Spiritüel

Hayatın 4 Evresi

bulutların üstünde- Kolektif Kozmos

Hayat acımasız. Sonra da ölüyorsun. Geçen gün göbek bağıma bakarken bu acımasız hayatın dört evreden geçtiğine karar verdim. İşte şöyle;

EVRE BİR: TAKLİTÇİLİK

Hepimiz yardıma muhtaç doğarız. Yürüyemeyiz, konuşamayız, kendimizi besleyemeyiz, kendi kahrolası vergilerimizi bile ödeyemeyiz.

Çocuklar olarak, diğerlerini izleyerek ve taklit ederek öğreniriz. Öncelikle yürümek ve konuşmak gibi fiziksel becerileri öğreniriz. Daha sonra etrafımızdaki yaşıtları izleyerek ve taklit ederek sosyal becerilerimizi geliştiririz. En sonunda, çocukluğun sonlarına doğru, etrafımızdaki normları ve kuralları gözlemleyip toplum tarafından kabul görecek şekilde davranmaya gayret ederek kültürümüze uyum sağlamayı öğreniriz.

Evre Bir’in amacı bağımsız, kendine yeten yetişkinler olabilmemiz adına bize toplumda nasıl faaliyet göstereceğimizi öğretmektir. Ana fikir şudur, etrafımızdaki yetişkinler bizi bu noktaya taşımak adına kendi karar verme ve hareket etme yetimizi desteklerler.

Fakat etrafımızdaki bazı yetişkinler ve topluluk üyeleri berbattır1. Bizi kendi bağımsızlığımız yüzünden cezalandırırlar. Kendi kararlarımızı desteklemezler. Bu yüzden de bağımsızlığımızı geliştiremeyiz. Evre bire takılı kalır, yargılanmamak adına sonsuza kadar etrafımızdakileri taklit ederek memnun etmeye çalışırız.2

Normal” ve sağlıklı bir bireyde, Evre Bir ergenliğin sonlarına ve yetişkinliğin başlarına kadar sürer.3 Bazı insanlar için yetişkinliğin daha ilerilerine kadar devam edebilir. Bazıları da 45 yaşında bir gün uyanır ve bu zamana kadar asla kendileri için yaşamadıklarını fark edip tüm bu yılların nereye gittiğini düşünürler.

Bu Evre Bir. Taklitçilik. Devamlı beğeni ve onay arayışı. Bağımsız düşünce ve kişisel değerlerin yokluğu.

Etrafımızdakilerin normlarının ve beklentilerinin farkında olmamız gerektiği bir gerçek. Ama bir de gerekli olduğunu hissettiğimiz zaman bu normlara ve beklentilere karşı hareket edebilecek kadar güçlü hale gelmeliyiz. Kendimiz için kendi kendimize hareket edebilme yetimizi güçlendirmeliyiz.

EVRE İKİ: KENDİNİ KEŞİF

Evre Bir’de etrafımızdaki insanlara ve kültüre uyum sağlamayı öğreniriz. İkinci Evre bizi etrafımızdaki insanlardan ve kültürden farklı yapanın ne olduğunu öğrenmekle ilgilidir. İkinci Evre bizden kendimiz için kararlar vermemizi, kendimizi test etmemizi, kendimizi anlamamızı ve bizi eşsiz yapanın ne olduğunu bulmamızı ister.

Evre İki, birçok deneme yanılma tecrübesi içerir. Yeni yerlerde yaşamayı, yeni insanlarla takılmayı, yeni maddeler denemeyi ve yeni insanları cinsel açıdan keşfetmeyi deneyimleriz.

Ben İkinci Evre’mde, uzaklaştım ve 50 civarı ülke ziyaret ettim. Erkek kardeşimin İkinci Evresi Washington’daki politik sisteme balıklama dalmaktı. Her insan birbirinden farklı olduğu gibi her insanın İkinci Evre’si de birbirinden farklıdır.

