Sahte Bilim

İnsanlarla Anında İletişime Geçmenin 11 Garanti Yolu

Mutlu Arkadaşlar- Kolektif Kozmos

Etrafımızdaki birçok insan başkalarıyla iletişime geçmenin, sanki sadece belli kişilere has bir özellikmiş gibi doğuştan geldiğine ve öğretilemez olduğuna inanır. Bu algıya düşmek çok kolaydır, fakat gerçek ise aslında iletişim kurmanın bir yetenek olduğudur. İletişim becerisi, duygusal zekâyla doğrudan bir ilişkisi olduğu için elbette kontrol altına alınabilir.

UCLA’de Matthew Lieberman tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre sosyalleşmek ve diğerleri ile iletişime geçmek bir insan için yemek, su ve barınma kadar temel bir ihtiyaçtır. Örneğin, Lieberman bir ilişkiyi sonlandırdığımızda çektiğimiz sosyal acının, fiziksel bir acı çektiğimiz zaman beyinde hissettiğimiz yer ile aynı bölgede olduğunu keşfetmiştir.

Beyindeki bu kısmın öncelikli fonksiyonu, hayati bir tehdit hissettiğinde bizi uyarmasıdır. Bu bize sosyal bağın ne kadar önemli ve kuvvetli olduğunu gösteriyor. Çünkü sosyal yaratıklar olmaya sıkı sıkıya bağlıyız.

“İnsanın en temel ihtiyacı anlama ve anlaşılma ihtiyacıdır.”  -Ralph Nichols

Beynin MRI’ları bize analitik düşünce ile sosyal düşüncenin tamamen farklı sinirsel bağlantıları tetiklediğini gösteriyor ve bunlar tahterevalli gibi inişli çıkışlı bir şekilde çalışıyor. Analitik düşünce içerisinde iken beynin sosyal kısmındaki sinirsel faaliyetler biraz daha yavaşlar, fakat analitik düşünme süreci biter bitmez sosyal kısım tekrar dirilir.

Sosyal beyin şişman çocuğun tahterevallinin sonuna oturması gibidir, beynin varsayılan ayarlarında olmasıdır.

Aile ve arkadaşlık gibi sosyal bağların insan için çok temel bir ihtiyaç olduğunu göz önünde tutarak başka insanlarla iletişim kurmanın kolay olduğunu düşünebilirsiniz. Ne yazık ki durum öyle değil. Kendi şahsi menfaatlerimize karşı olan utangaçlık, kişisel farkındalık, alaycılık, gurur, mücadelecilik, kıskançlık ve kibir tarafından çıkmaza sürükleniyoruz.

Eğer bu fazlalıkları bir kenara itebilirsek herhangi birisiyle iletişime geçmeyi başarabiliriz demektir. İşte karşılaştığımız herkesle iletişime geçebilmek için yardımcı olabilecek bazı ipuçları:

1.Güçlü bir ilk izlenim bırakın

Araştırmalar, bir insanı sevip sevmediğimize ilk 7 saniyede karar verdiğimizi gösteriyor. İletişimin geri kalanını ise içten içe bu ilk tepkilerimizi meşrulaştırmak için devam ettiriyoruz. Bu biraz korkutucu gelebilir fakat eğer ilk 7 saniyenin değerini bilirsek, bu durumu avantaja çevirip herhangi biri ile iletişime geçmek için de kullanabiliriz.

İlk izlenimler çok büyük oranda pozitif bir vücut diline bağlıdır. Hareketlerimizin, ifadelerimizin ve ses tonumuzun farkında olmak etrafımızdaki insanları piknik sepetinin karıncaları çekmesi gibi onları bize çekecektir. Coşkulu bir ses tonu kullanmak, kollarını birbirine dolamamak, göz teması kurmak ve konuşan insana doğru yönelmek, yüksek EQ’lu insanların diğer insanları kendilerine çekmek için kullandıkları taktiklerdir. Pozitif vücut dili tüm iletişimi değiştirebilir. Ne söylediğimizdense, aynı şeyi nasıl söylemediğimiz kesinlikle daha fazla önem taşır.

