Bilim & Teknoloji Doğa ve Sağlık Spiritüel

Kanıtlar Gösteriyor Ki Su Detoksu(Orucu) Yapabileceğiniz En Sağlıklı Şeylerden Biri

Su Orucu - Kolektif Kozmos
Credit: collective-evolution.com

** Eğer oruç tutmayı planlıyorsanız lütfen önce bunun nasıl yapıldığına dair araştırma yapınız. Konu üzerine yazılı pek çok kaynak mevcuttur. Önceden beri devam eden bir rahatsızlığınız varsa oruç sizin için tehlikeli olabilir. Böyle bir şeye atılmadan önce lütfen araştırıp bilgi edininiz.
Oruç, uzun bir süreliğine yiyecekten (ve bazı durumlarda içecekten) kaçınma durumudur. İnsanlık tarihinin çeşitli çağlarında dünyanın farklı yerlerinde farklı amaçlarla yer edinmiş binlerce yıllık geçmişi olan bir uygulamadır. Yazımda bahsedeceğim üzere sağlıksal ve spiritüel yanı da oruç tutulmasının nedenlerindendir.

“Oruç tıbbın ilk prensibidir; orucunu tut ve onun ruhunun gücünü nasıl açığa çıkardığına tanık ol.” – Rumi

Günümüzde ortalama 8-12 saat boyunca yeme içmeden çekilme oruç olarak değerlendirilir. Yani aslında hepimiz teknik olarak uyurken oruç tutuyoruz. Sabah ise kahvaltıyla orucumuzu açıyoruz (İngilizce’de “kahvaltı” anlamına gelen “breakfast” kelimesi break + fast, yani “orucu açmak” ifadelerinden oluşmaktadır). Hayvanlar özellikle hasta oldukları zamanlar dahil olmak üzere sık sık oruç tutarlar. Hatta insanlar hasta iken vücutlarını dinlemeyip yemek yiyen tek hayvan türüdür.

“Herkesin içinde bir doktor vardır; ona yalnızca çalışmalarında destek olmalıyız. Hepimizin içindeki doğal iyileşme gücü sağlığımızı tekrar kazanmadaki en önemli faktördür. …hasta iken yemek yemek, hastalığı beslemektir.” – Hippocrates

Popüler inancın aksine düzgün bir şekilde uygulandığında oruç hiç de tehlikeli değildir, hatta sağlığa faydaları vardır.
Oruç Tutunca Vücudunuzda Olanların Kısa Bir Özeti

Oruçluyken vücut normalde aldığı enerjiden, yani glikoza çevirdiği besinlerden mahrum kalır. Karaciğer ise vücut besin alamadığında kullanılmak üzere glikojen formunda şeker depolar. Bu enerji kaynağının çoğu ise orucun ilk 24 saati içerisinde tükenecektir.

Bundan sonra vücudunuzun düşük glikoz seviyesinin ardından enerji olarak yağ asitlerini kullanacağı ketosis aşamasına geçilir. Bu aşama genelde ikinci günde başlayıp üçüncüde son bulur. Bu esnada vücut, yağ depolarında bulunan gliserolü glikoza dönüştürür. Ancak bu da yeterli değildir. Vücut, kalan enerji ihtiyacını ise kas dokularında bulunup karaciğer tarafından glikoz üretiminde kullanılan amino asitleri parçalayarak giderir.

Bu aşamanın ardından keton üretimi neredeyse vücudun tüm enerji ihtiyacını karşılayacak seviyeye ulaşır ve vücut protein depolamaya başlar. Vücut uzun süreli açlıklarda kas dokuların ve önemli organların zarar görmesini engellemek için protein depolama kapasitesine sahiptir. Bir haftadan uzun süreli oruçlarda ise vücut artık yakıt olarak kullanmak üzere dışarıdan protein kaynağı aramaya başlar. Dejeneratif dokular, bakteriler, virüsler ya da başka herhangi bir şey vücut tarafından kullanılabilir.

Vücudun protein seviyesini korumasını pek çok kimse evrimsel bir bağlamda değerlendir (uzun süreli açlıklarda kas dokuları ve hayati organların korunması adına).

Oruçluyken de tıpkı uyurken olduğu gibi vücudunuz toksinleri uzaklaştırıp zarar görmüş dokuları yenilemeye odaklanır.


