Doğa ve Sağlık Spiritüel

“Her Gün” Arınmamız Gereken 6 Şey

“Her Gün” Arınmamız Gereken 6 Şey

İnsanların %1’nden daha azı, bu yazıda belirtilen ilkelere göre yaşıyor. Fakat, bahsedeceğimiz iyileştirici yöntemleri hayatınıza uygularsanız, sizin de daha aktif, anlamlı ve üretken bir yaşamınızın olacağına inanıyorum.

Yoğun olmak ve üretken olmak arasında çok fark var. Çoğu insan çok fazla şey yapmaya çalışır. “Devam etme” isteği daha fazlasını yapmaya, daha az yaşamaya ve gerçekten gelişim kaydettiklerine inanarak kendilerini kandırmalarına neden oluyor.

Gerçek gelişim ve başarı her zaman sürdürülebilirdir. Kaçınılması zor fiziksel, zihinsel ve duygusal patlaması olan kısa bir sürat koşusu değildir. Bütün hedefler araçtır, son değildir. Gelişiminizin her bir başarı safhası birbirine tam olarak bağlanmalı; sizi daha güçlü, daha yetenekli kılmalı; daha fazla zayıflatmamalı ve kalıcı olarak zarar vermemeli.

Bunu yapabilmek için, her gün aşağıdaki maddelerden tamamen “kurtulmanız” gerekmekte.

  1. İş
  2. Teknoloji
  3. İnsanlar
  4. Yiyecek
  5. Fitness
  6. Uyanık Olma

Bu alanlarda yeterince gelişmediğiniz sürece, hayatınız hep karmaşa içinde olacaktır. Üstelik, yeterince gelişerek, bu aktivitelerle daha fazla uğraşmak için kendinizi güçlenmiş hissedeceksiniz. Gelişim, hayatınızın tüm alanlarında başarılı olmak için esas unsurdur.

Bu yazının geri kalanını, tam gelişimle ilgili bilimsel bulgularla ve uygulamalarla detaylandıracağım.

1. İşten Kurtulun

“Fazla bağlılık” psikolojide yoğun ele alınan bir konudur. İş taleplerine yönelik algını aşırı artırdığınızda ve bu taleplerle başa çıkma yeteneğinizi daha az dahil olan iş arkadaşlarınıza üstünlük sağlama olarak gördüğünüzde ortaya çıkar.

Çoğu için bu algı, iş davranışlarının maliyet-kazanç analizini doğru bir şekilde yapmaktan sizi alıkoyan bir “çarpıtma”dır.

Aşağıda fazla bağlılığı ölçen değerlendirme soruları yer almaktadır. 4’lü skalada, 1 (düşük bağlılık)’den 4 (yüksek bağlılık)’e kadar, aşağıdaki sorular bazında kendinizi nasıl değerlendirirsiniz?

  1. İşte zaman baskısından hemen bunalırım.
  2. Sabah kalkar kalmaz, iş problemlerini düşünmeye başlarım.
  3. Eve geldiğimde, kolaylıkla gevşeyebilirim ve iş düğmesini kapatırım (ters puanlama yapılacak)
  4. Bana yakın olan insanla, işim için çok fazla fedakarlık yaptığımı söylerler.
  5. İş çok nadir beni rahat bırakır, yattığımda hala aklımdadır.
  6. Bugün yapmam gereken bir işi ertelediysem, gece uyumakta çok sıkıntı yaşarım.

Çoğu insan işten bağlantıyı kesmeyi çok zor bulmasına rağmen, “İş Sağlığı Psikolojisi”ne yönelik yapılan son araştırmalar günlük olarak bağlantıyı kesmenin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Bu makale, kendinize uygun ve sağlıklı sınırlar / kısıtlar koymanız için gerekli noktaları sunuyor olacak. Bunları yapmadığınız sürece, sürdürülebilir bir hayat tarzınız olmaz. Sağlıklı sınırlar yaratmadığınız sürece; işiniz, sağlığınız ve ilişkileriniz tehlikeye girecektir.

