Spiritüel

İradeyle Hayatınızı Değiştiremezsiniz. Nasıl Değiştirebileceğinizi Ben Söyleyeyim.

İradeyle Hayatınızı Değiştiremezsiniz. Nasıl Değiştirebileceğinizi Ben Söyleyeyim.

Geçen hafta bir arkadaşımla yoğun bir şekilde spor yapıyorduk. Bayağı zorlayıcı bir deneyimdi.

Kaslarımın daha önce hiç öyle yandığını hissetmemiştim. Spor salonundan zar zor çıkabildim. Yaşadığım 30 dakikalık acı üzerinde durup düşündükçe bazı şeylerin farkına vardım.

Arkadaşımı arabayla evine bırakıyordum ki bana “Kendi başıma az önceki yaptıklarımızı hayatta beceremezdim” dedi.

İrade Problemi

İrade kelimesini duyunca kafanızda birey mi canlanıyor yoksa bir topluluk mu?

İrade tek kişilik bir mücadeledir.

İrade tek bir kişiden ibarettir.

İrade, tek başına sessiz bir savaşı kazanmaya çalışmaktır. Kırılganlığın, bağlantının tersidir.

Sırlarınız Neyse Siz de Osunuz

Bağımlılık uzmanı ve Genius Recovery’nin kurucusu Joe Polish, “Sırlarınız ne kadar iyi ya da kötüyse siz de o kadar iyi ya da kötüsünüzdür,” der.

The Body Keeps the Score adlı kitabında Doktor Bessel van der Kolk, travmatik deneyimlerin kişilik gelişimini nasıl “dondurabildiğini” açıklıyor. İnsanlar bir travmayla karşılaştıklarında bunu genelde kendilerine saklamayı seçiyor. Hayatlarında olup bitenleri paylaşmaları ise nadiren gözlemleniyor.

Böyle olunca da acılarını bastırıyorlar. Dr. Gabor Maté son zamanlarda Tim Ferriss ile yaptığı bir röportajda şunları dile getirdi: “Travma size olan şeyin kendisi değil, içinizde bu etkiye verdiğiniz tepkiye denir.

Yani travmatik deneyimler direkt olarak yaşadıklarınızın kendisinden değil de, sizin yaşadıklarınızı içinizde tutmanızdan kaynaklanmaktadır. Sessizce, kendi içinde savaşmanızdır.

Bağımlılık terapisti Profesör Doktor Arnold M. Washton, “Pek çok insan bağımlıların bu bağımlılıktan kurtulabilmesi için yalnızca iradeye ihtiyaç duyduklarını sanıyor. Ama bu yanlış bir kanı,” diyor.

İrade, kişinin kendine odaklanan bir olgudur. Bir bağımlılıktan kendi başınıza kurtulamazsınız. Ünlü TED TALK konuşmasında Johann Hari, insanların ancak başka insanlarla bağlantı kurarak bağımlılıktan kurtulabileceğini dile getiriyor.

Bağımlılık ve davranış çevreden beslenir.

Sorun şu ki Batı Kültürü bireyciliğe aşırı önem veriyor. Çevre faktörünü görmeksizin ancak irade gibi kişinin kendinden kaynaklanan özelliklerle başarıya ulaşılabileceğini sanıyoruz. Letting Go adlı kitabında Dr. David Hawkins,Tüm acıların kaynağında birey ilüzyonu yer alır,” diyor.

Pek çok insan hayatlarında pozitif değişimler yaratmakta güçlük çekiyor. Bunun nedeni ise tek başlarına mücadele etmeleri. Kendi sessiz mücadeleleri ve iradeleri ancak acılarını daha da derinleştiriyor.

Hepimizin Birden Çok Kişiliği Var

Nörobilim Uzmanı Profesör Doktor Candace Pert, Your Body Is Your Subconscious Mind adı kitabında aynen bu ifadeyi kullanıyor. Doktor Bessel von der Kolk da aynı fikirde. Ona göre kişiliğin bazı yönleri gelişimini tamamlamışken diğer yönleri hala gelişmekte olabiliyor.

Bir şey sizi tetiklediğinde kendinizi üç yaşında bir çocuk gibi davranırken bulabilirsiniz. Karşılaştığınız problemle nasıl başa çıkacağınızı bilemeyebilir, sadece deneyimlediğiniz acı ve karmaşadan kaçmak isteyebilirsiniz. Böyle olunca da bağımlılık size mükemmel bir seçenekmiş gibi görünür. Acıdan kaçınmak için böyle zararlı ve geçici bir çözüm benimsersiniz.

Kolk’un “donmuş kişilik” adını verdiği evre, kişilerin acıları ve bireycilikleri arasında sıkışıp kalması olarak ifade edilebilir. Bu da akıllara insanların tek ve stabil bir kişilikleri olduğu, insanların dünyaya böyle gelip böyle gidecekleri mitini getirir ki bu da Batı Kültürünün bir ürünüdür.

Kişiliğe gereğinden fazla değer veriyor, onun “gerçek kimliğimiz” olduğunu sanıyoruz. Ama yanılıyoruz.

Kişilik, kişinin çevresine ve bastırdığı duygularına adapte olmuş haline denir.

Başkalarıyla ilişkiler kurmaya, bastırdığınız acınızı iyileştirmek için yardım istemeye başladığınızda göreceksiniz ki değişeceksiniz. Koltuk değneklerinizi yere fırlatacak, gerçek hayata doğru koşacaksınız.