Modern Bilim Oruç Hakkında Ne Diyor

Orucun faydalarına pek çok bilimsel çalışma değindi. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki kısa süreli oruç ömrünüzü uzatabilir, bağışıklık ve yenilenme sistemlerinizi güçlendirebilir ve kök hücrelerin yenilenmesine yardımcı olabilir. Orucun faydaları bunlarla da bitmiyor.

Bu haziranda Cell Stem Cell dergisinde yayımlanan bir çalışma tek seferde 2-4 gün halinde oruç tutmanın akyuvar sayısını azalttığını gösterdi. Bu da demek oluyor ki oruçla eski ve zarar görmüş dokular yok edilip vücuda besin girdiğinde kök hücrelerden tekrar yenileri üretiliyor.

“Oruç en muktedir çare, içinizdeki hekimdir.” –Batı tıbbının üç babasından biri olan Philippus Paracelsus

İnsanlar üzerinde yapılan klinik çalışmalarda kemoterapi gören hastalar kullanıldı. Kemoterapi esnasında oruç, kanserle savaşmada etkilidir.

“Her oruç zamanıyla birlikte tüketilen bu alyuvarlar yeni bağışıklık sisteminin hücre-temelli yenilenme sürecini başlatırlar. Uzun süreli orucun aynı zamanda bir büyüme hormonu olan ve yaşlanma, tümör gelişimi ve kanser riskiyle bağdaştırılan IGF-1 seviyelerini de düşürdüğü gözlemlenmiştir.”

“Kemoterapi iyileştirici etkisinin yanı sıra kişinin bağışıklık sistemine zarar verir. Araştırmanın sonuçları gösteriyor ki oruç, kemoterapinin zararlı bazı etkilerini silebilmekte.” – Yardımcı Yazar Tanya Dorff

“Uzun süreli perhizin hematopoietik sistem üzerinde bu denli yenileyici bir etkisi olabileceğini tahmin dahi edemezdik. Sizin açlıktan mideniz kazınırken sistemleriniz enerjiden tasarruf etme yolları arıyor ve bunun için yapılabileceklerden biri de ihtiyaç duyulmayan ya da zarar görmüş bağışıklık hücrelerini geri dönüştürmek. Hem insan hem hayvan deneklerde fark ettik ki uzun süreli perhizle beyaz kan hücre sayısı düşüyor. Sonra vücudunuza besin girdiğinde ise yenileri üretiliyor.” – Valter Longo, Yazışmadan Sorumlu Yazar

2007 yılında The American Journal of Clinical Nutrition’da oruç üzerine yapılan çalışmaları gözden geçiren bir literatür incelemesi yayımlanmıştır. Yazıda hem hayvan hem insanlar üzerinde yapılan çalışmalar incelenmiş, orucun kardiyovasküler rahatsızlık ve kanser riskini azalttığına kanaat getirilmiştir. Orucun aynı zamanda şeker hastalığını iyileşme potansiyeli olduğu da bulunmuştur.

Çalışma sonuşlarına göe oruç:

“metabolik ve fonksiyonel risk faktörlerini etkili bir şekilde yumuşatabilir ve böylece gelecekte karşılaşılması muhtemel yaygın kronik hastalıkların önlenmesini ya da geciktirilmesini sağlayabilir.”

Bir tıp profesörü olan Mark Mattson’ın liderliğinde çalışmalarını sürdüren Ulusal Yaşlanma Enstitüsü’nden bilim insanları haftada iki kez oruç tutmanın Parkinson ve Alzheimer hastalığı riskini nasıl önemli derecede azalttığına dair bir yazı yayımladı.

Mattson, orucun hücre seviyesinde çalışıp hem hayvan hem de insanlarda beyin hücrelerinin büyümesinde etkili bazı kimyasalları nasıl uyardığından bahseder. Orucun şokuyla beyin yeni beyin hücreleri üretir, nöronlar gelişir ve beynimiz Alzheimer vakalarında ya da Parkinson’un yarattığı hasar sonucu görülen protein plaklarına daha dayanıklı hale gelir.

Mattson ve bir diğer araştırmacı Nature Reviews Neuroscience’a şöyle dedi:
“Yeme içme alışkanlıklarındaki değişimlerin beyin üzerinde bir etkisi olduğu uzun zamandır bilinmektedir. Epilepsi krizleri geçiren çocuklara kalori kısıtlaması ya da perhiz uygulandığında nöbet sayılarının azaldığı gözlemlenmiştir. Perhizin epileptik beynin sergilediği aşırı birtakım sinyallere karşı koruyucu önlemler alınmasını tetiklediğine inanılıyor. (Epilepsisi olan bazı çocuklara yüksek yağ ve düşük karbonhidrat içerikli bir beslenme düzeni iyi gelebilir.) Normal beyinler fazla besin aldıklarında fonksiyonlarına zarar verecek diğer birtakım kontrol dışı uyarılma durumu yaşayabilir.”

