Bilim & Teknoloji

Büyük Patlama’dan Önce Ne Vardı?

Büyük Patlamadan Önce
Credit: Quora

Bilim adamları evrenin oluşumundan önce var olan şeyi bulduklarını iddia ediyorlar.

Büyük Patlama’dan önce neyin var olduğu sorusuna bilimsel olan ve olmayan çok sayıda yanıt bulunmakta.

Kimi gerçekten hiçbir şey olmadığını, kimi ise kara delik ya da çoklu evren olduğunu söylüyor.

Kanada ve Mısır’dan bir grup matematikçi, en son öne sürülen bilimsel teoriyi ve yaşadığımız evrenden önce var olan şeyi bulmaya yönelik bir dizi denklemi analiz ettiler. Araştırma, Nature dergisinde yayımlandı.

Basit ve kolay anlaşılır ifadelerle açıklamak gerekirse; çok küçük parçacığın teorisini, yani kuantum mekaniği dünyasını, tüm evrene uyguladılar. Bu, izafiyet teorisiyle açıklandı ve evrenin temelde dört farklı fazda olduğunu keşfettiler.

Daha da önemlisi, evrenin oluşumundan önce var olan şeyin başka bir evren ya da daha doğru ifade etmek gerekirse başka bir kozmolojik faz olduğunu buldular.

Boyutu sınırsız olmasına rağmen, evrenimiz döngüsel ve hep 4 fazda var olmuştur.

Evren genişliyor ve bu genişleme gittikçe artıyor. Ancak, bir grup bilim adamı kuantum mekaniğinin neden olduğu belirgin değişimlerin bu büyümeyi durduracağına, nerdeyse tamamını sonsuz noktaya geri çekeceğine ve bu fazda da evrenin tekrar genişlemeye başlayacağına inanıyorlar.

Maha Salah, Fayçal Hammad, Mir Faizal ve Ahmed Farag Ali tarafından yazılan Non-singular and Cyclic Universe from the Modified GUP  akademik bildiri oldukça karmaşık görünüyor. Prof. Mir Faizal, bu araştırma yazısının önemli noktalarına dikkati çekti.

Prof.Mir Faizal’a göre, grup bu yaklaşımı kullanarak kozmolojide kuantum mekaniğinin etkilerini bir araya getirip araştırma yazısında işlediler. Bu yaklaşım, çok ilginç bir şekilde kozmolojinin denklemini değiştiriyor.

Bildiri, evrenimizin dört farklı fazına yönelik öngörü sağlıyor. Evrenin mevcut fazı da bunlardan sadece biri.

Bu kozmolojik modele göre; Büyük Patlama’dan önce bir faz var ve evrenimizin mevcut fazının fiziğini çalışarak evrenin bu fazını öğrenmek mümkün.

Prof. Mir Faizal: “Kozmolojik modelimizde, evren Büyük Patlama ile başlamadı, ancak evrenin bir fazından diğerine geçiş fazı oldu. Bu mümkün çünkü tıpkı suyun üç farklı fazda olması gibi evren de dört farklı fazda olabilir. Suyu inceleyerek buzun özelliklerini nasıl öğrenebiliyorsak, evrenin fiziğini çalışarak Büyük Patlama öncesi kozmolojiyi de öğrenebiliriz.

Bu modelde, evrenin Büyük Patlama öncesi durumunu inceleyebildiler. Modeldeki denklemler evrenin genişlemesinin durma noktasına geleceğini ve sonrasında hemen küçülen faz ile devam edeceğini öngörmekte.

Prof. Mir sözlerine, “Denklemler, küçülmenin maksimum oranı aşıp sonuç verdiğinde, döngüsel evren senaryosu ortaya çıkıyor olacak. Diğer kozmologlar Büyük Patlama’yı ve büyük çöküşü öne sürdüler. Ancak bu modelde tekillikler bulunmakta. Tekillikler fizikte kötüdür çünkü fizik kanunlarının çöktüğü yeri gösterir ve bu yerlerde de anlamlı sonuçlar elde etmek için fiziği kullanmak mümkün değil.” şeklinde devam ediyor.

Bu yeni kozmolojik model, tekillikleri ortadan kaldırıyor. Böylece, modifiye GUP (Modifiye Genelleştirilmiş Belirsizlik İlkesi) kozmolojiye uygulanarak, Büyük Patlama tekilliğinden de kaçınılabilir.

Kozmoloji modeline göre; evrenin döngüsel doğası, evrenin kozmolojik modelinde bir araya gelen kuantum etkilerinin sonucu oluşmuştur.

Prof. Faizal, kuantum yerçekimine yönelik sicim teorisi ve kuantum çekim döngüsü gibi çok sayıda farklı ve kafa karıştırıcı yaklaşım olmasına rağmen, bu farklı yaklaşımların çoğunun birleştiği ortak nokta; minimum bir uzunluğun olduğu ve bu minimum değerin altında uzayın var olmadığıdır.

Bu yaklaşımların birçoğu aynı zamanda maksimum enerjinin olmadığını ve evrendeki hiçbir cismin maksimum enerjinin üstünde bir enerjisi olmadığını öngörmektedir. Araştırma ekibi minimum uzunluk ve maksimum enerji etkisini kozmolojik modele dahil etmiştir ve sonrasında döngüsel bir evrenle karşılaşmışlardır.

Çalışmanın felsefi ve hatta olası teolojik çıkarımları sorulduğunda, Prof. Mir: “Kimse sonu olan ya da sonsuz uzamsal bir boyutun felsefi veya teolojik çıkarımını yapamaz. Zaman sadece başka bir boyuttur ve bu yüzden farklı bir şekilde ele alınması gerekiyor.” dedi.

Büyük Patlama’sı olan büyük boşluğa, boşlukların tanrısına asla inanmam. Ama boşlukların olmadığı gerçeğini muhteşem bir şekilde tanımlayan matematiğin yaratıcısı olan Tanrı’ya inanırım.

Yazının orijinal linki

Çeviren: Berna Tonus

Çevirmen Künyesi

Marmara Üniversitesi İngilizce Mütercim Tercümanlık mezunuyum. Ancak mesleğimi farklı bir alanda sürdürmekteyim, İnsan Kaynakları İş Ortağı olarak çalışıyorum. Uzun zamandır psikolojiye olan ilgim nedeniyle buna yönelik kitaplar, makaleler ve yayınları takip ediyorum. Şu an almakta olduğum koçluk eğitimiyle biraz da olsa psikolojiye dokunmuş oldum. Kuantum düşünme, farkındalık ve bilinç konularıyla ilgili her geçen gün yeni şeyler öğrenmekten çok büyük keyif alıyorum.

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.