Örneğin, birkaç alanda yapılan araştırmalar; karşınıza iş talepleri çıktığında, enerjik, aktif ve sağlıklı kalmak için işten kurtulmanın bir ihtiyaç olduğunu gösteriyor.

“Kurtulma”, işin neden olduğu fiziksel ve psikolojik baskı / stresi azaltma ya da ortadan kaldırma sürecidir.

En son yapılan araştırmada çok fazla dikkat çeken belirgin kurtulma yöntemlerinden biri de “işten psikolojik kopuş”. Gerçek psikolojik kopuş,  iş dışı zamanlarınızda işle alakalı aktivitelerden ve düşüncelerden tamamen uzak durduğunuzda gerçekleşir.

Şüphesiz, global ortamda çalışmak fazlasıyla rekabete dayalıdır ve bu yüzden fazla stresli ve zorludur. Dolayısıyla, olumsuz duygular, fiziksel semptomlar ve psikolojik bozukluklar yaratan bugünün iş stresleri genellikle fazla tüketicidir ve bu da psikolojik kopuşu çok zorlaştırır.

İşten tam kopuş ya da kurtulma;  fiziksel ve psikolojik sağlık için, ayrıca aktif ve üretken bir iş için önemli. Yine de, çok az insan yapıyor bunu. Çoğu insan e-mail’leri ve işleri için her zaman “müsait”tir. Y kuşağı daha da kötü. Genellikle onur göstergesi sayarlar bunu, her zaman çalışmaya açıktırlar.

Araştırmalar iş deneyiminden psikolojik olarak kopan insanlara yönelik aşağıdaki bulguları buldular:

  • Daha az iş kaynaklı yorgunluk ve erteleme alışkanlığı
  • İşe çok daha fazla bağlılık (zindelik, kendini adama ve odaklanma olarak tanımlanır, örneğin “akışta olmak”)
  • Yaşam kalitesiyle doğrudan ilişkili olan daha fazla iş-hayat dengesi
  • Daha fazla evliliklerde tatmin duygusu
  • Daha iyi zihin sağlığı

İlginç olan şu ki, diğer bir araştırma; ebeveynin düzensiz çalışma saatleri olunca çocukların gelişimleri ve sağlıkları üzerinde yıkıcı etkilerini olabildiğini göstermekte. Bu problemler; ebeveynin depresif belirtilere sahip olması, düşük kalitede ebeveynlik, çocuk-ebeveyn etkileşiminin ve yakınlığının azalması ve daha az destekleyici ev ortamı olması şeklinde sıralanabilir.

Eğer iş algısından tam olarak kopamamanız durumunda, depresyonun farklı türlerini deneyimleme ihtimali de yine önemli ölçüde artmakta. Ayrıca, bağlantınızı gerçekten kesmediğiniz sürece evdeyken bağlılık duygunuzu yitireceksiniz. Bu sürece daha fazla ekledikçe, dikkatiniz dağılacak ve psikolojik olarak çok yıpranacaksınız. Sonuç olarak çocuklarınızla, eşinizle ya da arkadaşlarınızla olması gereken etkileşime muhtemelen giremeyeceksiniz. Bu kısır bir döngü.

Dr. Marshall Goldsmith “Triggers: Creating Behavior That Lasts — Becoming the Person You Want to Be,” kitabında; iş hayatlarında başarılı olan insanların genellikle hayatlarının diğer alanlarında, özellikle ilişkilerinde başarısız olmaktan memnunlar. Diğer bir deyişle, çoğu insanın vasat eş, ebeveyn ve arkadaş olmaktan yana sıkıntısı yok, ancak işlerinde vasat olmayı istemiyorlar.

İşteyken, tamamen işinize konsantre olun. İşten çıktığınızda, tamamen kendinizi işten soyutlayın ve hayatınızın diğer alanlarına yoğunlaşın.

Eğer bunu yapamazsanız, ne işte ne de evde tamamen an’da bulunacaksınız ya da odaklanabileceksiniz. Minimal düzeyde olsa bile, sürekli baskı altında hissedeceksiniz. İyi uyuyamayacaksınız. İlişkileriniz gölgede kalacak. Hayatınızdan memnun olmayacaksınız.

