Spiritüel

Karanlık Tarafınızdan Korkmayı Bırakıp Onu Anlamanız Niçin Önemlidir?

Karanlık Tarafınızdan Korkmayı Bırakıp Onu Anlamanız Niçin Önemlidir?
Credit: collective-evolution

En sevdiğim sözlerden biri, Carl Jung’a ait olan şu cümledir: “Kişi ışığı hayal ederek değil, karanlığa bilinç kazandırarak aydınlanır”. Son 10 senemi şu mantraları okuyarak, dinleyerek, hayatıma entegre ederek, taklit ve medite ederek geçirdiğim için bu, bana gerçekten de çok hitap eden bir söz: “Pozitif düşün”, “Hepimiz sevgi ve ışığız”, “Bu da geçecek”, “Egonu aş”.

Notlarıma baktığımda Tanrıya ya da Evrene daha iyi olmak ve kendimi negatiflikten kurtarmak istediğimi sayfalar boyunca yazdığımı, hatta onlara yalvardığımı görüyorum. Kendi kendime “Tanrım, lütfen daha fazla sevgi dolu, şefkatli ve anlayışlı olmama yardım et” diye düşünüyorum. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bunları dualara dahil etmekte hiçbir sıkıntı yok. Sonraları fark ettim ki istediğim şeyleri gerçekleştirmek için pek de bir şey yapmıyormuşum.

Bu çılgın, zorba, manipüle edici ve sadece kendi iyiliğini düşünen kadın bana şu anda ne anlatmaya çalışıyor olabilir? “Gölgemden”, yani egomdan bahsediyorum. Hepimizin bir gölgesi var ve biz ondan ne kadar kaçar ve onu ne kadar inkar edersek, kendi içimizde bir o kadar çatışma yaşarız. Sürekli mutlu, sevgi dolu, neşeyle dolup taşan biri olmamız gerektiğine inanıyorsak bu, toz pembe gözlüklerden daha kurtulamamışız demektir. Herkes acı tatmaksızın zevk almak ister. Ama gerçek hayat bu değil ve madalyonun diğer yüzü de var.

Zihnimiz ve deneyimlerimiz sürekli olarak bizi dengede tutmaya çalışır ve bunu en iyi olarak biri güdülerimizi; düşünce, inanç ve fikirlerimizi sorguladığında görebiliriz. Kendi kendimize “Sevgi, şefkat ve huzura odaklanmalıyım” diye tekrarlarız. Bitmek tükenmek bilmeyen bir pozitiflik arayışı… Başkalarını memnun etmek için kendi doğamız ve değerlerimizle savaşır, boyun eğeriz. Onların canını yakmamak için kendi canımızı yakarız. Bu son senede aydınlık ve karanlık taraflarım hakkında pek çok yeni şey keşfettim.

Sözleriyle sevgili partnerim kendimle olan ilişkimi güçlendirmemde oldukça yardımcı oldu ve hatta bu süreçte kendi bazı yanılgılarının da farkına vardı. Sürekli kaba ve sert duruşlu olduğumu söylese de ben gerçekte ne kadar sevgi dolu olabileceğimi biliyordum. Sık sık ufak şeyler yüzünden tartıştık. Öyle ki şu an çok önemsiz görünen o pürüzler o zamanlarda oldukça canımızı sıkmaktaydı. Belki ben ses tonumla onu yaraladım, o da kelimeleriyle beni üzdü. Bir keresinde bir arkadaşıyla birlikte eve geldiğinde et yerine bir fasulye karışımı kullandığım burgerleri yapmayı yeni bitirmiştim. Mutfağa gelip beni yanağımdan öperek “Vejetarjen burger mi? Ben bunları hep yapıyorum,” dedi. Kafamı hafifçe sallayarak “Yoo, hiç de bile yapmıyorsun. Altı aydır birlikte yaşıyoruz ve bir kere bile bunlardan yaptığına şahit olmadım” dedim. Tartışmaya başladık ve evet, sinirlendiğim için ses tonum biraz yükseldi. Ondan sadece dürüst olmasını istemiştim. O da buna neden bu kadar tepki gösterdiğimi anlayamıyor ve kaba davrandığımı düşünüyordu. Ortak arkadaşımıza kimin haklı olduğunu sormaya çalıştıysak da pek bir işe yaramamıştı ve akşamın geri kalanında tadım kaçtı. Cevap vermiyor, mesafeli duruyor, iğneleyici şeyler söylüyor ve ilgisiz davranıyordum. İş şu onu bu bunu söylediye döndüğünde ise artık bundan çok yorulmuştuk. İletişim kuramıyorduk resmen; ben böyle soğuk takılıyordum ve o da olayları kendine göre yorumluyordu. En yakınlarıma “Benim kaba olduğumu düşünüyor musunuz?” diye sordum ve şaşırtıcı bir şekilde pek çok kez “Evet” cevabını aldım. Ancak hep bir “Ama aynı zamanda sevgi dolu, eğlenceli ve umursayan birisin de, sadece bazen… “ vardı. Partnerim “Kabasın” dedikten sonra sözlerini hiç pozitif bir şeyle tamamlamadığı için acaba bir şeyi yanlış mı yapıyorum diye düşündüm. Aylarca içim içimi kemirdi, duygusal patlamalar yaşadım, üzüntü dolu şeyler yazdım ve onun sevmediği ya da istemediği bir şey olduğum için kendimden nefret ettim. Kendime olan güvenip kayboluvermişti.

