Spiritüel

İnsanları Memnun Etmeye Çalışmak Neden Bir İşe Yaramıyor

Mutlu Parmaklar - Kolektif Kozmos

Christine Carter daima diğer insanların beklentilerini karşılamaya çalışıyordu- ta ki kendi istek ve ihtiyaçlarından ne kadar alakasız bir noktada olduğunu fark edene dek.

İnsanlar bana her zaman mutluluğun sırrının ne olduğunu sorarlar.”Eğer tek bir şey seçebilseydin, mutlu bir hayat yaşamak için en önemli şey ne olurdu?” diye merak ederler.

On yıl önce, size şükretme alışkanlığının en önemli şey olduğunu söyleyebilirdim- ve bunun benim mutluluğumu anlık arttırmasına rağmen yanıtım değişti. Mutluluk için en önemli şeyin dosdoğru yaşamak olduğuna inanıyorum. Çocuklarıma son zamanlarda verdiğim belli bir tavsiye var:

Tam bir bütünlükle yaşayın. Şeffaf, dürüst ve kendinize özgü olun. Asla bundan vazgeçmeyin; beyaz yalanlar ve yalan gülümsemeler aslından uzaklaşılmış bir hayata yuvarlanıp giderler. Kendiniz olmanız ve insanların sizi sevmeme riskini göz önüne almanız olmadığınız biri gibi davranmak veya sevmediğiniz şeyi seviyormuş gibi görünmekten kaynaklı stres ve gerilimi yaşamaktan iyidir. Sizi temin ederim ki : Mış gibi yapmak neşenizi çalıp götürecektir.

Hayatımın büyük bir kısmını insanları memnun ederek, onların beklentilerini karşılayarak, herkesi mutlu etmeye ve beni sevmelerini sağlamaya çalışarak harcadım. Ama diğerlerini memnun etmeye çalışırken, kendi istek ve ihtiyaçlarımızdan uzak bir noktada kalıyoruz. Başkalarını düşünmek kötüdür demek değil bu.Başkalarını memnun etmek onlara yardım etmek ile aynı şey değil.

İnsanları memnun etmek, kendi uzun vadeli deneyimime dayanarak, diğerlerinin ne istediğini veya bizim için olumlu düşünmelerini neyin sağlayacağını tahmin etmek ve sonrasında buna bağlı hareket etme sürecidir. Bu insanların bize yönelik algılarını manipüle etmek için sıklıkla yüzeysel ve genelde bilinçsiz bir çabadır. Her ne zaman olmadığımız gibi görünsek ve hissetsek, kendimizle olan bütünlüğümüzden uzaklaşırız.

Bütünlükten uzaklaşmak mutluluğumuz ve ilişkilerimiz için bir hayli ciddi sonuçlar doğurabilir. İşte olduğumuz gibi davranmadığımızda olanlar.

  1. Aslında kimseyi kandırmıyoruz

Diyelim ki işyerindesiniz ve ev hayatınız sallantıda olmasına rağmen mutlu bir ifade takınmak için elinizden geleni yapıyorsunuz. İş arkadaşlarınıza siz ve eşinizin hafta sonu büyük bir kavga ettiğinizi çaktırmak istemiyorsunuz, fakat iyiymiş gibi davranırsanız – ki değilsiniz- çevrenizdeki insanların da daha kötü hissetmesine sebep olacaksınız. Peki neden?

İnsanlar olarak nasıl hissettiğimizi saklamada pek başarılı değiliz. Bir arada olduğumuz insanların farkına varmayacağını sandığımız fakat ayna nöronlarını tetikleyen mikro ifadeler ortaya koyarız – yani beyinlerinin küçük bir kısmı bizim negatif duygularımızı hissettiğini düşünür. Yani biriyle konuşurken negatif duyguları baskılamaya çalışmak – tıpkı kendi sıkıntılarımızla başkalarını sıkmamak istediğimizdeki gibi – hem insanların stres seviyelerini ilk etapta paylaşmış olacağımızdaki andan daha fazla arttıracaktır. (Ayrıca bu yakınlığı azaltır ve iki kişi arasındaki bağlantıyı da engeller.)

  1. Odaklanmada daha çok güçlük çekiyoruz

Rol yapmak daha büyük bilinçli bir çaba gerektirir – beyninizin odaklanma ve daha derin çalışma gücünü emen bir irade şeklidir. İşte bu yüzden olmadığınız gibi hareket etmek veya öyleymiş gibi yapmak ya da olmadığınız gibi hissetmek muazzam bir irade gerektirir.

Pek çok araştırma kendi irademizi tekrar tekrar ortaya koyma gücümüzün sınırlı olduğunu öne sürmektedir. Çalışma sonrası en üst gücüne ulaşan, yorulan ve artık o kadar iyi performans gösteremeyen bir kas gibi kendi irademiz de kontrollü yapılan önceki eforlar yüzünden azalmıştır.