Günde 8 saatten fazla çalışmanız gerektiği inancı çok eskide kalmış bir zihin modelini yansıtır. 9-5 çalışma sistemi, sanayi devrimi sırasında yaptıkları iş fiziksel iş gücü gerektiren fabrika çalışanları için geliştirilmişti. Ancak, bugün yapılan işler çoğunlukla zihinsel olarak yapılmakta, fiziksel değil. Psikolog Ron Friedman; “Genel olarak, gerçekten odaklandığımız yaklaşık 3 saat boyunca bakabildiğimiz bir penceremiz var. İyi planlama, düşünme, konuşma açısından önemli bazı katkılarımız olabilir.” der.

Odaklanmanın az olduğu, dikkat dağınıklığın yüksek olduğu bir işte 8-10 saat harcamaktansa; gerçekten odaklanmış, içinde olabildiğimiz bir akışta 3-5 saat geçirin. Bir haftada çoğu insanın yapabildiği işi siz bir günde bitiriyor olacaksınız. Aynı zamanda hayatınızın diğer önemli hayatlarına daha fazla odaklanabileceksiniz.

Bunu yapabilmek için, kendiniz ve diğer insanlarla ilgili sınırlarınızı ve beklentilerinizi ortadan kaldırmalısınız. Eğer bunu gerçekten yapabilirseniz, siz yokken acil durumlar haricinde müsait olmadığınız gerçeğine işteki insanlar saygı gösterecekler.

2. Teknolojiden Kurtulun

Teknolojiyle dolup taşan dünyamızda, işten gerçek anlamda kurtulmanın tek yolu, kullandığınız teknolojiye sağlıklı sınırlar koymanız.

Örneğin, son zamanlarda yapılan bir çalışma sürekli akıllı telefon kullanımının insanları işten (ve hayattan) gerçekten sıyrılmalarına izin vermemekte. Hiç bağlanmama gibi bir durumları yok. Birçok insan akıllı telefonlarını aralıksız kullanmaya devam ediyor ve birkaç saatten fazla akıllı telefonları olmazsa bağımlılık krizine gireceklerini itiraf ediyorlar.

Çalışmada, akıllı telefon kullanımı konusunda daha bilinçli olan ve telefon kullanımına yeterli ara veren deney grubu; işten psikolojik kopuşu deneyimleyebildiler, rahatlayabildiler ve hakim olmayı öğrendiler.

Akıllı telefon bağımlılığının etkileri; fevri davranış, bağımlılık krizi ve fonksiyon bozukluğu olarak yansımakta.

Bir çalışma, normal bir insanın günde 85’ten fazla telefonlarının kontrol ettiklerini,  internette ve uygulamalarda 5 saatten fazla zaman harcadıklarını göstermekte. İşin komik yanı, insanlar normalde yaptıklarının iki katından daha fazla telefonlarını kontrol ediyorlar. Bu yüzden, çoğu zaman insanlar telefonlarını kontrol etmeye bilinçsizce tetikleniyorlar.

Bu bilinç eksikliği, bütünsel yaşam sistemlerimiz olduğundan, birçok insanın hayatlarının diğer bütün alanlarına yansımakta. Hayatınızdaki hiçbir bileşen tek başına ele alınamaz. Teknolojiyi bilinçsizce kullanarak birkaç saat harcıyorsanız, işte ve ilişkilerinizde nasıl içine gerçek anlamda girmeyi bekleyebilirsiniz?