2.Yüzeyselliğin ilerisine ilk geçen siz olun

Yeni tanıştığımız birisiyle yaptığımız ilk birkaç sohbet çok yüzeysel olma eğilimindedir. Kendimizi karşıdaki kişiye üstünkörü tanıtıp, sonrasında güvendiğimiz ve hoşumuza giden şeylerden konu açıyoruz. Havalardan sudan, ortak tanıdıklardan ve bizimle alakalı en temel detaylardan konuşup duruyoruz. Eğer birisiyle gerçek anlamda iletişime geçmek istiyorsanız çıtayı biraz daha yükseltip asıl sizi siz yapan özelliklerden bahsetmeniz gerekiyor. Elbette ki çok kişisel detaylara inmenize gerek yok. Ancak, karşınızdaki insanın sizin neleri arzu ettiğinizi bilmesine izin vermelisiniz ve onlarla bu yolda kendiniz hakkında bilgi sağlamalısınız. Çoğu zaman eğer açılışı siz yaparsanız diğer kişi de bunu izleyerek sizin yaptığınızı yapmaya çalışacaktır.

3.Güzel sorular sorun

Eğer karşınızdaki kişi kendisini açmak için hevesliyse ona bazı basit sorular sorarak cesaretlendirin. “Ne iş yapıyorsun?” sorusu “Mesleğini neden seçtin?” sorusuyla aynı derecede muhabbetinizi sürdürmez. Karşıdaki insanın hayatta nelerden hoşlandığını çok da kişisele inmeden anlamak için sorular bulun.

4.Karşınızdakinden öğrenin

Bu araştırmanın devamında Lieberman, eğitim sistemimize sosyalleşerek öğrenmenin çok daha verimli olacağı sonucuna varmıştır. Örneğin, matematikle arası pek iyi olmayan bir 8. sınıf öğrencisine yardım etmenin en iyi yolu onun başka bir öğrenciden yardım almasını sağlamaktır. Aynı metodu kendi hayatınıza da uygulayın ve iletişim kurmaya çalıştığınız diğer insanlardan bir şeyler öğrenmeye istekli olun. Bu sizin hem kırılgan olmadığınızı hem de öğrenecek çok şeyinizin olduğunu kabullenmeyecek kadar gururlu olmadığınızı gösterir.

5.Maskeyi çıkardıklarına pişman etmeyin

Eğer yeni yeni tanımaya başladığınız kişi size kendisini açıyorsa ona bunu yaptığını pişman etmeyin. İroni, eleştiri veya şaka yapmak, karşıdaki insanın sizinle neler paylaştığını gözden geçirmesine sebep olabilir. Onun yerine, fikirleri ile uyuşmasanız bile karşıdaki insanın hayata bakış açısı ile empati kurup, ona karşılık siz de kendiniz hakkında daha fazla şey paylaşın.

6.İçlerindeki iyiliği bulun

Kültürümüz bizi bazen alaycılığa itebiliyor. Bazen insanları sevmek için sebep bulmaya kafa yoracağımıza insanları sevmemek için sebep bulmaya çabalayabiliyoruz. Alaycı sesinizi tamamen kapatın ve tanıştığınız kişideki iyi tarafları bulmaya yoğunlaşın. Bu şekilde, insanları hemen değerlendirip, onlar hakkında hüküm vermekten de kaçınmış olursunuz. Daha da önemlisi karşınızdakinden iyi bir şey beklediğinizde büyük ihtimal size onu verecektir.

7.Gülümseyin

İnsanlar doğal olarak (ve bilinçsiz bir şekilde) karşısındakinin vücut dilini yansıtırlar. Eğer karşıdaki insanın sizi sevmesini istiyorsanız o kişi sizinle konuşurken gülümseyin. Onlar da bilinçsiz bir şekilde bu iyiliğinizi karşılıksız bırakmayacaktır ve sonuç olarak sizin için iyi düşünecektir.