İkinci Evre bir kendini keşif sürecidir. Deneriz. Bazıları iyi gider. Bazılarıysa kötü. Amaç iyi gidenlere tutunup devam etmektir.

Evre İki kendi limitlerimize göğüs germeye başladığımız zamana kadar sürer. Oprah ve Deepak Chopra’nın söyleyebileceklerine karşın, kendi limitlerinizi keşfetmek aslında iyi ve sağlıklı bir şeydir.

Bazı şeylerde ne kadar denerseniz deneyin kötü kalıyorsunuz. Ve bunların neler olduğunu bilmeniz gerekiyor. Mesela ben genetik olarak atletik şeylerde başarı göstermeye yatkın değilim. Bunu öğrenmek beni çok uğraştırdı, ama öğrendim. Bunu keşfedebilmek de önemliydi. Hepimiz nelerde kötü olduğumuzu öğrenmeliyiz. Ne kadar erken öğrenirsek, o kadar iyi.

Bazı şeylerde kötüyüz işte. Bir de bir süre için harika gidip birkaç sene sonra getirisini azaltan şeyler var. Mesela dünyayı dolaşmak. Birçok farklı insanla cinsel ilişkiye girmek de var. Salı gecesi içmek üçüncüsü. Başka bir sürü şey var. Bana güvenin.

Sınırlarınız önem taşıyor, çünkü bu gezegendeki vaktinizin kısıtlı olduğunu eninde sonunda kavramanız ve bu yüzden de vaktinizi en çok önem taşıyan şeylere harcamanız gerek. Yani bu bir şeyi sırf yapabiliyorsunuz diye yapmanız gerektiği anlamına gelmiyor. Ya da belli insanları seviyorsunuz diye onlarla birlikte olmanız gerekmiyor. Her şeyin bir bedeli var ve hepsine birden sahip olamazsınız.

Bazı insanlar da asla limitlerini ve başarısızlıklarını kabullenmezler ya da kendilerini limitlerinin olmadığına dair kandırırlar.

Mesela 38 yaşında, annesiyle yaşayan, 15 yıllık denemeden sonra hala para kazanamamış olan “seri girişimciler” var. Bunlar hala garsonluk yapan ve son iki sene içerisinde herhangi bir iş görüşmesine gitmemiş “hevesli aktörler”. Bu insanlar uzun dönemli bir ilişki içerisinde kalamazlar, çünkü etrafta daha iyisi olabilir hissi her zaman içlerini kemirir. Bu insanlar bütün başarısızlıklarını evrene negatiflik salarak süpürür ya da başarısızlıklarını topladıkları çantayı hayatlarından çıkarırlar.

Bir noktada hepimiz kaçınılmaz olanı kabullenmeliyiz: hayat kısa, tüm hayallerimiz gerçek olamaz, bu yüzden elimizden gelenin en iyisini titizlikle seçip ona sadık kalmalıyız.

Fakat Evre İki’de takılı kalan insanların çoğu, kendilerini bunun tam tersine ikna ederken zamanlarını harcıyorlar. Sınırlara sahip olmadıklarını düşünüyorlar. Her şeyin üstesinden gelebileceklerini düşünüyorlar. Başka insanlar yerinde sayarken, kendi hayatlarının hiç durmadan büyüyen bir üstünlük demek olduğunu düşünüyorlar.

Sağlıklı bireylerde, Evre İki, ergenliğin ortalarında ya da başlarında başlayıp 20’li ya da 30’lu yaşların ortalarına kadar sürebiliyor.4Evre İki’de takılı kalan insanlar sıklıkla birçok insan tarafından “Peter Pan Sendromu” ile anılıyor – sonsuz ergenler, her zaman kendilerini keşfetmekte olan ama asla bir şey bulamayanlar.

EVRE ÜÇ: SADAKAT

Bir kere kendi limitlerinizi zorladınız, limitlerinizi ya da getirisi gittikçe azalan belli aktiviteleri keşfettiniz, ardından sizin için gerçekten önemli olan ve berbat olmadığınız şeylerle baş başa kaldınız. Şimdi başarıya atılan ilk adımın zamanı.

