark ederseniz (aynı ben!) ilk yapmanız gereken “Zaten beceremeyeceğimi biliyordum” düşüncesine ve eve dönüp kendinizi koltuğa atma isteğine direnmek olmalı. Onun yerine kendinize, “Daha güçlü ve hızlı olma yolunun henüz başındayım. Durmak yok,” demeyi deneyin. Kendinize karşı sabırlı ve nazik olmanız çok önemlidir. Bu sayede farkına bile varmadan ciddi bir ilerleme kaydedeceksiniz.

2.Sizinle benzer ilgi alanları olan bir topluluk keşfedin.

Bulunduğumuz yerde rahatsız ya da huzursuz hissedersek önümüzdeki işe odaklanamayız. Haylaz çocuklar, okul kalabalığında tuhaf hissedip sınıf ortamına ait olmadıklarını düşündükleri için okula uğramazlar. Aynı sebeple ne ben Aeropostale’dan alışveriş yaparım, ne de belli bir yaşı aşmış kimseler Justin Bieber konserine gider.

Okulların akademiye ilgisini kaybetmiş çocukları kazanma stratejilerinden biri, her bir öğrenciye bir danışman atamaktır. Danışman sorumlu olduğu tüm öğrencilerin isimlerini, hayat hikayelerini bilir; okula gelmediklerinde öğrencilerine ulaşır ve ilerleme kaydettikçe de onları bir şekilde neşelendirir. Öğrencilerin kendilerini bulundukları yere ait hissetmelerini sağlamanın belki de en kolay yöntemi budur. Tek bir arkadaşı bile selam verse ya da bir öğretmeni evde neler olup bittiğiyle ilgilense, bazı öğrenciler okulda daha az yalnız hissedebilir.

Aynı şey egzersiz yaparken benim için de geçerliydi. Haftada bir eğlencesine tura çıkan kafa dengi bisikletçiler bulunca benim için her şey değişti. “Joy Ride” grubu sayesinde nihayet kendimi içinde rahat hissedebileceğim bir topluluğun parçası haline geldim. Grup arkadaşlarım sadece çıkıp biraz eğlenmek, biraz da temiz hava almak için bisiklete biniyorlardı. Yarışmaca yoktu, kimse incecik olmaya ya da çılgınlar gibi kas yapmaya çalışmıyordu. Kendimi daha rahat hissedip onlarla buluşmanın yolunu gözler oldukça bir baktım ki dışarı çıkmak daha da kolay hale geliyor.

Yani eğer bir şekilde spora başlamayı düşünüyorsanız ne tarz insanlarla takılmayı sevdiğinizi, nasıl bir atmosferde daha üretken hissettiğinizi düşünün. Sessiz sakin bir ortamdan hoşlanıyorsanız yogayı ya da baleyi sevebilirsiniz. Eğlenmesini bilen feministlerle takılmayı seviyorsanız roller derby’ye bakabilirsiniz. Kendinizi ait hissedeceğiniz bir gruba dahil olursanız işler zorlaştığında bile devam etmek sizin için daha kolay hale gelecektir.

3.Gelecekteki sizi gözünüzde canlandırın.

Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden Psikolog ve Eğitim & İletişim Profesörü Daphna Oyserman, başarı ve gelecekteki kendimizi düşünme arasındaki ilişkiye bir açıklama getirmiş. Oyserman’a göre çocuklar eğer  yaptıkları ile kendilerini gördükleri noktanın alakasız olduğuna inanırsa, okul derslerine çalışmanın bir işe yaramayacağını düşünüyorlar. Bu yüzden okulların, çocukların direkt olarak yaptıklarıyla uyuşan hedefler belirlemesine yardımcı olması gerekir.

İkinci çocuğumu dünyaya getirdikten sonra bir an durup egzersiz sayesinde gelecekteki bende ne güzel değişiklikler yapabileceğimi düşündüm. Çok dengesizdim ve sırtım ağrımadan eğilip büyük çocuğumu yerden almam neredeyse imkansızdı. Fiziksel olarak güçlü olduğum, gerektiğinde sağlam bir şekilde dövüşebildiğim, aktif olarak çocuklarımı da spora yöneltebileceğim  bir yaşam hayali kurmaya başladım. Sonrasındaysa aklıma triatlon olma fikri geldi. Bunu başarabilir miydim?

Hayalinizdeki kişi olma yolunda atacağınız ikinci adım, gerçekleştirmesi nispeten daha kolay bir amaç belirlemek olmalıdır. Örneğin hiç spor yapmayan biriyseniz “couch to 5k” adıyla bilinen, atletizmle alakası olmayan birini bile sekiz dokuz haftada 5 km koşabilir hale getiren programı tamamlamayı hedefleyebilirsiniz. Bunun kararını verdikten hemen sonra ilk hafta neler yapacağınızı planlamalısınız. Mesela ilk haftanın amacı bir telefon uygulaması edinmek ve en az bir kere koşuya çıkmak olsun. Günlük minik çalışmalarınızı asıl hedefinize ulaşmada birer basamak olarak görürseniz motivasyon sıkıntısı yaşamazsınız.

Hayatlarını çeşitli yönlerden değiştirip geliştirerek daha kaliteli yaşamak için çabalayan pek çok insanla çalışıyorum ben. Gelip bana yeni insanlarla tanışmak, daha sağlıklı beslenmek ya da yeni bir kariyer seçimi yapmak istediklerini söyleyip bunu eyleme dökmediklerinde aklıma, ilk önce düşünce biçimlerini  değiştirmeleri gerektiği geliyor. Unutmayınız ki hedeflerimize bakış açımızı ve onlara ulaşmak için yapmayı seçtiğimiz şeyleri değiştirmek mümkün. Çünkü hepimizin içinde kendimize has birer cevher mevcut.

Yazan: Amanda Crowell
Çeviren: Nejla Nur Güney
Yazının Orijinal Linki

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

Çevirmen Künyesi

NEJLA NUR GÜNEY
Boğaziçi Çeviribilim ikinci sınıf öğrencisiyim. İstanbul’da yaşıyorum. Eğlenerek öğrenmeyi, kitap okumayı, dilleri, dizi izlemeyi ve FPS oyunları çok seviyorum. Ağırlıklı olarak trash metal dinlesem de enstrümanların kendi sesini duyabildiğim her tür müziğe açığım. Siyah giyiyorum. Mephistopheles’i seviyorum.

İş’in Geleceğine Katıl

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.