Spiritüel

İmrenmek Bizi Nasıl Daha Yükseklere Taşıyabilir

İmrenme Bizi Nasıl Daha Yükseklere Taşıyabilir
Credit: collective-evolution

Eskiden istediğim bir şeyi görüp alamayınca kötü hissederdim. Şimdi ise ya ‘imrenip sahip oluyorum’ ya da ‘güzelmiş’ diyip yoluma devam ediyorum”. – M. Burke

İmrenme, iki tarafı keskin bir kılıçtır. Pozitif yanına bakacak olursak kendimizde eksik olarak gördüklerimizi tamamlamamız için bir motivasyon kaynağıdır. Başkasının sahip olduğu bir şeyde ustalaşmamızı ya da en azından o bizde olsaydı olacakları hayal edebilmemizi kolaylaştırır. İmrenme, kendimizi geliştirip eksiklerimizi tamamlamamıza yardımcıdır.

Negatif yanı ise kişiyi zaman zaman nefret, alay, eleştiri ve suçlamalara götürebilmesidir. Bunu en çok eksikliklere odaklanıp onları tamamlayamadığımız için suçluluk ya da pişmanlık hissettiğimizde yaşarız. Sonuç olarak da saldırgan, pasif agresif, olumsuz hislerle dolu biri olup çıkarız.

İmrenmenin sizi olumsuz etkilememesi için kendinizi, başkalarının başarılarını bir motivasyon kaynağı olarak görmeye davet edin ve ufkunuzu genişletin. Özellikle bunun, hayatınızın hangi noktalarına sızdığını keşfedin. Mesela bu birini tatile çıkmaları, gün içinde kestirmeleri, çok para kazanmaları, yeni bir ayakkabı almaları, eğlenceye vakit ayırmaları ya da güzel bir ilişkiye sahip olmaları gibi nedenlerden eleştirdiğinizde ortaya çıkabilir.

Eksikliklerinizi Kabullenmek

İmrendiğiniz şeyi elde etmek için yetenekleriniz ve imkanlarınız yeterli değilse akıllı davranmaya bakın. Duygularınızın sizi ele geçirmesine müsaade etmek yerine onları hissedin, kabullenin ve imrendiğiniz zamanların farkına varmaya çalışın. “İmreniyorum” demekten çekinmeyin. Böylelikle onun sizi kandırmasına ve alınganlık, öfke, karşılıksız sevgi ve sahip olmadıklarınızı arzulamaya götürmesine izin vermeksizin onunla mücadele edebilirsiniz. Eğer sahip olmadıklarınızı kazanmak için yola çıkacaksanız ona “henüz  sahip olmadıklarım” da diyebilirsiniz. Bu da suçlamalar ve kuruntular kadar kolay olmayan cesaret, tevazu, sorumluluk ve çaba gibi yetileri gerektirmektedir.

Bazen başkasında olanı kendimiz de kazanmak için gerekli çabayı göstermek istemiyoruz. Bunu fark edin ve kabullenin. Çünkü eğer elde edebileceğiniz, ancak etmek istemediğiniz bir şeyse artık sorumluluk kabul ettiğiniz için imrenmeye gerek yoktur. Ancak eğer imrendiğinize sahip olmak isterseniz size ne kadar gıpta ettirirse ettirsin artık bu kıskançlığın yükünden kurtulabilirsiniz.

Ben, imrendiğimiz şeyin görünürdeki değerine aldanmadan gerçek doğasının da sorgulanması gerektiğine inanıyorum. Gerçekten de Pelin’de olan bende de olsun mu istiyorum, yoksa bu kadar güzel bir şeye sahip olduğu için etkilendim mi? Ve gerçekten istediğim Pelin’de olan değil de, benim için eşit büyüklükte bir değere sahip olan başka bir şey olamaz mı? Diyelim ki Pelin’in çok güzel bir arabası var ve ben de ona imrendiğimi fark ettim; dikkatlice incelediğimde aslında istediğimin onun arabası değil, bozulan bisikletimi tamir ettirmek olduğunu bulabilirim. Böylelikle işe giderken parkı ve oradaki muhteşem ağaçları görebilirim. Ya da gerçekten de Sude kadar güzel görünmeyi değil, beni olduğum gibi sevecek bir partnere sahip olmayı dileyebilirim. İmrenmek bazen istediğiniz şeyin şekline bürünüp sizi aldatabilir, ancak bu, hayatınızda eksik bir şeylerin olduğunu gösterir. Hissettiklerimizin sadece bir heves mi yoksa gerçek bir arzu mu olduğuna karar vermesi gereken biziz.

