Spiritüel

Hayatınızı Büyük Ölçüde Geliştirecek 10 Alışkanlık

Kendini Geliştir - Kolektif kozmos
Credit: MBA Crystal Ball

Hans Christian Andersen’in Kırmızı Ayakkabılar masalında, genç bir kız bir çift kırmızı ayakkabının özlemini çekermiş. Nihayet kendisine bakan kör kadını bir çift ayakkabıyı almaya ikna etmiş. Kırmızı ayakkabıya olan düşkünlüğü hayattaki daha önemli şeylerin dahi önüne geçiyormuş ve masallarda sıkça olduğu gibi karma onun tarafında değilmiş. Ayakkabılar ayağına sımsıkı yapışmış ve onu neredeyse yorgunluk ve açlıktan ölme noktasına getirinceye dek dans etmeye zorlamış.

Küçük kızın budalalığıyla alay edebiliriz fakat gerçek hayatta biz de sıklıkla aynı şeyi yapıyoruz- bizi mutlu edeceğini düşündüğümüz şeylerin arkasından koşuyor ve tehlikeli bir yola girdiğimizi fark etmiyoruz.

Bir araştırma en büyük iş tatminini deneyimleyen insanların büyük, şık ofislerde olanlar değil, işine bazen basit bir çaba dahi gerektirse bir çağrı olarak yaklaşanlar olduğunu ortaya koymuştur.

Bir diğer araştırma sadece fast-food logolarını  görmenin insanları sabırsız hale getirdiğini ortaya koymuştur. Bu aslında insanları sabırsızlaştıran fast food gıdaların yapısal özelliğinden değildir; bizim sabırsızlığımızı ortaya çıkaran fast food gıdaları, sürekli koşturmaca halinde olmamız, yolda giderken bir şeyler yememiz, asla sağlıklı bir öğün için yavaşlamamamız gibi alışkanlıklarla ilişkilendirmemiz.

Arayışlarımızı seçerken çok dikkatli olmak zorundayız, çünkü bizi biz yapan alışkanlıklarımızdır. Aşağıdaki alışkanlıkları hayata geçirmek sizi doğru yöne götürecektir. Daha anlamlı ve tatmin edici bir hayat sürmenize yardımcı olacaklar, bu vasıtayla siz de kendinizi en iyi şekilde geliştireceksiniz, en iyi potansiyeli ortaya çıkaracaksınız.

Hayat kalitenizi baltalayan insanlardan uzak durun. Eğer yalnızca bir fast-food şirketinin logosunu görmek bile sizi sabırsız hale getiriyorsa, zararlı bir insanın sizde ne tür bir etki yaratacağını hayal edin bir de. Onlardan uzak durma kararınızla ilgili mutsuz olabilirler ve ne kadar mutsuz olduklarını sesli bir şekilde dile getirebilirler fakat bu olumsuz etkinin yıllar süren birikiminin etkilerinden kurtulmaya değmez mi? Her zaman bir şekilde aklınıza girmenin yolunu bulan ve orada kalan insanlar olacaktır. Her seferinde kendinizi canınızı sıkan bir çalışma arkadaşı veya biri hakkında düşünürken bulursunuz,  başka birinin hayatınızda olduğuna şükretmeyi deneyin. Sizin ilginizi hak eden bir sürü insan var ve yapmak istediğiniz en son şey hiç önem arz etmeyen insanları düşünmek olur.

Artık yatakta telefon,  tablet veya bilgisayara son. Bu aslında pek çok insanın uykularına ve üretkenliklerine olan zararlarını fark etmediği önemli bir nokta. Kısa dalga mavi ışık modunuzu, enerji seviyenizi ve uyku kalitenizi belirlemede önemli bir rol oynuyor. Sabahları, güneş ışığı bu mavi ışığın yüksek konsantrasyonunu içermektedir. Gözleriniz buna doğrudan maruz kaldığında, uyku tetikleyen melatonin hormonunun üretimini durdurur ve uyanık hissettirir. Öğleyin, güneş ışınları mavi ışıklarını kaybeder ki bu da vücudunuzun melatonin üretmesine ve sizi uykulu hissettirmesine yol açar. Akşama doğru, beyniniz artık mavi ışığa maruz kalmayı beklemez ve buna karşı çok hassastır. Akşamları en çok sevdiğimiz cihazlar- laptoplar, tabletler ve cep telefonları- kısa dalga mavi ışığı parlak ve doğrudan yüzünüze iletir. Bu maruz kalma durumu melatonin üretimini durdurur ve uykuya dalma yetinize ve aynı zamanda uykudayken uyku kalitenize de müdahale eder. Hepimizin deneyimlediği kadarıyla, kötü bir gece uykusunun çok olumsuz etkileri vardır. Bu cihazlardan akşam yemeği sonrası uzak durmak yapabileceğiniz en iyi şeydir (televizyon pek çok insan için yeterince uzak oturdukları sürece sorun değildir).