Aşağıda akıllı telefonun sağlıksız kullanımına ilişkin sonuçları yer almaktadır:

  • Artan depresyon, kaygı ve “gündüz fonksiyon bozukluğu”
  • Azalan uyku kalitesi
  • Azalan psikolojik ve duygusal sağlık durumu
  • Azalan duygusal zeka (bu araştırma, aynı zamanda ebeveyn akıllı telefon kullanımı konusunda yansıtıcı ve düşünceli davranırsa, çocukları daha az zararlı etkileri deneyimlediğini göstermekte).
  • Artan stres ( yaşama doyum düzeyini düşürür) ve öğrencilerde azalan akademik performans (yaşam doyum düzeyini düşürür)

Bir çalışma, uykudan önce 1-2 saat içerisinde laptop ve cep telefonu kullanımının olumsuz etkilerini göstermekte. Bu çalışma spesifik olarak, uyku öncesi 1-2 saat ekrana bakmayı bırakan bireylere ilişkin aşağıdaki bulguları paylaştı:

  • Önemli ölçüde daha kaliteli uyku ve daha az uyku bozukluğu
  • Çalışırken işleri bitirme isteğini sürdürme yetisinin iyileşmesi

Çalışmanın yazarları / araştırmacıları, “Uyku öncesi, sağlam zihin ve iyi sağlık için cep telefonlarının ve laptopların kullanımını sınırlandırmalıyız” olarak konuyu basit bir şekilde özetlediler.

Uluslararası konuşmacı ve “You Can’t Be Serious! Putting Humor to Workyazarı, Michael Kerre göre eski Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama ve Bill Gates gibi çok başarılı insanların uyumadan önce en az bir saat kitap okudukları bilinir. Kerr’e göre, uyumadan önce en başarılı insanların yaptığı son şey çalışmak (genellikle e-mail’leri kontrol etmek olarak gösterilir).

İlginç bir şekilde, diğer yapılan araştırma yatmadan önce çalışmanız durumunda rahatlama konusunda zorluk yaşayacağınızı göstermekte. İyi uyumak için, yatakodanızı sadece uyku alanı olarak görmelisiniz.

Çevrenizdeki diğer tetikleyen faktörler doğrudan davranışlarınızı etkiler. Eğer yatak odanızda TV izliyorsanız, uyku problemleri yaşarsınız. Yatmadan önce telefonunuzu kullanıyorsanız, kötü bir uykuya maruz kalırsınız. Uyanır uyanmaz telefonunuzu kontrol ediyorsanız, gününüzün geri kalanına odaklanmakta sorun yaşarsınız.

İdeal bir hayat yaşamak istiyorsanız, işte de aynı şekilde teknoloji, özellikle de akıllı telefon kullanımına uygun sınırlar konulmalı. Teknolojiden ve akıllı telefonlardan kurtulmanız gerek.

Telefonunuzu kontrol etmektense, çoğu insanın yaratıcı çıktı üretmesi ve öğrenmesi için en uygun zaman olan sabahları verimli bir şeyler yapın.

Dünyadaki en başarılı insanların çoğu, sabah uyandıktan sonra birkaç saat cep telefonlarını, e-mail’lerini ya da sosyal medya hesaplarını kontrol etmekten kaçınır. Bunun yerine; yaratıcı işlerle, fiziksel egzersizlerle, stratejik planlamalarla ve hedef koymakla ve sevdikleriyle zaman geçirmekle meşgul olurlar.

Ayrıca, teknolojiye koyduğunuz sınırlar işten çıktıktan sonra da olmalı. Üzerinizde cep telefonunuz varsa, son derece iyi niyette de olsanız, bilinçsizce kontrol edeceksiniz. Bu tür sağlıksız tetikleyicilerin kontrol edilmesi oldukça güç.

Onun yerine, teknoloji alanınızdan kurtulun. Gece telefonunuzla, sosyal medyayla ve e-mail ile işinizin bittiği bir zaman belirleyin.  Teknoloji alanınızda diğer sınırları oluşturun, böylece ilişkilerinize ve gerçek dünyada yaşamınızın diğer alanlarına daha derin odaklanabileceksiniz.

İşte işinize yarayacak güçlü birkaç ipucu:

  • Uyandıktan sonra ilk 30-60 dakika teknoloji adına hiçbir şey yapmayın
  • Uyandıktan sonra ilk 2-4 saat, e-mail ve sosyal medya kadar bilinçsiz internet kullanımından da kaçının
  • Uyumadan önce 1-2 saat, telefon ve internet kullanmayın.
  • Diğer insanlarla birlikteyken yanınızda telefonunuzu bulundurmayın (Arabada, evde ya da farklı bir odada bırakın)
  • Özellikle ailenizle birlikte evdeyken, yanınızda telefonu bulundurmama alışkanlığı edinin. Sizin vermiş olduğunuz bu sınırlanmamış, çok az insan bütün dikkatinizin hediyesini deneyimliyor. Onlara bu hediyeyi verin. Cep telefonunuzu mümkün olduğunca çok kendinizden uzak tutun. Bütün hayatınız daha iyi olacak.