Evre Üç insan hayatının sağlamlaştırılmasına dair bir evre. Sizi geri çeken ve tüketen arkadaşlıkları serbest bırakma vakti. Mantıksızca zaman kaybı olan aktivite ve hobileri serbest bırakma vakti. Yakın zamanda pek de gerçekleşmeyeceği belli olan eski hayalleri serbest bırakma vakti.

Sonrasında, en iyi olduğun ve senin için en iyi olan şeylere olan bağlılığını güçlendirme vakti geliyor. Hayatında en çok önem taşıyan ilişkilerle olan bağını güçlendiriyorsun. Hayatta tek bir amaç için uğraşıyorsun, bu; dünyanın enerji krizi üzerinde çalışmak, bir dijital artist olmak, beyin yapısı üzerinde bir uzman haline gelmek ya da bir sürü burnu havada sümüklü çocuğa sahip olmak olabilir. Amacın ne olursa olsun, Evre Üç bunu gerçekleştirdiğin evre.

tattooed_man_with_baby-780x521

Evre Üç tamamen hayattaki potansiyelini en yükseğe çekmekle ilgili. Tamamen mirasını inşa etmekle ilgili. Gittiğinde ardında ne bırakacaksın? İnsanlar seni neyle hatırlayacak? Belki çığır açan bir buluş, harika yeni bir ürün ya da sevgi dolu bir aile, Evre Üç dünyayı tanıdığından biraz daha farklı bırakmakla ilgili.

Evre Üç iki şeyin birleşmesiyle bitiyor: 1) hayata geçirecek pek de bir şey kalmadığı hissi, 2) tüm günü Martini yudumlayıp çapraz bulmaca çözerek geçirtmek istetecek yaşlılık ve yorgunluk hissi.

Normal” bireylerde, Evre Üç genellikle 30’lu yaşlardan emeklilik yaşına kadar sürüyor.

Evre Üç’te saplı kalanlar çoğunlukla tutkularından ve daha fazlasına dair olan arzularından nasıl kurtulacaklarını bilmedikleri için saplı kalıyorlar. Bu güç ve tesir etme arzusundan kurtulma yetisizliği, zamanın doğal yatıştırma etkisini engelliyor, bu insanlar sıklıkla 70’lerine ya da 80’lerine kadar aç ve hırslı kalıyorlar.5

EVRE DÖRT: MİRAS

Neredeyse yarım yüzyıl boyunca kendilerini anlamlı ve önemli olduğunu düşündükleri şeyler içerisinde bulmaya çalışan insanlar Evre Dört’e ulaşıyor. Bu insanlar harika şeyler yaptı, çok çalıştılar, sahip oldukları her şeyi kazandılar, belki de bir aile kurdular ya da bir politik, kültürel devrim başlattılar, belki de iki, ve şimdi pişmiş durumdalar. Amaçladıklarının daha fazla peşinden gidebilecek enerjiye ve şartlara sahip olmadıkları bir yaşa eriştiler.

Evre Dört’ün amacı artık miras yaratmaktan çok bu mirasın kişinin ölümünden sonra kalıcı olacağından emin olmaktır.

Bu, şimdi büyümüş olan çocuklarını desteklemek, onlara nasihat vermek ve onlar için yaşamak gibi basit bir şey olabilir. Tasarılarını ve çalışmalarını acemi kimselere devretmek olabilir. Ya da artık tanıyamadıkları toplum içerisinde değerlerini devam ettirebilmek için politik olarak daha aktif olmak olabilir.

old-woman-praying-780x553

Evre Dört psikolojik olarak önemli, çünkü bu evre, gittikçe göze çarpan insanın fani olduğu gerçeğini daha dayanılır kılıyor. İnsanlar olarak, hayatlarımızın bir anlam ifade ettiğini hissetmek gibi derin bir ihtiyacımız var. Devamlı aradığımız bu anlam, hayatın anlaşılmazlığı ve kendi ölümümüzün kaçınılmazlığı karşısındaki tek psikolojik korunmamız.6 Bu anlamı kaybetmek, bu anlamın kayıp gittiğini görmek ya da hayat seni arkasında bırakıyormuş gibi hissetmek demek unutulmaya yüz tutmuşluğa gözlerini dikip bakmak ve bunun seni isteyerek tüketmesine izin vermek demektir.