İçinde bulunduğunuz anı değerlendirin. Şükretmek huzur ve mutluluk için olmazsa olmazdır- varlık, cazibe, macera veya hızlı arabalar değil, sadece sahip olduklarınız için basit bir şükran duygusu. Şampanya ve havyar yiyememek, bir yemeğin tadını çıkaramazsınız anlamına gelmez. Evin arka bahçesinde arkadaşlarla sosisli ve bira da en az o kadar lezzetli olabilir. Bu yüzden, mutlu olmak için şuan sahip olmadığınız bir şeye ihtiyacınız varmış gibi kendinizi kandırmayın, çünkü gerçek şu ki eğer şuan sahip olduklarınıza şükretmezseniz, eğer elde edebilirseniz tabi,  o yüksek hayat standardının da değerini hissedemezsiniz.

Bazı şeylerin her zaman sizin onları algıladığınız gibi olmadığının farkına varın. Bu sizin anın kıymetini bilmenizle aynı doğrultuda ilerler. Sizin muhteşem bir hayata sahip olduğunu sandığınız kişi kapalı kapılar ardında her tür sorunla savaşıyor olabilir. Bu “mükemmeliyet” tamamıyla bir illüzyon olabilir. İşvereninizin ofisi taşıma kararı ilk duyduğunuzda büyük bir güçlük gibi görünebilir ama başınıza gelen en iyi şeylerden biri olarak sonuçlanabilir. Âlim veya falcı değilsiniz, dolayısıyla hayatın sizin için sakladığı sürprizler olabileceği ihtimaline açık olun, çünkü her gördüğünüz her zaman olacak diye bir kaide yok.

Başarısız dahi olsanız yine de harekete geçin. Yazarların çoğu karakterlerini ve olay örgüsünü belirlerken sayısız saatler geçirir ve bazen peş peşe sayfalarca kitaplarında yer almayacak şeyleri dahi yazarlar. Bunu, fikirlerin gelişmesinin zaman aldığını bildikleri için yaparlar. Fikirlerimizin mükemmel olmadığını ve üretmek istediğimiz şeyin pek de iyi olmadığını bildiğimizden başlama zamanı geldiğinde donup kalma eğilimi gösteririz. Ama harekete geçmez ve fikirlerinize gelişim için zaman vermezseniz nasıl harika bir ürün ortaya koyabilirsiniz ki? Yazar Jodi Picoult mükemmeliyetten kaçınmanın önemini mükemmel bir şekilde özetlemiş: “Kötü bir sayfa düzenleyebilirsiniz ama boş bir sayfa düzenleyemezsiniz.”

Düzen kurun. İnsanlar yeni fikirlerin yetersiz olduğuyla ilgili şakalaşırlar fakat ben yetersiz olan tek kaynağın boş zaman olduğunu düşünüyorum. Boş vakti olan herhangi birini tanıyor musunuz? Üstüne üstlük bunun büyük kısmını düzenleyemeyerek boşa harcıyoruz. Onlarla herhangi bir şey yapmadan evvel iki veya üç kez eşyaları elimize alıyoruz (postaları tezgahın üzerine atmak ve sonra yemek yapalım diye masanın üzerine tekrar koymak gibi) ve onları bir kenara atınca da, ararken daha da çok zaman harcıyoruz. Fırsat bulduğunuzda ister çocuğunuzun gezisi için izin kağıdı isterseniz zamanı gelmiş faturanız olsun tüm o küçük şeylere bir yer bulun ve zamanı geldiğinde icabına bakın; yoksa ihtiyacınız olan tek bir şey için bir ton eşyayı karıştırıyor olacaksınız.