Bakıp görmeye cesaret eden, büyük ödüllerle karşılaşır. Tarafsızlık konusunda uzman olduğu için çok değer verdiğim bir verdiğim arkadaşım ve CE ekip üyesi olan Stephan Gardner’a danıştım. Bana duruma pozitif tarafından bakmamda yardımcı oldu ve kendini seven, olayların derinine inmek isteyen, daha dengeli ilişkiler kuran birine dönüştüm.

Manipülatif, sürekli bir şey isteyen ve kaba bir insan olan tarafımı bastırmış ve inkar etmişken aslında partnerimin “hoş”, “nazik”, “sürekli sevgi dolu” bir kız arkadaşı olduğu yanılgısından kurtulmasına da yardım etmiştim. Acısız hazlar…

İlginç, Steve ile konuşurken yaptığımız her şeyin aslında bu dünyadaki amacımıza ya da değerlerimize hizmet ettiğini fark ettim. Bunu bir kitaptan okumadım, “benden daha çok şey bilen” birinden dinlemedim; olaylara daha geniş bir açıdan bakarak kendim öğrendim. Karanlık/egoist tarafımız, aydınlık tarafımızın yaptıklarına karşıt olarak aslında sürekli dikkat çekmek için uğraşıp duruyor. Bence zaman, şu ana kadar öğrendiğimiz her şeyi tekrar gözden geçirme ve hangisinin gerçekten bize uyduğunu keşfetme zamanıdır.

Steve’e iki yanımızla barışık bir şekilde nasıl yaşayabileceğimizi sordum. Kendini bilen bir insan, karanlık kişiliği benliğini ele geçirdiğinde bunun farkına varacaktır. Bunlar zor gelebilir ancak imkansız değil. Onun birkaç önerisi şöyle oldu:

1. Karanlık tarafının ortaya çıktığı anların farkına var.
2. O anlarda bunun kendine ve karşındakine olan faydalarını not et.
3. O anlarda karanlık yerine “aydınlık” kişiliğine bir dönüş yaşadıysan bunun hangi yollardan olduğunu da not et.
4. Bu tarafın, istediklerini elde etmende sana nasıl yardımcı olabilir?
5. Karanlık tarafın olmasaydı ne gibi zorluklar veya eksiklikler yaşardın?

Karşılaştığımız ve ilk bakışta negatif gibi görünen her deneyimden çıkarılacak bir ders vardır. Dünyada şu an bir şeylerin bilincinde olan, gerçek ve dengeli insanlara ihtiyacımız var.

 

Yazan: Rajie Kabli
Çeviren: Nejla Nur Güney
Yazının Orijinal Linki: http://www.collective-evolution.com/2016/01/14/why-its-important-to-stop-fearing-your-dark-side-begin-understanding-it/

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

Çevirmen Künyesi

NEJLA NUR GÜNEY
Boğaziçi Çeviribilim üçüncü sınıf öğrencisiyim. Üç yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Kahveye derin bir ilgi duyduğum için iki sene baristalık yapıp çeşitli demleme metotları öğrendim. Üç senedir Japonca öğreniyorum ve mezun olmadan önce Japonya’ya değişim öğrencisi olarak gitmek istiyorum. Bir yandan freelance çevirmenlik ve (çevrimiçi) eğitimsel içerik yazarlığı yapıyorum. Erkek arkadaşımla birlikte İsveççe öğreniyor, İsveç’e yerleşme planları yapıyoruz. Hobilerim: Diller, okuma, kaligrafi, öğrenme, kitaplar, yemek yapma. Köpekleri, kirpileri ve kar tilkilerini çok seviyorum.

Bir Yorum Yazın

Yorum yazmak için tıklayın

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.