Bilim & Teknoloji

Kuantum Denklemine Göre Büyük Patlama Diye Bir Şey Yok

Büyük Patlama - Kolektif-Kozmos

Evrenin sırlarını çözmeye çalışan bilimde ne teori eksilir ne de onlara yapılan eleştiriler. Kendi kendimize muhtemelen var olan ve keşfedilmeyi bekleyen cevapları bulmaya çalışıyoruz. Mesela evren nasıl var oldu?

Yeni bir araştırmaya göre Büyük Patlama aslında hiç gerçekleşmemiş ve evren ezelden beri var olmuş olabilir. Teori genel görelilik matematiğinden ve Einstein’ın genel görelilik teorisinden türetildi.

Benha Üniversitesi ve araştırma proje yöneticilerinden Ahmed Farag Ali, “Büyük Patlama tekilliği genel göreliliğin en sıkıntılı yanı, çünkü iş buraya geldiğinde fizik kurallarının devamlılığını sağlayamıyoruz” demiştir.

Büyük Patlama Teorisi’ne göre var olan her şey tüm evrenin yaratılmasını sağlayan tek bir olayın sonucunda oluşmuştur ve onun öncesinde sadece “tekillik” adı verilen aşırı yoğun sonsuz bir nokta bulunuyordu.

Aşağıda bu teoriyi açıklayan bir görsel bulunmaktadır.

[Foto 1 : Figür 27.2.
Bozuk paralarla kaplı balonun şişmesi, evrenin genişlemesini temsil eder. Her bir A parası kendini genişlemenin merkezi sayabilir, çünkü A’nın komşuları B ve C ile arasındaki mesafe başlangıçtaki konumlarına kıyasla giderek artacaktır. Buna Hubble Kanunu denir. Paraların kendileri genişlemez (Dünya-Güneş uzaklığının sabit olması, evde kullandığınız metrenin boyunun değişmemesi, atomik boyutlarda artış olmaması buna kanıt gösterilebilir.) Günümüzde iki galaksi arasında oluşan mesafe (~106 lyr) yaklaşık olarak ortalama bir galaksinin çapının on katıdır (~105 lyr). ]

Yani, tekrar hatırlatalım ki, Büyük Patlama’ya göre evren tekillik denen sonsuz yoğunluktaki bir noktadan oluştu ve sürekli olarak genişlemekte. Genişleme konusunda kafa kurcalayan bir soru ise bunun nasıl mümkün olduğudur. Tıpkı görseldeki gibi, balonu üfleyerek şişiren kimdir?

Rezonans Projesi Araştırma Direktörü Nassim Haramein:
“Her bir etki için eşit değerde bir tepki mevcuttur. Bu, fiziğin en temel ve sağlam kurallarından biridir. Bu yüzden eğer evren genişliyorsa “fotoğraftaki temsili kişinin” (ya da balonu şişiren her “ne” ise artık) cidden büyük akciğerleri olmalı.”
Bu, Haramein’in evreni anlamlandırmada birleşik ve tek bir teori geliştirme çalışmaları sırasında dikkatini çeken bir husustur. (Alıntılar Haramein’in Facebook sayfasından yapılmıştır.)

Bahsettiğimiz görüş Büyük Patlama Teorisi’ne yöneltilen eleştirilerden yalnızca biridir. Fakat henüz cevaplanması gereken pek çok soru bulunuyor. Örneğin, hiçlikten varlık oluşabilir mi? Peki ya kuantum mekaniklerine ve evrenin var olmadığı bir saniye bile bulunmaması ihtimaline ne demeli?

“Bilim adamlarına göre bu sıvı gravitonlardan, yani yer çekimi kuvvetini büken teorik ve kütlesiz parçalardan oluşuyor olabilir. Eğer gerçekten varlarsa gravitonların kuantum çekiminde anahtar rol oynayacağı düşünülüyor. Benzer bir yazıda Das ve Kanada McMaster Üniversitesi’nden takım arkadaşı Rajat Bhaduri, çalışmalarıyla bu hipotezin doğru olma ihtimalini güçlendirmiştir. Bulgularıyla gravitonların tüm çağlar boyunca evrende var olmuş olan ısılarda bir Bose-Einstein yoğuşuğu (Einstein ve Hintli bilim adamı Satyendranath Bose’un adının kombinasyonu) oluşturabileceğini göstermişlerdir.” (Zyga, 2015, phys.org)

Teori, açıkça anlaşılabileceği üzere, tekillik ya da karanlık maddenin varlığına ve evrenin “kuantum sıvısıyla” dolu olduğu düşüncesine de karşı çıkmaktadır. Yukarıda bahsi geçen bilim adamlarına göre kuantum sıvısı graviton doludur.