İmrenme mi Kıskançlık mı?

İmrenmeyi sık sık kıskançlıkla karıştırırız. Psikoloji bilimi aradaki farkı şu şekilde açıklıyor:

İmrenme, başkasının haz duyduğu bir şey bizde olmadığında açığa çıkar.

Kıskançlık ise değer verdiğimiz bir şeyin bir başkası tarafından tehdit edilmesiyle meydana gelir.

İmrenmede olaya iki, kıskançlıkta ise üç kişi dahildir.
İmrenme, kıskançlığın maskelere bürünmüş hali olarak da karşımıza çıkabilir. Örneğin bir başkası tarafından elimden alınanı (kıskançlık) arzulayabilirim (imrenme). Yakın arkadaşınızın partnerine imrenebilir, ancak aslında sadece son partnerinizin bir başkası için sizi terk etmesine üzgün olduğunuzu fark edebilirsiniz. Bu durumda kıskançlığınız, yakın arkadaşınızın ilişkisine imreniyormuşsunuz gibi görünür.

İmrendiğiniz şeyin sadece ufacık bir kısmını elde edebildiğiniz durumlarda bunu da bir başarı olarak görün ve alçakgönüllülükle kabul edin. Denediğiniz, ilerleme kaydettiğiniz, elinizden bir şey gelmediğinde boşverdiğiniz ve limitlerinizi keşfettiğiniz için kendinizi tebrik edin. Hepimiz farklı alanlarda yetenekliyiz nihayetince. Bu da bizi son konumuza, yani karşılaştırmaya getiriyor.

Karşılaştırma

Başkasında olup sizde olmayana imrendiğinizde bir durup sizde olan ve onlarda olmayanları düşünün. Onlar için minnettar olun. Çünkü karşınızdakiler tarafından bakıldığında onlar da, sizin onlara karşı hissettiğiniz gibi hissediyor olacak. Güzel bir kız bir başkasının daha güzel olduğunu ya da belli alanlarda onların kendinden daha yetenekli olduğunu düşünebilir. Güzellik göreceli bir kavram olduğu için bu çoğu zaman doğru bile değildir. O yüzden düşüncelerinizi önce bir mantık süzgecinden geçirin. Daha az güzel olduğunuzu düşünmeniz aslında özgüven eksikliği, yeterli sevgi görmeme gibi daha derin mevzuların habercisi olabilir.

Sonuç olarak imrenmenin bizi yükseklere taşıyan, Yunanların daemon* dediği şeye dönüşmesi de, ayağımızı kaydırmaya uğraşan demon (“iblis”) olması da bizim elimizde. Sonuçlar hissettiklerimize yaklaşımımız, olumsuz hislerle başa çıkma stratejilerimiz, kendimizi ve diğerlerini yargılama yetimizin keskinliğine bağlı olarak değişiklik gösterecektir. Umarım bu yazımı okuduktan sonra hayatınızdaki imrenme ve kıskançlıkların farkına varabilir, ipleri elinize alarak dilediğinizce yaşayabilirsiniz.

*Daemon: Karanlık ve derin ruhlu gibi anlamlar taşır. Eskiden bu sanatçılık, yaratıcılık, farklı düşünce, insan ve ihtirasları ile ilişkilendirilmekteydi. Özellikle tiyatro oyunlarında insanların karanlık yüzü, karanlık olan öteki benliği için kullanılırdı.

Yazan: Jack Adam Weber
Çeviren: Nejla Nur Güney
Yazının Orijinal Linki: http://www.collective-evolution.com/2018/02/05/envy-how-it-can-make-us-better/

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

Çevirmen Künyesi

NEJLA NUR GÜNEY
Boğaziçi Çeviribilim üçüncü sınıf öğrencisiyim. Üç yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Kahveye derin bir ilgi duyduğum için iki sene baristalık yapıp çeşitli demleme metotları öğrendim. Üç senedir Japonca öğreniyorum ve mezun olmadan önce Japonya’ya değişim öğrencisi olarak gitmek istiyorum. Bir yandan freelance çevirmenlik ve (çevrimiçi) eğitimsel içerik yazarlığı yapıyorum. Erkek arkadaşımla birlikte İsveççe öğreniyor, İsveç’e yerleşme planları yapıyoruz. Hobilerim: Diller, okuma, kaligrafi, öğrenme, kitaplar, yemek yapma. Köpekleri, kirpileri ve kar tilkilerini çok seviyorum.

Bir Yorum Yazın

Yorum yazmak için tıklayın

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.