Bilim & Teknoloji Spiritüel

Gelecek Geçmişi Nasıl Öngörür: Kuantum Gerçekliğin Doğasının İç Yüzünü Anlıyor

Kuantum ve Gelecek - Kolektif Kozmos
Credit: ConsciousLifestyleMagazine

Geçmiş ve gelecek hep var olan bulutlu bir şu anda birlikte yaşar.

Son yapılan kuantum fiziği araştırmasına göre, gerçeklik hakkında bildiğinizi düşündüğünüz her şey yanlış. Ancak, hemen hemen tüm çelişki atom altı seviyede, yani çıplak gözle görmenin imkânsız olduğu ve hiçbir şeyin tamamen göründüğü gibi olmadığı gerçekliğin “yapı taşı” seviyesinde ortaya çıktığı için, bunu fark etmekte zorlanacaktınız. Abartmıyorum. Örneğin araştırmalar şunu gösterdi ki, bir atom altı parçacığı aynı anda iki faklı şeyin parçası olabilir ve aynı anda iki farklı yerde olabilir (bir kuantum üstdüşümü olarak bilinir) ve parçacıklar “dolanık” olduğunda, evrenin zıt taraflarında olsalar dahi bir tanesindeki değişiklik, diğerindeki bir değişikliği etkileyecektir. (Bu da çok incelikli olmayan bir şekilde her şeyin aslında manevi öğretmenlerin bize yüzyıllardır anlattığı gibi olduğu gerçeğini ima eder) Parçacıklar aynı zamanda katı cisimlerin içinden geçebilir ve kısmen son zamanlarda keşfedilen gözlemci etkisiyle kanıtlandığı gibi, bir parçacığın nasıl davrandığı genellikle gözlenip gözlenmediğiyle saptanır. Bilgili metafizikçiler ve teorik fizikçiler, bunun bilinçliliğin gerçekliği gözlemlemediği, daha çok yarattığı ve en azından bunu önemli ölçüde etkilediği fikrinin başlıca bir örneği olduğuna dikkat çekerler.

Yukarıda bahsi geçen bulgular kadar etkileyici ve devrim niteliğinde olan ise şudur; bu bulgular Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden çıkan, gelecek olayların geçmişte olanları öngördüğünü gösteren son kuantum fiziği araştırmalarının gölgesinde kalmışlardır. Evet, doğru okudunuz. Atom altı seviyesinde gelecek geçmişi etkileyebilir ve etkiler de. Evrende var olan her şeyin, çalışmada gözlemlenen aynı atom altı parçacıklardan nasıl yapıldığını görerek, çıkartılabilecek oldukça etkileyici sonuçlar vardır – en azından varoluşsal ve felsefi olarak. Fakat birazcık benim gibi biriyseniz, muhtemelen fizikçilerin bu hadiseyi ilk başta tam olarak nasıl ölçtüğü merak ediyorsunuzdur.

“Atom altı seviyesinde gelecek geçmişi etkileyebilir ve etkiler de.”

Açıklamak için elimden gelenin en iyisi yapacağım. Bu deneyin nasıl çalıştığını anlayabilmek için, ilk önce ondan öncekini anlamak zorundasınız: genellikle çift-yarık deneyi olarak bilinir ve şunu gösterir; ışık bir ekrandaki iki yarıkta parlatıldığında, fotonlar (ışığı oluşturan şeyler) yarıkların herhangi birini ayrı ayrı geçtiğinde parçacık olarak, ikisinden aynı anda geçtiğinde ise dalga olarak geçebilirler. Bu şu anlama gelir, aynı fotonlar aynı anda iki farklı durumda varolabilir -ki bu da, bu deneye kadar, yani önceden imkânsız olduğu düşünülen bir şeydir. Bu şu an “dalga parçacığı ikiliği” olarak bilinir ve atom altı seviyede daima devam eden tuhaflığın başlıca bir örneğidir.

Gelecekteki olayların geçmişi etkilediğini kanıtlayan deney çift-yarık deneyinin bir evrimidir. İkinci yarığın, ışık ilk yarıktan geçtikten sonra yalnızca rastgele görünmesi dışında, temel olarak aynı şeydir. İlk şartlar altında -ışık ilk yarıktan geçtiğinde ve ikinci bir yarık olmadığında – bir parçacık gibi davranır ve yarıkların arkasındaki duvara çarpana kadar bir parçacık gibi davranmaya devam eder. Bununla birlikte, olası ikinci koşullar altında – eğer ikinci yarık, parçacık ilk yarıktan geçtikten sonra rastgele ortaya çıkarsa – o zaman ilk delikten geçerken geriye dönük olarak bir dalga haline gelir. Bu, şu anki bir olayın geçmişi değiştirdiği anlamına geliyor; ya da başka bir deyişle, gelecekteki bir olayın geçmişi değiştirdiği.