8.Konuşma esnasında ismiyle hitap edin

İsmimiz kimliğimizin çok önemli bir parçasıdır ve insanlar kullandıkları zaman bu bizi müthiş hissettirir. İnsanların isimlerini sadece selam verirken kullanmamalısınız. Araştırmalar insanların konuşurken karşılarındaki kişi isimlerini kullandıklarında kendilerini doğrulanmış gibi hissettiklerini belirtiyor. Birisiyle tanıştığınızda eğer ismini unutursanız ikinci defa sormaktan sakın çekinmeyin. Bir dahaki görüşmenizde ismini hatırlayabilmeniz için karşıdakinin ismini kendinize yakın tutmalısınız.

9.Platinyum kuralına uyun

Hepimiz uygulaması kolay olduğundan altın kuralı biliriz. Fakat platinyum kuralını uygulamak daha zordur. Çünkü bu kural diğer insanlara onların istedikleri gibi davranmamızı gerektirir. Bu sadece karşınızdaki kişinin kendisini size açması için daha rahat hissettirmez aynı zamanda sizin karşınızdakini gerçekten dinlediğinizi ve anlattıklarını da duyduğunuzu kanıtlar. Bu da elbette sizin için daha fazla bir gayret gerektirir.

10.Rekabete girmeyin

Hepimiz sit-com dizilerinden fırlama bir klasik bardaki iki adamın gece boyunca birbiri üzerine çıkmak için rekabet ettikleri sahneleri hatırlarız. Aynısı yeni biri ile tanıştığınız zaman da olur. Eğer onlardan daha iyi değilseniz onların hayat başarısı ve tecrübeleri, sizi en az onlar kadar iyi şeylere sahip olduğunuzu göstermeniz gerekiyormuş gibi hissettirir. Bunu yapmak belki egonuzu bastırmanıza yardımcı olabilir ama karşıdaki ile iletişim sağlamanıza kesinlikle yardımcı olmaz. Bu çatışma sizi karşınızdaki hakkında bir şeyler öğrenmenizi deneyip ortak bir zemin yakalamaktansa sürekli kendi üzerinizde yoğunlaşmanıza sebep olur.

11.İç sesinizi susturun

Bizi diğer insanlarla iletişim kurmaktan alıkoyan bir başka büyük etkense onları aslında dinlemiyor oluşumuzdur. Onun yerine karşıdaki insan konuşurken sadece düşünürüz. Ondan sonra ne diyeceğimize o kadar yoğunlaşırız ki karşımızdakinin ne söylediğini anlamayız. Kelimeler sesli ve net bir şekilde gelir fakat anlam tamamen kaybolmuştur.

Eğer insanlarla derin bir iletişime geçmek istiyorsanız iç sesinizi tamamen kapatmalısınız. Ya ne diyeceğimizi unutursak veya demek istediğimiz noktaya gelmeden karşımızdaki kişi konuşmayı farklı noktalara taşırsa? Eğer amacınız gerçekten karşıdaki insan ile iletişim kurmak ise onun ne dediğine yoğunlaşacak kadar kendi iç sesinizi kapatmış olmalısınız.

Hepsini Bir Araya Getirelim

İyi haber: diğer insanlarla iletişim kurmak için yaratıldık. Kötü haberse biz sadece kendi bildiğimizi okuyoruz. Bu ipuçlarını bir dahaki sefere yeni birisiyle tanıştığınızda deneyerek yüzeysel bir konuşmayı nasıl gerçek bir iletişime dönüştürdüğünüze şahit olabilirsiniz.

Peki, sizin insanlarla bağ kurmak için farklı yöntemleriniz var mı? Lütfen düşüncelerinizi bizimle aşağıdaki yorum bölümünde paylaşın ki ben de sizden, sizin benden öğrendiğiniz kadar öğrenebileyim.

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

Yazan: Travis Bradberry

Yazının Orijinal Linki

4 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

  • Öyle güzel şeyler yazmışsınız ki çok teşekkür ederiz.
    Benim eklemek istediğim karsımızdaki benim hakkımda ne düşünüyor sorusunu kendimize hep sorarız.Halbuki doğal olup karşımızdaki kişiyi çok iyi dinlediğimizde (bunu belirtmisşsiniz)benim hakkımda ne düşünüyor sorusu kalkmış oluyor.Böylece arkadaşlık güzel bir iletişimle devam ediyor.

İş’in Geleceğine Katıl

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.