Ne zamandır kendinizi daha mutlu göstermek için sakladığınız beyaz yalanlar öğleden sonra odaklanmanızı zor hale getirecek. Gerçekte kim olduğunuzu saklama için herhangi bir hareket veya çabanız, ya da olmadığınız biri gibi davranmanız dikkatinizi ve düşüncelerinizi kontrol etmenizi ve duygularınızı yoluna koymanızı da zor hale getirecek.  Provokasyonlara karşı daha agresif tepkiler vermeniz için sebeplerinizi arttıracak, daha çok atıştırmanıza, daha riskli davranışlar benimsemenize ve – bu benim için bir hayli zorlayıcı – idari fonksiyon gerektiren ,yani zamanı yönetme, planlama veya organize etme gibi görevleri daha zayıf bir şekilde yapmaya sebep olacak.

  1. Daha stresli ve gergin olacaksınız

Bunu da olduğu gibi ifade edelim:  Olmadığınız veya hissetmediğiniz gibi davranmak – küçük bir şey dahi olsa, hatta bir hayli anlamsız dahi olsa, bir başkasını korumak için dahi olsa – bir yalan.

Ve yalan söylemek, çok fazla yapsak bile, bunda başarılı olsak bile, beynimiz ve bedenimiz için çok streslidir. Poligraf testi bunun üzerinedir:  “Yalan Dedektörleri” aslında yalanı ortaya çıkarmaz, daha ziyade yalanın sebep olduğu bilinçaltındaki stres ve korkuyu ortaya çıkarırlar. Bu testler derimizdeki elektrikte, kalp atışında ve nefes almadaki değişimi hissederler. Aynı zamanda ses tellerini sertleştiren bir gerilimin sonucu olarak kişinin ses tonunda belli belirsiz değişim olduğunda da bunu saptarlar.

Yalan dedektörlerinin algıladığı psikolojik değişimler glükokortikoidler, stres yanıtı esnasında salınan hormonlarca kaynaklanır. Ve çok iyi bildiğiniz üzere, stres hormonları uzun vadede sağlık ve mutluluğunuz için kötü haber demektir.

Araştırmalar günlük hayatında nasıl daha az yalan söyleyeceklerine dair talimat verilen insanların aslında daha az yalan söylemeyi başardıklarını ve bunu yaptıklarında fiziksel sağlıklarının arttığını göstermekte. Örneğin uyumada daha az zorluk çektiklerini, daha az gerilimleri olduğunu, daha az baş ağrısı ve daha az boğaz ağrısı çektiklerini bildiriyorlar. Sağlıktaki bu gelişmeler olası şekilde stres yanıtının göreceli azalışından kaynaklanmaktadır.

Ve bu kadarla da bitmiyor: Yukarıdaki çalışmada insanlar daha az yalan söylediğinde ilişkilerinde gelişmeler yaşadıklarını ve daha az gerilim yaşadıklarını bildirmişlerdir.

Her zaman yalan söylemiyor veya rol yapmıyoruz elbette. Fakat yaptığımızda, sonuçlarını görmek önemli: artan stres, azalan irade gücü, hasarlı ilişkiler. Başkaları için yüzümüze mutlu bir gülümseme yerleştirip, rol yapmaya çalışsak da en sonunda bu olumsuz sonuçlar yaratacaktır. Kendimiz olmadan yaşamak hayatı zorlaştırır ve kendimizi bulunduğumuz en iyi noktadan- hem huzura hem güce sahip olduğumuz o yerden uzaklaştırır.

Yazan: Christine Carter
Çeviren: Merve Gençyürek

Yazının Orijinal Linki
 

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.
Çevirmen Künyesi

MERVE GENÇYÜREK

Çankaya Üniversitesi İngilizce Mütercim-Tercümanlık bölümü mezunuyum.Kolektif Kozmos’u keşfetmek ufkumu açtı.Bu ailenin bir parçası olmalı ve çok sevdiğim çevirilerimle katkı sunmalıyım diye düşündüm.Müzik olmazsa olmazım.Şarkı söylemeyi çok seviyorum, solistlik yapıyorum.Yabancı dillere karşı büyük bir ilgim var.Şuan Fransızca öğrenmekteyim.İngilizce dizi/film çevirmenliği yapıyorum fırsat buldukça.İtalyan mutfağını ve İtalyanca’yı çok seviyorum.Hayalim erkek arkadaşımla birlikte motosikletle gezerek ve sokak müziği yaparak dünya turuna çıkmak.

1 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

  • Kolektif Kozmos ailesine sonsuz teşekkürler ediyorum . Başarılı paylaşımlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum bekliyorum , Saygılar sevgiler…??

İş’in Geleceğine Katıl

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.