Bilim insanları giderek kısa süreli orucun sağlığa olan faydalarına dair daha fazla kanıta ulaşıyor. Tüm kanıtlara rağmen oruca genel bakış ise değişmekten uzak, çünkü günlük en az 2000 kalori alımının en sağlıklı seçenek olduğu fikrini destekleyen pek çok çalışma mevcut.
Spiritüel Bir Uygulama Olarak Oruç

Daha önce de bahsedildiği gibi oruç binlerce yıldır dünyanın farklı yerlerindeki farklı kültürlerde yer edinmiştir. Yalnızca sağlığa değil ruha da iyi geldiğine; kaynakla, tanrıyla, artık ismini ne koyduysanız onunla olan bağı güçlendirdiğine inanılmıştır. Bu sebeple de pek çok dinde, kitapta, antik uygarlıklarda ve Amerikan yerlilerinin kültürlerinde orucun izlerine rastlamak mümkündür. O çok ayrı bir konu olduğu için bu yazımda orucun kültürlere dağılımını incelemeyeceğim. Küçük bir araştırma ile bile oruca dair daha fazla bilgiye ulaşmak mümkündür.

“Vücutlarını temizleyip paklayanlara oruç spiritüel bir yeniden doğuş kazandırır. Oruç tutup kendini arındırdığında dünyanın ışığı içini aydınlatacak. Gözler dış dünya için neyse oruç da iç dünya için odur.” – Mahatma Gandhi

Benim ilk oruç deneyimim yaklaşık 10 yıl öncesine dayanıyor. Fiziksel görünümüme takıntılı olduğumdan ilk başta kilo vermek için oruç tutmaya başlamış olsam da orucun harika işler çıkardığına tanık oldum. Sonra bir baktım, kendimi çok iyi hissettiriyor. Çok hafif ve ruhuma daha yakın hissettim. Sık sık enerji patlamaları yaşadım.

Yemek yemek insan hayatımın hissi bir deneyimi, hissi bir hazzıymış. Kendimi bu hazdan tamamen mahrum bırakmak benim spiritüel anlamda kendimle olan iletişimimi daha bir güçlendirdi. Bilimsel bir miktar araştırmanın ardından ise bu etkilerin olağan olduğunu öğrendim. Orucun antik bir sprititüel uygulama olması beni ona daha çok çekti. Şu an sık sık oruç tutuyorum ve bu, huzurlu mizacımı korumama yardım ediyor. Oruç tutmak bana iyi bir his veriyor ve 10 yıldır tuttuğum için de artık hiç zorlanmıyorum.


Dikkate Değer Bazı Faktörler

***Oruç açmadan önce onun nasıl bozulacağı ile ilgili araştırma yapmak gerekir. Orucun hemen ardından bünyenizi aşırı yemekle yormamalısınız. Vücudunuzu besin alımına alıştırmak için meyve ve sebzeleri deneyin.

Su orucu tutacaksanız suyun tamamen arıtıldığından emin olun.

 

Yazan: Arjun Walia
Çeviren: Nejla Nur Güney
Yazının Orijinal Linki

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.
Çevirmen Künyesi

NEJLA NUR GÜNEY
Boğaziçi Çeviribilim üçüncü sınıf öğrencisiyim. Üç yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Kahveye derin bir ilgi duyduğum için iki sene baristalık yapıp çeşitli demleme metotları öğrendim. İki buçuk senedir Japonca öğreniyorum ve mezun olmadan önce Japonya’ya değişim öğrencisi olarak gitmek istiyorum. Bir yandan freelance çevirmenlik ve (çevrimiçi) eğitimsel içerik yazarlığı yapıyorum. Erkek arkadaşımla birlikte İsveççe öğreniyor, İsveç’e yerleşme planları yapıyoruz. Hobilerim: diller, öğrenmek, kitaplar, yemek yapmak. Köpekleri, kirpileri ve kar tilkilerini çok seviyorum.

Bir Yorum Yazın

Yorum yazmak için tıklayın

İş’in Geleceğine Katıl

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.