Spiritüel

Gerçek Sevgiye Mâni Olan Beş Yanılgı

Gerçek Aşk - Kolektif kozmos
Credit: SHuSHI168.com

Korku, modern zamanın en büyük engellerinden biridir. Peki, insanlar neden korkar?
İnsanlar illüzyonlardan, elle tutulup gözle görülemeyen şeylerden korkar. Başarı, yenilgi, yerme ve yüceltme gibi soyut kavramlar bunlara birer örnektir. Bu soyutluğun bir illüzyon olarak kalması, kısmen zihnimizin algı sınırlarının bulunmasından kaynaklanır. Fakat doğa ana sınır tanımaz. Diğer pek çok şey gibi bu sınırlandırma ve kısıtlamalar da insan yapımıdır.

Hızına yetişemediğimiz şu günümüz dünyasında sevgi pek çok isimle ve sıfatla anılmaktadır. İnsanların, kendilerinin yapıp uyduğu bu kural ve gelenekler bütününün dışında kaldığımızda, otomatik olarak başarısız olduğumuzu, istenmediğimizi, sevilmediğimizi düşünürüz. Gerçek Sevgiyi tadıp hissetmek içinse aşağıdaki yanılgılardan uzak durmamız gerek:


Birinci Yanılgı: Sevgi, Elektrik Almaktır

Hayatınız boyunca kaç kere birine, onu herkesten fazla sevdiğinizi söylediniz? Bu, o insanı diğer herkesten daha fazla çekici bulduğunuz anlamına gelir. Peki şunu hiç düşündünüz mü; belki de o insanı sadece zihninize işlenen birtakım değerlere uyduğu için seçtiniz?

“Aşkın gözü kördür,” demek hata olur. Asıl kör olan, bu elektrik meselesidir. Yine de sevgiyi apaçık ve net bir şekilde tarif etmek mümkün değil. İnsan ilişkilerimizi çekim üzerine kurarsak o his kaybolduktan sonra bir şeyleri belki sadece suçluluk duygumuz, bağlılığımız ya da alışmışlığımız yüzünden sürdürebiliriz.

Fakat bizim anladığımız biçimde bir sevgi kavramı kalmadı artık. Burada da insan, kendi içinde çıkmaza giriyor. Biri ile ilgilenirsiniz, cicim zamanlarınızı geçirirsiniz ve sonra sıkılmaya başlarsınız.

Eğer bu sıkılmalar devam ederse, kaygılanmaya başlarsınız. O kişi –adeta– sizindir ve onu başkasıyla paylaşmayı düşünemezsiniz bile. Bir bireyin sahibi olabileceğinize inanırsınız, kıskanırsınız ve kaybetmekten korkarsınız. Bunlar, seven insanın yapacağı şeyler değildir. Bu tarz negatif düşünceler zihni de bedeni de yorar.

İkinci Yanılgı: Sevgi Bağımlılıktır 

Tüm toplum karşılıklı bağımlılık üzerine kurulduğu için insanlar bunu mükemmel bir şekilde organize etmişlerdir: Ekmeğimizi fırından alırız, evimizi inşaat ustası yapar, vücudumuzu doktor muayene eder… Bu, maddi anlamda karşılıklı bir bağımlı olma durumudur. Peki aynı şekilde mutlu olmak için bir insana bağımlı olduğunuzu düşünebilir misiniz?

Başka birinin, sizin ne zaman mutlu olup ne zaman olmayacağınıza karar verebileceği düşüncesi de bir illüzyondur. Bu durum oldukça tehlikelidir; çünkü başka birine bu gücü verirseniz korkar, manipülasyona açık hale gelirsiniz. O kişiden ayrılamazsınız; çünkü mutluluğunuz ona bağlıdır. Dolayısıyla ciddi bir yükün altına girersiniz. Ne yazık ki sırf ihtiyaçtan birlikte olan pek çok çift görüyoruz. Ama sevgi bu değil.