Gerçekten ilginizi çeken şeylerden bir koleksiyon yapın.  Hiç sonsuza dek saklamak istediğiniz, duygularınızı harika bir şekilde özetleyen bir alıntı veya mem ile karşılaştınız mı? Mesela onun beş kış evvel giydiğiniz mantolardan birinde olduğunu bilirsiniz ve umuyorsunuzdur ki yardım amaçlı verdiklerinizden biri değildir. Gerçekten size hitap eden bir şeyle karşılaştığınızda – kim olduğunuzu veya kim olmak istediğinizi ifade eden bir şey olsun olmasın, bu kıymetli şeyleri saklamak için bir noktanız olsun. İster spiralli veya deri ciltli bir defter veya Evernote’da bir dosya olsun, düzenli olarak dönüp bakabilesiniz diye bu anlamlı nesneleri saklamak için bir yeriniz olsun.

Size kim olduğunuzu hatırlatan bir şey yapın. Hepimiz “kendimize” zaman ayırmakla ilgili şakalaşırız, hakikaten nedir bu aslında? En gerçek anlamda kendimiz olduğumuzu hissettiğimiz, tüm maskeleri çıkarıp sadece kendimiz olduğumuz aktiviteler için zaman yaratmaktır bu. Koşuya çıkmak veya en yüksek seste çınlayan 80ler şarkılarıyla dans etmek olsun o anlar için zaman yaratın. İnanılmaz bir şekilde canlandırıcı etkiye sahipler.

Hayır deyin. San Francisco’daki California Üniversitesi’nda yürütülen araştırmalar,  hayır demekte ne kadar güçlük çekerseniz,  bir o kadar iradenizi çürüten stres, moral bozukluğu hatta depresyona yakalanma riskinizin arttığını göstermektedir. Hayır demek aslında pek çok insan için büyük bir irade güçlüğüdür. “Hayır” yöneltmekten korkmamanız gereken güçlü bir kelimedir. Hayır deme zamanı geldiğinde duygusal zekaya sahip insanlar “Yapacağımı sanmıyorum” veya “Emin değilim” gibi ifadelerden kaçınırlar. Yeni bir bağlılığa hayır demek var olan bağlılıklarınıza saygı demektir ve size, onları başarıyla yerine getirmeniz için fırsat verir. Kendinize hayır demenin fazladan bağımlılıkların negatif etkilerinden kaçınarak gelecekteki iradenizi arttıracak bir irade eylemi olduğunu hatırlatın.

Gerçekçi hedeflere bağlı kalın.  Kaç kişi Ocak ayına “ Mart’a kadar 14 kilo vereceğim!” diye iddia ederek başlıyor? Büyük, ürkütücü, çılgın hedefler bir hayli ilham verici olabilir- ta ki gerisinde kalana ve ilham yerine hayal kırıklığı ve suçlulukla baş başa kalana dek. Kesinlikle  sizi yönlendirecek  ve kamçılayacak hedefler belirlemekten alıkoymuyorum , sadece gerçekliğin sınırlarına bağlı kalmaya çalışın.

Hepsini Özetlemek Gerekirse

Karakteriniz davranışınız ve zamanınızı nasıl harcadığınızla belirlenir ve aynı şekilde mutluluğunuz da. Sizi mutlu edecek şeyleri kovalamayı bırakın ve huzur ve mutluluğunuzun tamamen kendinizle alakalı olduğunu fark etmeye başlayın.

Yazan: Dr.Travis Bradberry
Çeviren: Merve Gençyürek
Yazının orjinal metni

 

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.
Çevirmen Künyesi

MERVE GENÇYÜREK

Çankaya Üniversitesi İngilizce Mütercim-Tercümanlık bölümü mezunuyum. Kolektif Kozmos’u keşfetmek ufkumu açtı. Bu ailenin bir parçası olmalı ve çok sevdiğim çevirilerimle katkı sunmalıyım diye düşündüm.Müzik olmazsa olmazım.Şarkı söylemeyi çok seviyorum, solistlik yapıyorum.Yabancı dillere karşı büyük bir ilgim var.Şuan Fransızca öğrenmekteyim.İngilizce dizi/film çevirmenliği yapıyorum fırsat buldukça. İtalyan mutfağını ve İtalyanca’yı çok seviyorum. Hayalim erkek arkadaşımla birlikte motosikletle gezerek ve sokak müziği yaparak dünya turuna çıkmak.

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.