3. İnsanlardan Kurtulun

“Zaman tek başına, uzaklaşmak, tefekkür etmek, düşünmek ve merak etmek için gerçekten önemli.” -Jim Rohn

Tıpkı işten ve teknolojiden kurtulmaya ihtiyacınız olduğu gibi, insanlardan da sağlıklı bir şekilde kurtulmanız gerek.  Her gün sadece 20-60 dakika da olsa, düşünmek, yansıtmak, sorgulamak ve plan yapmak için biraz zamana ihtiyaç duyarsınız.

Any Wilkinson The Creator’s Code: The Six Essential Skills of Extraordinary Entrepreneurs, adlı kitabında, dünyadaki en başarılı girişimcilerle yaptığı görüşmelerin detaylarını aktarıyor. Çoğunun programlarını amaçları doğrultusunda kendilerinin oluşturduğunu anlatıyor. Örneğin, Spanx’in kurucusu milyarder Sara Blakely evden 5 dakika uzaklıkta yaşamasına rağmen, evden işe 40 dakikada gelip gidiyor. Bunu kendisine düşünme zamanı ayırmak için yapıyor. Diğer insanlar yaratıcı ve stratejik düşünmek için gün ortasında 60 dakikalık “güç yükleme saati”ni gerçek anlamda planlayıp uyguluyorlar. Hepimizin insanlarla birlikte olduğumuz ve yalnız olduğumuz zamanlara ihtiyacı var. Büyük resmi ya da daha spesifik düşünmek için en az 20-30 dakikalık dikkatimizin dağılmayacağı şekilde yalnız vakit geçirmedikçe, optimum düzeyde yaşayamazsınız.

4. Yemekten Kurtulun

“Daha az ye ve daha çok iş yapacaksın” — Robin Sharma

Vücudunuzun ve aklınızın yemekten kurtulması gerek. Günlük olmasa da, haftada bir kez en az 18-24 saat oruç tutmalısınız.

Oruç tuttuğunuzda ya da yemekten kurtulduğunuzda, vücudunuza sürekli sindirim yapmak yerine kendini onarma ve yapılandırma fırsatı vermiş oluyorsunuz.

Birazdan anlatacağımız üzere, düzenli oruç tutmanın sayısız faydaları bulunmakta.

Tıbbi olarak, oruç tutmanın nikotin, alkol, kafein ve diğer maddelere duyulan şiddetli isteği hızlıca yok ettiği bulundu.

Nörokimyasal olarak da, oruç tutmak kaygınızı azaltırken mutluluğunuzu ve kendine güveninizi yükselten dopamin gibi katekolamin düzeyini artırmakta.

Oruç tutmak gerçekten beyin hücrelerinin sayısını artırıyor. Oruç tutmanın bilimsel olarak desteklenen faydalarından işte birkaçı:

  • Kısa süreli oruç tutmak aşırı nöronal otofajiyi (örneğin kendi kendine yeme) tetikler. Bu süreçte, hücreler atık maddeleri geri dönüştürür, düzgün işlemeyen süreçleri düzenler ve kendilerini onarırlar. Beyin sağlığı nöronal otofajiye tabidir. Diğer bir çalışma, nöronal otofajinin etkileşimi nörolojik dejenerasyona yol açar. Basitçe söylemek gerekirse, otofaji süreci olmadan beyin ne düzgün gelişim gösterir ne de optimum düzeyde işlevini yerine getirir.
  • Oruç tutmak; hipokampüste, kortekste ve basal ön beyinde (hafızayı, öğrenmeyi ve daha yüksek bilişsel işlevleri düzenleyen beynin parçaları-sadece insane özgü) nöronlarla etkileşime geçen bir protein olan beyin kaynaklı nörotropik faktör (BDNF) seviyesini artırır. BDNF, yeni nöronların gelişmesini ve nöro-sinaptik bağlantısının iyileşmesini tetiklerken mevcut nöronların hayatta kalmasına yardımcı olur. BDNF’nin düşük seviyeleri Alzheimer, hafıza kaybı ve bilişsel bozukluk ile ilintilidir.
  • Kanıtlar, düşük BDNF’nin depresyonla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Gerçekten de, antidepresanlar BDNF seviyesini artırır. Bu yüzden doktorlar oruç tutmanın depresyonu azaltabileceğine inanıyorlar.
  • Oruç tutmak, felç geçirme ihtimalini azaltır.
  • Oruç tutmak; normalde beyin travmasından kaynaklanan oksidatif stres, mitokondriyal bozukluk ve bilişsel zayıflamayı azaltır. Araştırma, 24 saat (48 saat değil) oruç tutmanın beyin sarsıntısı gibi travmalara karşı sinirleri koruduğunu gösteriyor.
  • Oruç tutmak, yaşlanma, bilişsel zayıflama ve kronik hastalıklara neden olan bilişsel stres etkenlerini azaltır.
  • Oruç tutmak, kanser riskini azaltır.
  • Yaşam sürenizi ve ömrünüzü uzatır.
  • Öğrenmeyi ve hafızayı iyileştirir.
  • Oruç tutmak, odaklanma yeteneğinizi artırır.

Daha önce oruç tuttuysanız, oruç tutmanın radikal zihinsel faydalarına tanık olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Eğer hiç oruç tutmadıysanız, düzenli olarak oruç tutmaya başlayın. Belli bir süre sonar, bilişsel sonuçları elde edeceksiniz.

Oruç tutmanın bilimsel olarak desteklenen diğer sağlık açısından faydaları aşağıda verilmiştir:

  • Oruç tutmak aşırı yeme bozukluklarını ortadan kaldırır ve iş ve diğer önceliklerden dolayı doğru yemek paternini edinmeyi zor bulan insanlara yardımcı olur.
  • Oruç tutmak cildinizin aknelerden arınmasını sağlar ve yüzünüze sağlıklı, enerjik bir kırmızılık verir.
  • Oruç tutmak serbest radikal zararlardan bağışıklık sistemini arındırarak yeniden başlatır. Vücuttaki inflamatuvar koşulları düzenler ve kanserli hücre oluşumunu engeller.
  • Oruç tutmak kan basıncı seviyesini düzenler.
  • Oruç tutmak kolesterol seviyesini düzenler.
  • Tip 2 diyabet sağlıksız kültürümüzde çok yaygınlaştı. Oruç tutmanın, insülin direncinin güçlü bir şekilde desteklediği ve kan şeker seviyesinde önemli ölçüde azalmaya neden olduğu gösteriliyor.
  • Benzer şekilde, insülin kan seviyesi de ciddi ölçüde düşmekte ve böylece yağ yakımını hızlandırmakta.
  • Büyüme hormonunun kan seviyeleri 5 kat kadar artabilir. Büyüme hormon seviyesinin artması, yağ yakımına ve kas gelişimine yardımcı olur aynı zamanda sayısız pek çok faydası bulunmakta.
  • Oruç tutunca sadece vücut fonksiyonlarınız gelişmez, aynı zamanda sağlığınıza ve formunuzu korumaya yönelik karar verme süreciniz de gelişir.

Araştırma, bilişsel ve motor becerilerde (fiziksel denge gibi) yaş kaynaklı zayıflama, oruç tutarak azaltılabileceğini gösteriyor.

Araştırmaya göre, 16 saat oruç tutmak uyku düzeninizi resetler. Diğer bir araştırma, oruç tutmanın uyku kalitenizi iyileştirebileceğini gösteriyor.

İlginç olan şu ki, Yale Üniversitesi’ndeki araştırma boş midenin daha iyi düşünmenize ve odaklamanıza yardımcı olduğunu buldu. Bu yüzden, Malcolm Gladwell gibi birçok insan bilerek kahvaltı öğününü atlıyorlar, böylece yaratıcı işlerine daha iyi odaklanabiliyorlar.

