Doğa ve Sağlık Spiritüel Yarat & Üret

İnsanlığın Unuttuğu 12 Yaşam Sırrı

İnsanlığın Unuttuğu 12 Yaşam Sırrı

Unuttuğumuz en büyük sırlar neler?

Hayat hakkında düşündükçe farkına varıyorum ki insanın en büyük laneti unutmak.

Unutkanlık korkunç bir huzursuzluk gibi insan hayatının her alanına işlemiş durumda. Bireysel, kolektif, kültürel olarak ve tarih boyunca sürekli bir şeyleri unutuyor, kaybediyoruz.

Sadece geçmişimizi değil, şu anki yerimizi ve geleceğe olan sorumluluğumuzu da unutmuş vaziyetteyiz. Bireysel anlamda bakılacak olursa ego temelli bilincimiz sürekli unutuyor, bizi yaşamın bütününden ve evrensel bilinçten koparıyor. Daha geniş skalada ise sosyal ve kültürel araçlarla unutma sağlanıyor. Bilinçsiz bir tüketim haline, sıradan yaşamlara ve materyalizmin köleliğine terk ediliyoruz.

İnsanlığın Unuttuğu 12 Yaşam Sırrı

Artık unuttuğumuza inandığım 12 yaşam sırrını sizin için aşağıya not ettim.

1. Doğal dünya düzenindeki yerimizi unuttuk:

Bunu 12 maddelik listenin en başına koymak istedim. Özellikle son birkaç yüzyılda kendimizi doğadan kopardık. Onu sömürdük, mahvettik, tükettik ve kendi kirli çıkarlarımız için onu kontrol etmeye bile giriştik. Doğal yaşam döngüsünden kaçmaya çalıştık. Dünyanın ton ve ritimlerini, işaret ve dillerini dinlemeyi bıraktık; nihayetinde de unuttuk. Doğanın yolunu unuttuk ve dengemizi kaybettik.

2. Yaşam ve kozmosa olan bağlantımızı unuttuk:

Kendimizi doğadan kopararak yaşamla ve evrenle bağlantılı olduğumuzu unuttuk. “Uygarlığın” sınırlarında olup antik gelenek ve öğretilerini koruyan bazı kabileler, bu bağı hala sevgi ve saygıyla korumaktadır. Bizse yaşayan her şeyden ayrı olduğumuz ilüzyonunu yaratıp dengemizle iç huzurumuzu kaybettik. Tüm bilincin birlikte nasıl zarif ve mükemmel bir şekilde dans ettiğini unuttuk.

3. Bilgi birikimimizi yitirdik:

Atalarımızın bize bıraktığı bilgileri unuttuk. Zihni rasyonelleştirerek bilimsel bilgi edinelim derken sadece kalbimizle görebileceğimiz şeyleri unuttuk. Evrenle uyum içinde yaşayan insanlardan bize aktarılan bilgileri, eski hiyakeleri terk ettik.

4. Yolumuzu ve hayallerimizi kaybettik:

Yolumuzdan uzaklaşarak hayatın hayalini kurmayı unuttuk. Yaşadığımız rüyadan nasıl uyanacağımızı ve nasıl kendimize bir hayat kuracağımızı unuttuk. Hayal kurup emek harcayarak onları gerçekleştirme gücümüz olduğunu unuttuk.

5. Amacımızı unuttuk:

Bu kadar kargaşa, gürültü ve şamatanın içine düşüp buraya asıl neden geldiğimizi unuttuk. Amacımızı unuttuk. Herkesin yaratımında katkı bulunduğu inandığı gerçeklik algısına tıkılıp kaldık. Bizi kendini gerçekleştirme ve mutluluğa götürecek olan iç pırıltımızı kaybettik. Buraya evrenle mükemmel bir uyum içinde bir fiziksel form almaya gelmiş olan ruhlar olduğumuzu unuttuk.

6. Her şeyin özünde “Sevgi” olduğunu unuttuk:

Bu belki de çok az kişinin farkına varabildiği bir gerçek. Unuttuklarımızın arasında ise en gizemli ve değerli olanlardan biri sevgi. Ancak bu gerçek içimizde bir yerlerde gizli. Bir zamanlar onun varlığından haberdardık, ama sonra bir şekilde unuttuk. Her şeyin nihayetinde enerji ve bilinç olduğunu, sevgininse tüm bu enerji ve bilinçte yankılandığını unuttuk.

