Sahte Bilim Spiritüel

Burçların En Büyük Korkuları

Korku - Kolektif Kozmos
Credit: JeremySaid

Astrolojiyi takip ediyorsanız, burcunuzun iyi özelliklerini okuyarak epey zaman harcamışsınızdır. Her burcun karanlık tarafına göz atmak ise astrolojiyi, herkes için daha kullanışlı bir araç haline getirebilir. Bu yazıda burçların en büyük, en derin korkularını işleyeceğiz.

Bu korkuların ve onları besleyen olumsuz düşüncelerin farkına vardıkça, onları arkada bırakıp istediğimiz insan olmaya daha çok yakınlaşabiliriz.

Koç (21 Mart – 19 Nisan): İnsanları kaybetme korkusu

Bir Koç için savaş kaybetmekten daha korkutucu olan bir şey varsa, o da arkadaş kaybetmektir fakat, savaş kaybetmeyi hiç mi hiç sevmediklerinden bunu şu ana kadar fark etmemiş olabilirler. Koçlar savaşçıdır. Kazanmak istedikleri için değil, doğaları gereği savaşırlar. İyi ve çekişmeli bir kavgadan zevk alırlar ve eğer kolay kolay kavga çıkmıyorsa, farkında olmadan sevdiklerini kışkırtırlar. Koç burcunun bu hareketi geri teperse de sevdikleri, savaşarak değil, onlardan uzaklaşarak misilleme yapar. Böylece Koç, hatasını asla unutmaz. Bu da Koç burcunu içten içe parçalayan, haksız bir konuma getirir. Ne yazık ki, bu mutsuzluk, onları savaşmaya daha çok iter. Bu da Koç burcunun kısır döngüsüdür.

Boğa (20 Nisan – 20 Mayıs): Ekonomik dengesizlik korkusu

Boğalar, rahat olmayı sever. En basit zevklerden hoşlanırlar: iyi yemek, iyi arkadaşlar, güzel bir halı, bir şömine ve sıcak atmosfer yaratan her şey. Rahatlık, Boğa burçları için seçenek değil, ihtiyaçtır. Hayalini kurdukları rahatlığa ulaşmak, finansal özgürlük gerektirdiğinden, paralarını korurlar ve borca bulaşmazlar. Hesap bakiyesinin gittikçe azaldığını görürlerse endişe ettikleri ilk şey, yaşam biçimlerinde yapacakları değişiklikler olacaktır. Parayı geçinmek için değil, harcamak için kazanırlar. Boğa burçlarını, maddi dengesizlikten daha çok korkutan hiçbir şey yoktur.

İkizler (21 Mayıs – 20 Haziran): Karar verme korkusu

İkizler burcu kararlarını, fikirlerini, seçimlerini ve hatta kendilerine verdikleri sözleri bile sürekli değiştirirler. Sebep? Onlara bağlı kalmak istemedikleri için… Onları bu kadar yetenekli bir düzenbaz yapan da bu özellikleridir. Görüşlerini o kadar sık değiştirirler ki en başta ne dediklerini unutursunuz. Fakat, her gücün bir zayıflığı olduğu gibi, İkizler burcunun da zayıflığı karar verme korkusudur. İkizler burcunun sembolü, iki insandır. Bu da demek oluyor ki İkizler burcunun sürekli çatışan iki ayrı kişiliği (İkizler erkeğinde bu, ikiden fazladır) vardır. Karar verdikleri anda, “diğer yarıları” bu seçim yerine neler yapılabileceğine dair fikirler üretmeye başlar. İkizler’in en büyük sorunu, iki tarafın da harika fikirleri olduğunu düşünmesidir.