Üçüncü Yanılgı: Sevgi, Yalnızlığı Doldurmak İçin Vardır 

İnsanoğlu bir şeylerin eksik olduğunu hissettiğinde hemen o boşluğu başka bir şeyle ya da biriyle doldurmaya girişir. Bu, sevgi değildir. Benzer bir biçimde pek çok insan da o boşluk ve yalnızlık hissinden kaçmaktadır. İstemedikleri o hissi bastırmak için türlü türlü işe karışırlar; kendilerine sosyal aktivite bulurlar, işlerine yoğunlaşırlar, başka insanların kollarına sığınırlar. Fakat yalnızlık hissini başkalarına sığınarak değil, ancak gerçekle yüzleşerek alt edebiliriz.

Yalnızlıktan korkup kaçmak yerine onunla yüzleşmeyi seçersek, tam olarak “yalnızlık” diye bir şeyin var olmadığını anlamamız mümkün. Boşluk diye bir şey de yok. Toplum tarafından başkalarına ihtiyacımız olduğunu düşünecek şekilde programlandığımızı görebilirsek eğer, korktuğumuz o kavramların aslında var olmadıklarını, onların sadece kafamızda yarattığımız şeyler olduğunu da görebiliriz.

Burada şunu belirtmek gerekir: Bir şeyden kaçıyorsanız da bir şey arıyorsanız da cevap içinizde. Kendinizle yüzleşirseniz kaçıp kurtulmak istediğiniz tüm o şeyler kaybolacaktır. İşte o zaman asıl aramakta olduğunuz şeyle karşılaşırsınız. Kısacası sevgi, yalnızlık hissini bastırmak veya ondan kurtulmak için var olan bir araç değildir.

Dördüncü Yanılgı: Sevgi Bir Anlaşmadır, Pazarlıktır

İnsanlar sevgiden sanki pazarlık yapılıp satın alınabilen bir şeymiş gibi bahseder.
Partnerimize, “Sen bana iyi davranırsan ben de sana iyi davranırım,” mantığıyla yaklaşırsak elbette o bize kötü davrandığında üzülürüz. Bu sevgi değildir. Para ile hemen her şeyi, hatta bazı duyguları bile elde edebilirsiniz; ancak sevgi bunlardan biri değildir.

Beklentiler üzerini kurulu ilişkiler zayıf ve yıkılmaya oldukça müsaittir. Çiftlerin mutluluğu partnerlerinde bulma ihtiyaç ve beklentisi, nihayetinde sahip olma arzusunun yanı sıra başka birtakım problemleri de beraberinde getirir.

Beşinci Yanılgı: Sevgi Arzudur

Hayatınızda herhalde en az bir kere birine, “Seni tüm kalbimle arzuluyorum,” veya tam tersi, “Seni sevdiğim kadar arzulamıyorum seni,” demişsinizdir. Arzu tehlikeyi, tehlike de korkuyu doğurur. Korku söz konusu ise sevginin varlığından bahsedilemez; çünkü insanoğlu korktuğu şeyden nefret eder. Gerçek sevgi, korkuyu içinde barındırmaz. Ve arzu her zaman korkuyu doğurur.
Yani, sevgi arzu değildir, bağlılık da değildir. Âşık olmak ve sevmek tamamen zıt şeylerdir. Buna rağmen sevgi, filmlerden şarkılara her yerde yüceltilir. Fakat artık bunların ihtiyaçtan doğan illüzyonlar olduğunu görebilirsiniz.

Birine “Sensiz yaşayamam,” demeniz sevginizi değil açlığınızı gösterir. Buda, dünyanın keder ile dolu olduğunu ve kederin de dünyevi arzulardan kaynaklandığını söylemiştir.

Sadece sizi sevenleri sevmek kolay. Asıl olması gereken her şeyi, Yaratan’ın her şeyi sevdiği gibi sevmek. Tanrı Sevgidir ve Sevgi Yücedir. Ancak, günümüzde sevgi denilen şeyin asıl sevgi ile uzaktan yakından alakası yoktur.

Orjinal Yazının Linki

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.