Bunlara ek olarak, başkalarıyla iletişim ve etkileşime geçtiğinizde kendinizi yenilik ve değişime “yalnız kurt” kafasındayken belki hayal bile edemeyeceğiniz bir biçimde açık bulacaksınız.

Bağ kurmak, büyümenin anahtarıdır.

Bağ kurmak, bağımlılıktan kurtarır.

Bağ kurarak alacağınız yol, kendi başınıza alacağınızdan kat kat fazladır.

Harvard Psikoloğu Robery Kegan’a göre “bilinçli evrimin” üç temel adımı bulunur. Bunlar:

  • Sosyalleşen kimlik: Oldukça BAĞIMLI kimse. Her yaptıklarının temelinde korku ve anksiyete yer alır. Başkalarının onlardan beklediğini düşündükleri şekilde davranırlar.
  • Oluşturan kimlik: Başkalarından BAĞIMSIZ kimse. Bu kimselerin kendi emelleri, inançları ve planları vardır. İlişkilerini çıkar temelli oluştururlar. Başkalarına bağlı kişilere göre hayatta daha fazla ilerlerler. Bu tarz bir bireycilik anlayışı Batıda övgüyle karşılanır. Birlikte neler yapabileceğimizin bilincine varmak yerine tek başımıza başarabileceklerimize odaklanıyor, süper kahraman olmaya çalışıyoruz. Toplum olarak da önemli değerlerimizin bir kısmını kaybettik ve yozlaştık. Özellik bu yüzden Dr. Brené Brown’un çalışmaları büyük önem taşıyor.
  • Değişen kimlik: Bilinç evriminin en üst basamağı. Buna özellikle Doğu kültürlerinde rastlanmaktadır. Bu kültürlerde bir BİRBİRİNE BAĞLI OLMA DURUMU görülmektedir. Artık sessiz savaşlarda savaşmaz, iradeleriyle hayatlarını değiştirmeye çalışmazlar. Bağlam ve bağlantının öneminin farkındalardır. Kendi inanç ve düşüncelerinin yanı sıra başkalarının perspektiflerinin de farkındalardır. Bu çeşitli bakış açılarını kullanarak zararlı ya da yanlış düşüncelerini ayıklayabilirler. Bu toplumlarda zayıflıklar hor görülmez. Herkes birlikte daha iyi bir yapının parçası haline gelir. Kegan’a göre bu tip bilinç evrimi belli açılardan tanrı inancına benzetilebilir. Bu mantık yapısına sahip insanlar takıntılı bir şekilde sonuçlarla ilgilenmeksizin en iyisinin gelip onları bulacağına inanırlar.

Sonuç

Sadece tek bir kişiliğiniz değil, çok kişiliğiniz bulunur. Hayata ne kadar bütüncü yaklaşır ve diğer insanlarla bağ kurarsanız geçmiş travmalarınızdan kurtulmanız da o kadar kolay olacaktır. Böylelikle daha güzel yarınlar yaratabileceksiniz.

Strategic Coach’un kurucusu Dan Sullivan’a göre gerekli yetilere sahip iki insan bir araya geldiğinde kendi başlarına başarabileceklerinin 100 katını başarabiliyor. Bir elin nesi var iki elin sesi var misali yani.

Etkili İnsanların 7 Özelliği adlı yazısında Stephen Covey şunları söylemiş:

Bir artı birin ona, yüze ve hatta bine denk gelmesine sinerji diyoruz. İki ya da daha fazla insanın engelleri beraber aşmak ve beraber bir şeyler üretmek için bir araya gelmesi sonucu bu sinerji ortaya çıkıyor.

Sessiz savaşlarda mı savaşıyorsunuz?

İradenize hakim mi olmaya çalışıyorsunuz?

Yoksa bağlam ve bağlantı sizin için daha mı önemli?

Hazır hissettiğinizde çevrenizi size destek olacak insanlarla donatacaksınız. Helen Keller’ın da dediği gibi, “Bir başımıza çok az, birlikte çok fazla şey yapabiliriz.” Son olarak Jim Roth’un şu sözleriyle yazımızı bitirelim: “Beklenti düzeyinin düşük olduğu bir gruba dahil olmayın. Büyümek ve gelişmek için tam aksi yolu tercih edin.

 

Yazan: Benjamin P. Hardy
Çeviren: Nejla Nur Güney
Yazının Orijinal Linki:

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

Çevirmen Künyesi

NEJLA NUR GÜNEY
Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim dördüncü sınıf öğrencisiyim. 2014’ten beri İstanbul’da yaşıyorum. Kahve demleme sanatına derin bir ilgi duyduğum için iki yıl baristalık yaptım. Sonra eğitimim ve mesleğime yoğunlaşmaya karar verdim. Sözlü çeviri, yazılı çeviri ve Japonca alanlarında dersler aldım. Şu anda eğitimime devam ederken bir yandan da serbest zamanlı olarak çeviriler yapıyor, aynı zamanda popüler bir ödev sitesinde içerik yazarlığı yapıyorum. Dil öğrenmeyi, yemek yapmayı, düşünmeyi ve yazmayı çok seviyorum. Okuyor, öğreniyor, aktif olarak kendimi geliştirmekle uğraşıyor ve bir önceki günden daha iyi bir insan olmaya gayret ediyorum. Kaligrafi, çizim ve psikolojiyle ilgileniyor, şu sıralar kendimi özellikle psikanaliz alanında eğitmeyi planlıyorum.

Bir Yorum Yazın

Yorum yazmak için tıklayın

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.