Oruç tutmak duygularınızı da dengeye koyar. Yemek üzerine duygusal bağlılıktan koparak bu gerçekleşir. Ayrıca, duygularımız üzerinde negative etkisi olan kafein, işlenmiş şeker, keyif için alınan uyuşturucular, tütün ve trans yağ asitlerinin olduğu aşırı uyarıcı özellikteki yiyecekleri hayatınızdan çıkarmanız gerekmekte.

Araştırma, oruç tutmanın konsantrasyonu, hafızayı ve bilgiyi anlama becerisini geliştirdiğini doğruluyor. En basit haliyle ifade etmek gerekirse, oruç tutmak beyin etkinliğini ve verimliliğini geliştiriyor.

Peki nasıl oruç tutulur?

Erken akşam yemeği ya da geç kahvaltıyı deneyin. Fiziksel değil duygusal olarak yemeğe bağlılığınız olduğundan, ilk başta zor olabilir. Amaç; her gün 6-10 saatlik aralıklarda yemek ve günün geri kalanında yiyecekten uzak durmak. Yüksek protein ve sağlıklı yağları içeren yemekler yediğiniz takdirde, karbonhidrat özellikle şekerli gıdalar yediğinizdeki doygunluktan birkaç saat daha fazla doymuş ya da tok olacaksınız.

5. Fitness Yapmaktan Kurtulun

Kulağa tuhaf gelebilir, ama birçok insan aşırı egzersiz yapıyor.

Yaşamlarının diğer alanlarında da olduğu gibi, çoğu insan nitelikten ziyade niceliği tercih ediyor.

İdeal formda kalmanız, bolca iyi uyku ve istirahat gerektirir. Birçok profesyonel atlet beklediğinizden daha fazla uyurlar. Aynı zamanda, günlerinin geri kalan vakitlerini tam istirahatle geçirirler, böylece antrenman yaptıklarında daha fazla odaklanabiliyorlar. Formda kalırken en iyi sonuçları almak için, araştırma daha uzun süreli bir egzersizden ziyade daha yoğun egzersizin daha etkili olduğunu gösteriyor. Mantık çok basit: daha kaliteli dinlenerek, yoğun aktivitenin yapılması.

Hayat, teknoloji, yemek ve hayatın diğer tüm alanları için doğru bu. Strategic Coach’un kurucusu an Dullican, “Nerede olursan ol, bulunduğun yerden emin ol”. der.

Bu söz, an’da var olmak ve hayatın akışında olma anlamına geliyor. Bunu yapabilmek için, nicelikten ziyade niteliğe odaklanmanız gerekmekte. Ayrıca, hayatınızdaki önemli şeyleri tamamen önceliklendirmeniz lazım.

Örneğin, belirli müdahelelere başvurmadık.a her şeyin giderek nasıl kötüleştiğini açıklayan bir kavram var fizikte: entropi. Örneğin, zamanınıza doğru sınırlar koymazsanız, milyonlarca şey yavaşça akıp gidecek ve size yavaşlatacak.

Başarılı yaşamaya önem veriyorsnaız, hayatınızda entropinin etkilerini dikkate almalısınız. Dikkati dağıtan bütün her şey entropinin yansımasıdır ve bu sizi yavaşlatır. Eğer hayatınızın aeorodinamik, üretken ve anlamlı olmasını istiyorsanız, yapabildiğiniz kadar çok entropileri hayatınızdan atmanız gerek. Asıl önemli olanları önceliklendirerek ve bunun dışındaki her şeyi ortadan kaldırırak yapabilirsiniz bunu.

6. Uyanık Olmaktan Kurtulun

Yediğiniz yiyecekten daha mühim olan şey varsa o da uykudur. Tıpkı yiyecek gibi uyku da olmadan yaşayamazsınız.

Uyku çok önemli. Eğer uykuyu öncelik sıranıza koyamıyorsanız, hayatınız %100 alt üst olur.  Yine de, milyonlarca insan yeterince uyumuyor ve bunun sonucu olarak da akıl sorunları yaşıyorlar.