Yengeç (21 Haziran – 22 Temmuz): Evden çıkma korkusu

Yengeç burcu, tam bir agorafobiktir. Kimsenin onları incitemeyeceği, güvende hissettikleri alanlarda durmayı tercih ederler. Agorafobi, “kaçışın zor olduğu yerlerde veya durumlarda bulunma korkusu” olarak tanımlanır. Aslında agorafobiye sahip kişiler, bu korkunun esiridir. Ne kadar ironik değil mi? Yengeçler, alıştıkları ortamlarda daha güvende hissetseler de ortaya çıkan kopukluk ve soyutlanma onlar için pek iyi değildir. Dışarı çıkıp onları korkutan şeyleri yapmaları gerek. Mesela, fiziksel ve duygusal olarak alışık olmadıkları bir yere gitmek gibi… Bu sayede, kişisel özgürlüğün, içsel şartlarla daha çok bağlantılı olduğunu öğrenebilirler.

Aslan (23 Temmuz – 22 Ağustos): Fark edilmeme korkusu

Aslan burcunun asla dayanamayacağı bir şey varsa, o da bir odaya girdiğinde fark edilmemesidir. Neyse ki bu korkuyla motive edici bir şekilde baş etmeyi biliyorlar. İnsanların onları fark etmemesini neredeyse imkansız hale getirerek… Bunu bazen kıyafetleri, bazen vücut dilleri, bazen de kendilerini ifade etme biçimleriyle yapıyorlar. İlgi çekmek istedikleri her zaman, bu üç yöntemin her birini de kullanırlar.

Aslan burçları göz önünde olmayı sever. Deneyimlerini doğrulama için görülmeleri gerekir. Bu, düşünce tarzlarından kaynaklanır ve eğer diğer insanlar tarafından fark edilmezlerse, var olmaları bir anlam taşımaz. Bir Aslan burcuna, “Kimsenin olmadığı bir ormanda düşen ağaç ses çıkarmış olur mu?” diye sorarsanız, “Etrafta kimse yoksa, kimin umrunda? Bu durumda ağaç, tamamen gereksiz bir varlık.” diye cevap verir. Aslan, hikayedeki ağaçla aynı kaderi paylaşmamak için elinden gelen her şeyi yapar.

Başak (23 Ağustos – 22 Eylül): Hata yapma korkusu

“Friends” dizisindeki Monica’nın yere bir şey döküldüğünde yaşadığı zihinsel çöküşü hatırlıyor musunuz? Eğer bir Başak burcunun evine girip halıya çay dökerseniz, size bir mahkeme celbi gönderebilirler. Kişisel yaşamlarındaki en ufak bir düzensizlik, Başak burcunu üzüntüye itebilir.

Başak burcunu olumsuzluk döngüsüne yollamak çok zor değil, çünkü zaten olumsuz bir kişiliğe sahipler. Tabii olumsuz olduklarını asla kabul etmezler; “gerçekçi” ya da “yapıcı” olduklarını düşünürler. Duygusal dengelerini korumak için düzenli olmayı tercih ederler. Bilinçli olarak dışsal kusurlardan korksalar da asıl korkuları içsel kusurlardır.

Terazi (23 Eylül – 22 Ekim): Yalnızlık korkusu

Zeki, sevecen, tutkulu insanlar olan Terazi burçları mükemmel bir partnerdirler. Hayatlarını yalnız geçirmeleri olağan bir şey olmasa da bunu düşünmeden edemezler. Neden mi? Çünkü Terazileri yalnız kalmaktan daha çok korkutan bir şey yoktur. Terazi burcu ya tek eşlidir, ya da mutsuzdur. Bunu en iyi ben bilirim çünkü babam bir Terazi burcu. Annem onu boşadığında, bir yıl boyunca sadece sos ve meze yemişti. Ayrıca ilk sevgilisine evlenme teklif etmişti, çünkü bir kat merdivenden düşerse evde, onu kurtaracak kimsenin olmamasından korkuyordu. Onun kalbine sağlık.

Akrep (23 Ekim – 21 Kasım): Samimiyet korkusu

Akrep burçları karanlık, derin ve karmaşıktırlar. Balıkların duygusal açıdan en hassas burç olduğunu duymuşsunuzdur. Böyle bilinmesinin sebebi, Balık burçlarının duygularını açıkça göstermesidir. Akrep burçları ise aslında, Balıklardan daha hassastır çünkü Akrep, duygularını tamamen açıkça edemeyecek kadar hassastır. Akrep’in hassaslığı işte böyle şaşırtır.