Araştırmacılar bu hadiseyi gelecekteki olayların geçmişe etki etmesi olarak etiketliyor olsa da, bu sadece mevcut olayların iddia geçerliliğini değiştirmeden geçmişi etkilediğini söylemek kadar doğrudur. Çünkü şu an aslında gerçekleşmiş bir gelecektir –yani bir zamanlar şu an geçmiş olan şeye göre gelecekti. Konu şu ki, yaptığımız şey yalnızca gelecekteki olayları değiştirmiyor, aynı zamanda geçmişi de etkiliyor. Ve bu, inanıyorum ki, önemli bir ayrımdır ve bu araştırmayı özellikle daha yüksek bilinç takibiyle ilgili yapan şeydir. Buna benzer bir araştırma, inanıyorum ki, şu anki bir duruma nasıl tepki verdiğimizin geçmişte bizi nasıl etkilediğini göstererek, affedicilik ve kabullenme gibi zamansız ruhsal uygulamaların tedavisel değeri için açıkça bilimsel bir temeli gösterir. Anılarımız, düşüncelerimiz, duygularımız ve inançlarımızı oluşturan parçacıklar ne olursa olsun, kendilerini gerçek zamanda, mevcut anda –dünün geçmişinin geleceği-  yapılan değişikliklere doğrudan yansımasında yeniden organize ederler. Sadece kendimizi ve bilinç tecrübelerimizi nasıl algıladığımızı değiştirerek, en temel yollarla değişebilir, iyileşebilir ve gelişebiliriz.

Bunun atom altı parçacıklardan bir bütün olarak bilinçliliğe ve gerçekliğe büyük bir sıçrama olduğunu düşünüyor olabilirsiniz, ama gerçekten öyle mi? Eğer bilinen evrenin tamamı atom altı parçacıklardan oluşuyorsa, bilinç, zihin, hafıza, hücreler, sinir iletileri ve duygular gibi atom altı parçacıkların daha üst düzeydeki form ve koleksiyonlarının da aynı yasalara uyması mantıklı olmaz mı? Sonuçta, bir bütün parçalarının toplamından başka nedir ki?

Veya belki de bu tamamen başka bir şeye işaret eder- hiçbir geçmiş ve gelecek olmadığını ve parçacıklardan dalgalara olan değişikliklerin sıralı değil; aynı anda ya da gerçek zamanda gerçekleştiğini -yani her şeyin tek bir anda ve şimdiki zamanda meydana geldiği anlamına gelir- ve ikinci bir yarık eklenmesinin, ışığın davranışını ardışık / geriye dönük olarak değiştirmediğini, ancak yerel koşulların ortamın durumunu değiştirmesinin bir sonucu olduğunu. Bu görüş, bildiğimiz kadar doğrusal bir zamanın olmadığını varsayar- sadece şimdiye kadar var olan, ezeli bir an. Sonuçta, zamanın varlığı kesin olarak ispatlanmamıştır; sadece tecrübe ettiğimiz sürekli değişen gerçekliği açıklamaya yardımcı olan, toplu olarak yaptığımız uygun bir varsayım ve tahmindir. Bilindiği gibi doğrusal bir zamanın bulunmaması ve sadece her zaman var olan, sürekli gelişen bir an olduğu fikri, klasik ve kuantum fizik yasalarını geçersiz kılmaz, daha ziyade bu makalenin başında bahsedilen daha gizemli hadiselerin bazılarına açıklama getirir. Eğer doğrusal zaman kısıtlamaları ile bağlı değilsek, tamamen yeni bir olasılık dünyası keşfe açılır.

Ben durumun böyle olduğunu düşünmek istiyorum. Bu kahredici olabilir, ancak bence Eckhart Tolle, Rumi ve Tagore gibi manevi filozoflar buna katılacaklardır, çünkü bu görüş gerçekten her şeyin sadece şu anla ilgili olduğu fikrini güçlendiriyor- çünkü bu aslında gerçekten var olan her şeydir.

Neresinden bakarsanız bakın, gerçek şu ki; her şey olduğu gibi görünmüyor ve hayatlarımızın günlük gerçekliğiyle barışık olmak için kıymetini bilmediğimiz her şey, biz tersine inansak da, stabil ve değiştirilebilir olmaktan çok uzak. Öğreniyoruz ki; gerçekliğin dokusu, anlaşılması zor, değişken ve tüm mantık ve aklımıza meydan okuyor gibi görünen doğal bir paradoks, en azından mevcut paradigmalarımıza göre.

Bu sorular sorulmalı: Bu gözlemlenen kuantum hadisesi kadar büyüleyici ve ilginç olan şey, neden ilgilenmelisiniz? Hayatınızda hangi ani etkiye sahip? Tamam, kesin olarak söyleyemem, ama bunun açık bir şekilde şuna işaret ettiğine inanıyorum; gerçekliğimizi oluşturmada ve şekillendirmede bizim inanmaya meyilli olduğumuzdan daha büyük bir role sahibiz. Sonuçta, pozitif bilim, bizim en temel seviyelerdeki gözlemlerimize ve eylemlerimize çok fazla karşılık verdiğini gösteriyor. Ve bu da bir şeydir…

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

Kaynaklar: Manning, Khakimov, Dall & Truscott. Wheeler’s delayed-choice gedanken experiment with a single atom. Nature Physics. 2015;11,539–542.

Yazan: JUSTIN FAERMAN

Yazının Orjinali

1 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.