Ulusal Uyku Vakfı (NSF) bir anket gerçekleştirdi ve bu anket ile en az 40 milyon Amerikalının 70 farklı uyku bozukluğu yaşadıklarını ortaya çıkardı. Sadece bununla da sınırlı değil, yetişkinlerin %60’ı, çocukların %69’u bir haftada birkaç geceden fazla bir ya da daha fazla uyku problem yaşadığını gösteriyor. Ayrıca, yetişkinlerin %40’dan fazlası her ay en az birkaç gün, günlük aktivitelerini ciddi ölçüde olumsuz etkileyen gündüz uyku eğilimi yaşamaktalar. 20%’si de bu uyku sorununu haftada birkaç gün ya da daha fazla yaşadıklarını belirtti.

Diğer tarafta, sağlıklı oranda uykunuzu almanın aşağıdaki durumlarla ilişkilendirilmekte:

  • Artan hafıza
  • Daha uzun ömür
  • İltihapta azalma
  • Yaratıcılıkta artış
  • Dikkat ve konsatrasyonda artış
  • Egzersizle yağ oranında düşüş ve kas oranında artış
  • Daha az stres
  • Kafein gibi uyarıcılara daha az bağımlılık
  • Kaza geçirme riskinde azalma
  • Depresyon riskinde azalma
  • Ve daha binlercesi… Google’da araştır.

Savunulamayacak şekilde, insanlar kafein gibi uyarıcıları kullanarak sağlıksız uykuları telafi etmeye çalışıyorlar.

Entropi.

Yeterli oranda alamadığınız sağlıklı uyku yerine başka şeyleri koymayı çalışırsanız; vücudunuz, aklınız, işiniz, ilişkileriniz ve hayatınızdaki diğer tüm alanlar zarar görür.

Araştırma, kaliteli uyku eksikliğinin yaşamınızın kalite eksikliği ile ilintili olduğunu gösteriyor. Bu, gerçekten de basit. Vücudunuzun her gün yenilenmesi gerekiyor. Uykudayken, beyniniz ve vücudunuz kendilerini yeniler. Uyanıkken, daha iyi düşünmenizi ve vücut fonksiyonlarınızın daha iyi işlemesini sağlar!

Sonuç

Eğer ideal hayat yaşamak istiyorsanız, iyileşmeniz gerek.

Aşağdaki maddelerden kurtulmanız lazım:

  1. İş
  2. Teknoloji
  3. İnsanlar
  4. Yemek
  5. Fitness
  6. Uyanık olma

Yorulmaktan, stresi yaşamaktan ve yarı-ideal hayatınızdan memnunsanız, bunlardan kurtulmanıza gerek yok. Nitelikten ziyade niceliğe odaklanmaya devam edin.

Siz iyileşmedikçe, gerçek anlamda yaşamıyor olacaksınız. Yarı yaşıyor, dikkati dağınık, stresli ve sağlıksız olacaksınız hep.

Harekete Geçme Zamanı

Doğru aktivitelere odaklanmak ve birçok insandan 10 kat daha hızlı sonuçlar almak istiyorsanız, sabah bir bakın.

Yazının orijinal linki

Çeviren: Berna Tonus

 

Çevirmen Künyesi

Marmara Üniversitesi İngilizce Mütercim Tercümanlık mezunuyum. Ancak mesleğimi farklı bir alanda sürdürmekteyim, İnsan Kaynakları İş Ortağı olarak çalışıyorum. Uzun zamandır psikolojiye olan ilgim nedeniyle buna yönelik kitaplar, makaleler ve yayınları takip ediyorum. Şu an almakta olduğum koçluk eğitimiyle biraz da olsa psikolojiye dokunmuş oldum. Kuantum düşünme, farkındalık ve bilinç konularıyla ilgili her geçen gün yeni şeyler öğrenmekten çok büyük keyif alıyorum.

Bir Yorum Yazın

Yorum yazmak için tıklayın

İş’in Geleceğine Katıl

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.