Görebileceğiniz üzere quantum mekaniği formüle dökülmeye çalışıldığında işler olduğundan daha farklı bir boyuta bürünüyor. Tekrar hatırlatmakta fayda var ki bu yeni düşünceye göre evren ezeli olabilir ve bizim “başlangıç” olduğunu iddia edebileceğimiz herhangi bir dönem bulunmamaktadır. Belki gerçekten bir Büyük Patlama gerçekleşti; ama evren hiçlikten değil de zaten var olan bir şeyden meydana geldi? Öyle bile olsa, balonu kimin şişirdiğini hala bilmiyoruz sonuçta. Soruların sonu gelecek gibi değil.

Alberta Lethbridge Üniversitesi ve araştırma direktörlerinden Saurya Das: “Şu an anlayabildiğimiz kadarıyla evrendeki hiçbir nokta geçmişte bir arada değildi, yani evrenin bir başlangıcı yok. Hep vardı ve var olmaya da devam edecek. Ebedi olduğu için tekillik de söz konusu olamaz. Belki ara ara yine büyüyüp küçülmüştür, ya da belki tahmin ettiğimizden çok daha erken oluşmuştur.”

Teorilerin Sonu Gelmiyor

Sözlerimizi sonlandırmak gerekirse, Büyük Patlama’nın gerçekten olup olmadığını ve olduysa bile o sırada neler yaşandığını bilmiyoruz. Bu yeni düşünce genel görelilik ve kuantum mekaniğini birleştirmiş görünüyor.

Diğer pek çok şeyin yanı sıra çoklu boyut ve evren teorilerini de göz önünde bulundurmamız gerek. Varlığın başlangıcını araştırmak isterken başlangıçla alakası olmayan bir evrende yaşıyor bile olabiliriz. Gerçekliğimiz oluşturan her faktörü algılayamadığımızdan bazı şeyler bizim için biraz zorlaşmıyor değil. Kavraması daha zor olanı ise kuantum fiziğinin doğa ve evrenin yapısının somut maddeler bile olmadığını göstermesi!

Modern çağ fiziğinde anti materyalist bulgular artmakta ve henüz bilmediğimiz pek çok şey var.

Son olarak şu alıntıları da paylaşalım:

“Modern fizik, gerçekliği gözlemcinin yarattığını doğrular. Gözlemciler olarak hepimiz aslında kendi gerçekliğimizi yaratırız.  Fizikçiler evrenin daha çok “soyut” bir yapı olduğuna inanmaya başlıyor. Alanında öncü Sir James Jeans, ‘Bilgi akışı bizi mekanik olmayan bir gerçekliğe götürüyor. Evren mükemmel bir makineden ziyade mükemmel bir düşünce gibi görünmeye başladı. Akıl bizim için artık tesadüfen var olmuş bir organ olmaktan çıktı ve onu maddenin yaratıcısı ve yöneticisi olarak görmemiz gerekir,’ demiştir.” (Henry, 2005, The Mental Universe, Nature 436:29)

“Kuantum teorisinin eşi benzeri bulunmayan ampirik başarısına rağmen doğanın tam tanımı olabileceği düşüncesinin doğruluğu, insanlara hala şüpheli ve kavranılmaz gelmektedir ve bazen öfkeyle bile karşılanmaktadır.” (Folger, 2001, Quantum Shmantum, Discover 22:37-43)

Yazan: Arjun Walia
Çeviren: Nejla Nur Güney
Yazının Orijinal Linki

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.
Çevirmen Künyesi

NEJLA NUR GÜNEY
Boğaziçi Çeviribilim ikinci sınıf öğrencisiyim. Üç yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Kahveye derin bir ilgi duyduğum için iki-üç sene baristalık yapıp çeşitli demleme metotları öğrendim. Japonca öğreniyorum ve mezun olmadan Japonya’ya gitmek istiyorum. Okul dışında erkek arkadaşımla birlikte İsveççe ve Almanca öğreniyoruz, kuzey ülkelerine gidip oraya yerleşmek için para biriktiriyoruz. Hobilerim: Çalışmak, çizim, yemek yapmak, dünyanın her yerinden insanlarla tanışmak. Ayrıca kitapları ve kar tilkilerini çok seviyorum.

1 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

  • Stephan H. De Evren’den herşeyin zaman geçtikçe uzaklaştığını zamanı geri sardıkçada yakın olduğunu gözlemlediklerini bu nedenle zamanında aslında hepsinin bi noktada olduğunu kanıtlıyor diyor nasıl olacak şimdi 🙂

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.