7. “Affetmeyi” unuttuk:

Diğer her şeyden ayrı bir varlık olduğumuza inandırıldığımız için affetmeyi unuttuk. Affetme mantığı incelendiğinde derinlerinde aslında diğer varlıklarla bir olduğumuzu kabul etmeyi gerektirdiğini görüyoruz. Böyle olunca da suçlu ya da kurban kavramları anlamını yitiriyor. Sadece “hayat” adını verdiğimiz geniş ve derin bir ağda hep beraber hareket ediyoruz.

8. “Özgür” olmayı unuttuk:

Her gün kendinize şunu hatırlatın: Siz özgür doğdunuz ve öyle de yaşayacaksınız.

Özgürlüğün bir konsept olmaktan öte gidemediği bir “gerçekliğe” ayak uydurmak durumunda bırakıldık. Korkuyla, yanılgılar ve yanlış ideolojilerle, materyal değerlerle büyütülüyor; sadece belli bir azınlığa hizmet eden kurallara tabi bırakılıyoruz. Halbuki değişimin özünü içimizde barındırdığımızı unutmuşuz. Korkmadan ya da suçluluk duymadan kim olmak istersek o olabileceğimizi unuttuk.

9. Gerçek gücümüzü unuttuk:

Korku içinde yaşamak bize gücümüzü unutturdu. İradenin muazzam gücünü ve bu güçle gerçekliği istediğimiz gibi şekillendirebileceğimizi unuttuk. Uyurgezer gibi yaşıyor, halihazırda var olan kurallara göre kendimizi biçimlendiriyoruz.

10. Tarihten ders almayı unuttuk:

Tarihin bize öğrettiği bir şey varsa o da hep ondan öğrendiklerimizi unuttuğumuzdur. Tekrar tekrar aynı hataları yapıyor, aç gözlülüğümüzle kendimizi her seferinde yıkıma sürüklüyoruz. İnsanlığın geçmişteki hataları yüzünden tek bir bireyi suçlayamayız elbet, ancak hepimiz onları tekrarlamamaya gayret etmekle yükümlüyüz.

11. Sadeliğin ne kadar güzel olduğunu unuttuk:

İnsan hayatı giderek karmaşıklaştı ve hep daha fazlasını arzulamaya alıştık. Sade olmayı, hatta sadeliğin ne olduğunu unuttuk. Hayat gerçekten basit aslında. Sadelik demek yaşamamıza engel olan, yolumuzu tıkayan gereksiz şeyleri hayatımızdan çıkarıp sadece değer verdiklerimize odaklanmak demektir.

12: Güvenmeyi, inanmayı ve merak etmeyi unuttuk:

Hepimizin unuttukları arasında son maddeye geldik. Dünyayla olan bağımızı, hayatın bize bazen küçük sürprizler yaptığını, mucizelerin gerçek olduğunu unuttuk. Artık yaşam bizi büyülemiyor. Aşırı eleştirel yaklaşımımız yüzünden kendimize ve evrene olan güvenimizi kaybettik. İnanmayı unuttuk ki bu belki de en kötüsü. Ruhumuz gücünü yitirdi, enerjimiz tükendi.

Yazan: Gilbert Ross
Çeviren: Nejla Nur Güney
Yazının Orijinal Linki

 

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

Çevirmen Künyesi

NEJLA NUR GÜNEY
Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim dördüncü sınıf öğrencisiyim. 2014’ten beri İstanbul’da yaşıyorum. Kahve demleme sanatına derin bir ilgi duyduğum için iki yıl baristalık yaptım. Sonra eğitimim ve mesleğime yoğunlaşmaya karar verdim. Sözlü çeviri, yazılı çeviri ve Japonca alanlarında dersler aldım. Şu anda eğitimime devam ederken bir yandan da serbest zamanlı olarak çeviriler yapıyor, aynı zamanda popüler bir ödev sitesinde içerik yazarlığı yapıyorum. Dil öğrenmeyi, yemek yapmayı, düşünmeyi ve yazmayı çok seviyorum. Okuyor, öğreniyor, aktif olarak kendimi geliştirmekle uğraşıyor ve bir önceki günden daha iyi bir insan olmaya gayret ediyorum. Kaligrafi, çizim ve psikolojiyle ilgileniyor, şu sıralar kendimi özellikle psikanaliz alanında eğitmeyi planlıyorum.

Bir Yorum Yazın

Yorum yazmak için tıklayın

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.