TÜM BUNLAR NE DEMEK?

Birbirini izleyen her evredeki gelişimimiz, mutluluğumuz ve refahımız üzerinde bize daha çok kontrol sağlıyor. 7

Evre Bir’de, kişi mutlu olmak için başkalarının eylemlerine ve onaylarına tamamen bağımlı. Bu berbat bir strateji çünkü diğer insanlar önceden kestirilemez ve güvenilmezler.

Evre İki’de, kişi kendine itaat etmeye başlıyor, fakat hala para kazanmak, övgü, zafer, hükmetme gibi dış dünyayla ilgili başarılara bağımlılar. Bunlara bağımlı olmak diğer insanlara bağımlı olmaktan daha kontrol edilebilir fakat bunlar da uzun süreçte tahmin edilemez şeyler.

Evre Üç, Evre İki’de dirençli ve değerli olduğunu kanıtlamış olan bir avuç ilişkiye ve çabaya dayanıyor. Bunlar daha güven verici şeyler. Son olarak, Evre Dört mümkün olduğu kadar uzun sürece sadece başarmış olduklarımıza tutunmamızı gerektiriyor.

Birbirini izleyen her evrede, mutluluk daha da içsel ve kontrol edilebilen değerlere bağlı olurken, sürekli değişen dünyanın dış etkenlerine daha az bağlı oluyor.

EVRELER ARASI ÇAKIŞMA

Bir evre bir önceki evrelerin yerine geçmez, onlara baskın çıkar. Evre İki insanı hala toplumdan onay görmeyi dikkate alır. Fakat artık dikkate aldığı şey toplumdan onay görmekten fazlasıdır. Evre Üç insanı hala kendi limiti test etmekle ilgilenir. Fakat artık verdiği sözlere daha fazla önem verir.

Her evre insanın hayattaki önceliklerinin yer değiştirmesini resmeder. Bu yüzden kişi bir evreden diğerine geçerken sıklıkla arkadaşlıklarının ve ilişkilerinin kaybedilmesini tecrübe eder.

Genel anlamda, insanlar içinde oldukları evreleri etraflarındaki herkese yansıtır. Evre Bir’deki insanlar toplumdan onay görme becerileriyle diğerlerini yargılayacaktır. Evre İki’deki insanlar kendi sınırlarını zorlama ve yeni şeyler deneme becerileriyle diğerlerini yargılayacaktır. Evre Üç’teki insanlar sadakatlerine ve başarabildiklerine dayanarak diğerlerini yargılayacaktır. Evre Dört’teki insanlar katlandıkları şeylere ve yaşamak adına seçtikleri şeylere dayanarak diğerlerini yargılayacaklardır.

TRAVMANIN DEĞERİ

Kişisel gelişim, sıklıkla aptallıktan aydınlanmaya doğru keyif barındıran, papatya bahçelerinde zıplaya zıplaya oynayarak geçen çiçekli, neşeli bir ilerleme ve iki bin kişinin beşlik çaktığı ve orada olmak için çok para verdiğiniz bir seminer gibi resmedilir.

abstract-people-780x520

Fakat gerçek şudur; evreler arası geçişler genellikle travmalar ya da hayattaki uç derecedeki olumsuz olaylar sonucu gerçekleşir.

Travma bize geri adım attırarak en derin motivasyonlarımızı ve kararlarımızı yeniden değerlendirmemize sebep olur.

BİZİ TUTSAK EDEN ŞEY

Bizi her evrede tutsak eden şey aslında aynıdır: kişisel yetersizlik hissi.

