Bilim & Teknoloji

Güneş’teki Devasa Delik, Dünya’ya Süper Basınçlı Güneş Rüzgarları Gönderecek. İşte Beklememiz Gerekenler

Güneş ve Dünya - Kolektif-Kozmos
Credit: collective-evolution.com

Güneş üzerindeki koronal delikler sürekli değişmektedir. Bunlar, Güneş’in korona bölgesindeki daha düşük enerji ve gaz seviyelerine bağlı  zayıflamış olan alanlardan uzaklaşan Güneş’in manyetik alanlarından kaynaklanır.Bu alanlar gerileme göstermediğinde, koronal delikler ortaya çıkar.

Bunun sonucunda, Güneş devasa miktarlarda güneş rüzgarı (radyasyon) yayar. Hala, böyle bir delik Dünya’ya işaret etmekte.

Bu radyasyonun en erken 23 Nisan gecesi ve 24 Nisan’a kadar Dünya’ya ulaşacağı ve Dünya’da teknolojik kesintilere neden olabileceği söylenmekte. Fakat, bu nadir görülen bir olay değil. Birkaç yıl önce, NASA’nın Güneş Dinamikleri Rasathanesi(SDO), Güneş’in en dış katmanı ve manyetik alanı içinde 50 tane Dünya kadar geniş bir delik gördü.

Bu tür güneş rüzgarları, Dünya üzerindeki en güzel auroralardan birkaçını üretebilir, geometrik fırtınalara yol açabilir, Dünya’nın iklimini etkileyebilir ve dahasını da. Bir hayli devamlı olarak deneyimlediğimiz bu ‘geometrik’ fırtınalar, enerji nakil şebekeleri, navigasyon sistemleri, komünikasyon sistemleri ve daha fazlası gibi altyapıları olumsuz şekilde etkileyebilir. Teorik olarak, bir gün, daha büyük ölçekli güçlü bir patlama, Dünya üzerindeki tüm gücü tamamen yok edebilir.

Bu Neden Önemli

İşte işin etkileyici kısmı. Bu geometrik fırtınaların insanları gerçek manada etkileyemeyeceği söylenmekte fakat  bu tamamen doğru değil. Güneşimizin ve belki diğer göksel faktörler ve olayların aktivitesinin insan bilincini- düşünce, hissetme ve algılama şeklimizi insan tarihi boyunca pek çok noktada etkilediği görülmüştür.

Aslında, Güneş’in aktivitesini tarihle ilişkilendirirseniz, yüksek yoğunluk dönemleri, insanlık tarihi boyunca olmuş büyük olaylarla doğrudan bağlantı gösterir. 9/11 gibi olaylardan, endüstriyel / teknolojik / bilimsel devrimlerden, büyük vebalardan, ayaklanmalar ve insanlık tarihini tanımlayan diğer büyük olaylardan bahsediyoruz. Bu oldukça büyüleyici.

Güneş aslında bilincimizi ve DNA’mızı geliştiriyor. Bu noktaları, burada ücretsiz izleyebileceğiniz, en son belgeselimiz CE3: The Shift’te derinlemesine inceleyecek ve delilleri ileri süreceğiz.

Filmde tartışıldığı, medya platformumuzun esas mesajında da olduğu üzere bu sıralar gezegende yer alan bilinçte kitlesel bir değişim söz konusu, biz bunu pek çok farklı şekilde görüyoruz- toplumda, iş alanında ve kendimizde.Buna benzer Güneş olayları  bizim daha ileri gitmemiz ve bilincimizi değiştirmemizi  sağlamaktadır.

Tipik olarak bu konuların tabu veya asılsız olarak görülmesine rağmen, arkalarında pek çok fayda barındırmaktadırlar.Bilinç alanında teorileştirilen bu konuların pek çoğu şuan olsa da henüz bilim tarafından onaylanmamıştır- tıpkı gerçekte enerjiden ibaret olmamız ve aura olarak bilinen enerji alanına sahip olmamız gibi.

Bilim

Vücutlarımızın tamamı elektromanyetik alan yaymaktadır, ve bunun biyolojimiz ve bizimle yaşam arasındaki birbirine bağlılık için büyük çıkarımları mevcut. Yalnızca vücutlarımız böyle bir alan yaymaz ayrıca gezegenler ve Güneş de dahil tüm yaşayan sistemler de yayar. HeartMath Enstitüsü(bu bilimin çoğunun geldiği yer) yalnızca Dünya üzerindeki canlı sistemlerin değil aynı zamanda tüm evrendeki bütün canlı sistemlerin de bu şekilde bağlı olduğunu ileri sürmektedir.

“Araştırma bulguları, kalp uyumu yakaladıkça ve sevgi ve şefkat yaydıkça, kalbimiz, ister evde, ister işyerinde, ister sınıf içinde, isterse bir masanın etrafında otururken olsun, toplumsal uyumu sağlayan yerel alan ortamına uyumlu bir elektromanyetik dalga ürettiğini göstermiştir. Daha fazla kişi kalp uyumu yayarken, bu diğerlerinin de kalplerine bağlanmasını kolaylaştıran enerjik bir alan oluşturur. Bu yüzden, teorik olarak, bireysel ve toplumsal uyumu oluşturan yeterli sayıda insanın, aslında bir küresel bütünlüğün gelişmesine katkıda bulunması mümkündür. “dedi.

 

– Dr. Deborah Rozman, Quantum Intech’in Başkanı

 

Bilim, yavaş ve sessizce de olsa, yalnızca bu gezegendeki hayatı değil aynı zamanda güneş sisteminin tamamını ve aynı zamanda onun ardında kalanları kuşatan devasa bir bağlantı ağının bir parçası olduğumuzu kabul etmeye başlıyor.

Bu koronal kitle enjeksiyonlarının bu partiküllerin Dünya’ya yayılmasına izin veren tükenmiş manyetik alanların bir sonucu olduğunu farz edersek insan bilincinin nasıl gelişeceğinin düşünülmesi önemlidir. Bir başka alanı etkileyebilirsek, mantık, bir diğer alanın – yani Güneş veya diğer göksel varlıklar gibi- bizi etkileyebileceğini öne sürüyor.

Yazan: Arjun Walia
Çeviren: Merve Gençyürek

Yazının Orijinal Linki

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.
Çevirmen Künyesi

MERVE GENÇYÜREK

Çankaya Üniversitesi İngilizce Mütercim-Tercümanlık bölümü mezunuyum. Kolektif Kozmos’u keşfetmek ufkumu açtı.Bu ailenin bir parçası olmalı ve çok sevdiğim çevirilerimle katkı sunmalıyım diye düşündüm.Müzik olmazsa olmazım.Şarkı söylemeyi çok seviyorum, solistlik yapıyorum.Yabancı dillere karşı büyük bir ilgim var.Şuan Fransızca öğrenmekteyim.İngilizce dizi/film çevirmenliği yapıyorum fırsat buldukça.İtalyan mutfağını ve İtalyanca’yı çok seviyorum.Hayalim erkek arkadaşımla birlikte motosikletle gezerek ve sokak müziği yaparak dünya turuna çıkmak.

 

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.