Spiritüel

Çevremizin “Farkındalığına” Ulaşmamız İçin 4 Yol

FArkındalık - Kolektif Kozmos
Credit: Pexels

Şu Sıralar Rağbette Olan Tartışmalardan Biri De (Son Zamanlardaki Politik Atmosferin Işığında) “Farkindalik” Konusudur.

“Farkında” kelimesi, kullanıldığı yere göre anlamı değişen birçok kelimeden birisi. Bana göre farkındalık, çevremdeki olayları daha derin bir şekilde değerlendirmektir. Yaşadıkları dünyanın derinliklerine inmeyip yüzeysel yaşayan çok sayıda insan var. İnsanlar arasındaki bu farkı, deniz yüzeyinde giden ve sürekli zorluklarla mücadele eden bir gemi ile derinlerde yüzen ve rüzgardan, dalgalardan asla etkilenmeyen bir denizaltına benzetebiliriz.

“Farkında” olmak hemen olan bir şey değildir. Zaman içinde bunun önemini kavrayıp adım atmaya başlamanız lazım. Eğer ki o denizaltı gibi engelsiz yüzmek istiyorsanız bu 4 yolu aklınızın bir köşesinde tutmanızı tavsiye ediyoruz.

Her Okuduğunuza İnanmayin

“Bunu internette gördüm, doğru olmalı!” geyiğini çok fazla yapıyorum. Teknolojinin ileri olduğu bu çağda insanların her okuduğunu gerçek sandığına inanmak güç olsa da durum tam olarak böyle. Dijital çağda da insanlar eskiden olduğu kadar ahmak desek pek de yanlış olmaz. Aslında insanın bu ahmaklığı muhteşem bir pazarlama aracı. “Tık tuzağı” lafı size bir şey ifade etti mi? Nasıl insanların nasıl reklamlara tıkladığını araştırıp buna göre reklam veren şirketlerin sayısı hiç de az değil.

Aslında elimizdeki medyanın %99’u için aynı şeyi söyleyebiliriz. Şunu unutmayın ki ne zaman televizyon izleseniz, ne zaman bir şeyler okusanız bu materyallerin neredeyse HER ZAMAN bir amacı vardır. Sizi bir ürünü almanız için ikna etmek, sosyal konularda fikirlerinizi değiştirmek, korku aşılamak ve duygusal tepki yaratmak gibi birçok amaca hizmet eden reklamlar, televizyon programları ve sosyal medya araçlarının bu yönünü akıldan çıkarmamak gerek.

İnternette basit bir makale okurken bile kendinize, “Bunu kim, neden söylemiş?” sorusunu sorun. Düşüncelerinizi değiştirmeden önce bu makaleyi okurken bile kendinize bu soruyu sorun.

Nasıl Hissettiğinizi Söylemekten Asla Korkmayın

Kendi duygu ve düşüncelerinizi tartmanın en iyi yolu, onları ifade etmekten geçer. Birçok insan, fikirleri popüler değilse onları kendilerine saklaması gerektiğini düşünür. Çoğumuzun hayatında, popülerliği dünyadaki en önemli şey olarak gördüğümüz bir zaman (lise yılları gibi) olmuştur. Büyüyüp, popülerliğin önemsiz olduğunu öğrenmemiz gerekse de bazı insanlarda bu düşünce, evrimsel bir özellikmişçesine yerleşmiştir. Her daim sevilmeleri, büyük bir topluluğun parçası olmaları gerekir. Neyse ki bir zaman gelir ve insanlar, popülerliğin her şey anlamına gelmediğini anlarlar. Özellikle de diğer insanların hoşuna wcf    giden bir yalanın içinde yaşadığınızı fark ettiğinizde…

Diğer bir yandan popüler olmayan bir fikriniz varsa bu bir “dallama” olmadığınız anlamına gelmez. Popüler olmayan bir fikriniz varsa bunu seviyeli bir şekilde ifade etmelisiniz. Sırf popüler değil diye bir fikri savunuyormuş gibi yapan ve orijinal olmaya çalışan insanların olduğunu da unutmayın.

Çevrenizdeki İnsanları İyi Seçin

Vasıfsız ve cahil insanlarla çalışmak ister miydiniz? Daha önce hiç spor yapmamış bir fubol takımıyla turnuvaya çıkmak ister miydiniz? Peki ya kötü niyetli pisliklerle takılmak ister miydiniz? “Tabii ki de istemezdim.” diye cevap verdiğinizi duyar gibiyim fakat birçoğumuz, bu cevabımıza ters düşen insanlarla sarılıyız. “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” lafı boşuna denmemiştir. Etrafınızdaki insanlarda ne gibi özellikler aramanız gerektiği hakkında derin detaylara girecek değilim ama bu konunun kafa patlatmaya değer olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

Kim Olduğunuzu Bilin Ve Buna Göre Davranın

Aslında popülerlik ve kendini ifade etme konusunda konuşurken bu konuya da değinmiştim. Sol bileğimin etrafında “Kendini Bil” ve “Kendine Güven” yazan bir dövmem var. İnsanlar sürekli bu dövmenin anlamını soruyor ve ben de “birine ulaşmanız için öteki de şart” diye cevap veriyorum. Eğer bir şeyin arkasında durmazsanız, her şeyi sorgusuz kabul edersiniz. İşin sırrı ne için yaşadığınızı bulmakta. Tabii ki de düşüncelerinizi asla değiştirmeden yaşayın demiyorum ama onlara belirli bir yön vermek, rüzgarda savrulan bir yaprak olmaktan daha iyidir.

 “Farkındalık”, Aktif Ve Bilinçli Olmaktan Geçer. Gözlerinizi, Kulaklarınızı Açın Ve At Gözlüklerinizden Kurtulun!

Yazan: 

Yazının Orijinal Linki

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.