İnsanlar Evre Bir’de takılı kalırlar çünkü her zaman kusurlu olduklarını ve başkalarından farklı olduklarını düşünürler, bu yüzden de etraflarındakilerin görmek istedikleri şeylere boyun eğerler. Ne yaparlarsa yapsınlar, hiçbir zaman yeterli değilmiş gibi hissederler.

İnsanlar Evre İki’de takılı kalırlar çünkü her zaman daha fazlasını, daha iyisini, daha yenisini ve heyecan vericisini yapıyor olmaları gerektiğini ve gelişmekte olmaları gerektiğini düşünürler. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar, hiçbir zaman yeterli değilmiş gibi hissederler.

İnsanlar Evre Üç’te takılı kalırlar çünkü hayatta yeteri kadar anlamlı bir etki bırakmadıklarını ve yalnızca kendilerini adadıkları alanlarda daha büyük etki bıraktıklarını hissederler. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar, hiçbir zaman yeterli değilmiş gibi hissederler.8

İnsanların, Evre Dört’te, miraslarının kalıcı olmayacağı ya da gelecek nesiller üzerinde önemli bir etki yapmayacağı hissiyle tutsak kaldıkları da söylenebilir. Miraslarına, son nefeslerine kadar, sadık kalıp tutunarak ilerletmeye çalışırlar. Ama asla yeterliymiş gibi hissetmezler.

Yani aslında her evredeki çözüm geriye doğru. Evre Bir’in ilerisine gidebilmek için, herkes için her zaman yeterli olamayacağınızı kabullenip kendiniz için kararlar vermelisiniz.

Evre İki’nin ilerisine gidebilmek için, hayal edip arzuladığınız her şeyde başarılı olmanın imkânsız olduğunu kabullenip, en önemli şeyler üzerinde yoğunlaşarak ve onlara sadık kalmalısınız.

Evre Üç’ün ilerisine gidebilmek için, zamanın ve enerjinin kısıtlı olduğunun farkına varıp, diğerlerinin başlattığınız anlamlı tasarıları devralmasına yardım etmeye odaklanmalısınız.

Evre Dört’ün ilerisine gidebilmek için, değişimin kaçınılmaz olduğunun ve bir insanın etkisinin, ne kadar büyük, güçlü ya da anlamlı olursa olsun, eninde sonunda yok olacağının farkına varmalısınız.


Ve hayat devam edecek.

NOTLAR:

  1. Çünkü bazıları evre birde takılı kalmıştır.

  2. Bazı insanların bu evrede takılı kalmalarının sebebi asla uyum sağlayamayacaklarını düşünüyor olmalarıdır. Bu insanlar genellikle bir nevi oyalanma, depresyon ve bağımlılığa yenik düşerler.

  3. Normal kelimesine tırnak işareti koyuyorum çünkü bu dünyada kim normal ki?

  4. Evreler belirli bir yere kadar çakışabiliyor. Evre geçişleri hiçbir zaman siyah beyaz değil. Geçişler yavaşça oluyor ve genellikle bazı duygusal stres ve büyük hayat tarzı değişiklikleriyle beraber geliyor.

  5. Bu 70’lerine, 80’lerine kadar hala yararlı ve oldukça etkili kalabilecek kadar yetenekli nadir kişiler için geçerli. Evre Üç huzur ve sessizlik arzusu kişinin dünyaya etki etme yetisinin üzerine çıkana kadar devam eder. Bazı insanlar Evre Üç’ten bile çıkmadan dünyaya veda eder.

  6. Daha fazlası için, The Denial of Death, Ernest Becker.

  7. Araştırmalar genellikle insanların hayatları ilerledikçe daha mutlu ve tatmin olmuş olduğunu gösteriyor.

  8. Başka bir deyişle, Evre İki’de takılı kalan insanlar daha büyük genişlikte deneyim sahibi olmak isterlerken, Evre Üç’te takılı kalanlar daha çok derinlik ister

Kaynak : https://markmanson.net/four-stages-of-life#refmark-4

Bir Yorum Yazın

Yorum yazmak için tıklayın

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.