Akreplerdeki samimiyet korkusunu yaratan iki faktör, terk edilme ve kaybolmadır. Eninde sonunda terk edilmelerinden veya ilişkide benliklerini kaybetmekten korkarlar. Sonuçta, evlilik dışı ilişleri ya da duygusal geri çekilmeyi kullanarak partnerlerini uzaklaştırırlar. Akrep burcu ile arkadaş olmak bile, iki ayda bir kendinizi sorgulamaya iter.

Yay (22 Kasım – 21 Aralık) : Kapalı alan korkusu

Yay burçları doğuştan kaşiftirler. Kendilerini bulmak için dünyayı dolaşır, çocuklara gönüllü yardım yaparlar. Sıkıntı ise, bu yardımları kendi ceplerinden yapıp verdikleri paradan asla pişmanlık duymazlar. Yaylar, genişleme gezegeni olarak bilinen Jüpiter ile yönetilirler. Doğada gezen yaban atlarıdır Yaylar. Belki de Yay burçlarına böyle bir klostrofobi bahşeden de Jüpiterin etkisidir. Klostrofobik Yaylar, dünya turuna çıkmadan önce banka hesaplarını kontrol etmek gibi sınırlayıcı sorumluluklardan nefret ederler. Aynı şekilde, kendilerini kısıtlanmış hissettikleri yerde bulunmaktan hoşlanmazlar. Özgürlüklerini engelleme potansiyeli olan her şey, onları korkutur.

Oğlak (22 Aralık – 19 Ocak): Başarısızlık korkusu

Oğlak burçlarının kafası, iş odaklı çalışır. İşkolik Oğlakların, başarı merdivenlerini teker teker çıkarken içlerinde tek bir korku vardır: “Ya başarısız olursam?”

Her yaptıklarının temkinli ve yavaş olmasının sebebi de bu başarısızlık korkusudur. Başarı arzuları, baba figürü ile olan abartılı ilişkilerinden kaynaklanıyor olabilir. Ya baba figürüne aşırı değer verip baş tacı yaparlar, ya da onlarla asla görüşmezler. Oğlak burcunun yöneticisi, baba, şöhret ve gururla bağlantılı olan 10. evdir. Baba sorunlarına rağmen, Oğlak burçları, tıpkı Aslanlar gibi, korkularıyla kamçılanırlar. Başardıkları zaman ise, baba sorunlarını çözmek için bir terapi alsalar iyi ederler.

Kova (20 Ocak – 18 Şubat): Kurum korkusu (Kova burçları çok garip)

Kova burçları, hayatları boyunca zihinsel tuzaklardan uzak durmaya çalışır. Bu yönleriyle Yaylara çok benzeseler de Kova burçlarının klostrofobisi, daha çok kurumlara yöneliktir. İş, okul, hastane ya da evlilik gibi kurumları, zihinsel bir hapishane olarak görürler ve herhangi bir grupta olma düşüncesinden nefret ederler. Ama, Kova burçları o kadar kendilerine özgü ve eşsizler ki onları bu huyları yüzünden suçlamak hata olur. Eğer bir karar verilecekse, bunu Kovalara bırakın ya da karar verirken onları yalnız bırakın. Böyle muhtemelen daha mutlular.

Balık (19 Şubat – 20 Mart): Sorumluluk alma korkusu

Burçların Peter Pan’i olan Balıklar, asla büyümek istemedikleri bir fantezi dünyasında yaşarlar. Zaten isteseler de büyüyemezler. Yaşlarına göre epey bilge ve olgun kişiler olmaları da epey ilginçtir. Balık burçları, asla bitmeyen yaratıcılık ile taçlandırılırken, günlük hayatı idare etme yetersizlikleri ile de yerin dibine girerler. Birçok Balık’ın, sorumluluklardan kaçmak için alkole veya uyuşturucuya yönelmesinin sebebi de budur ve birçoğu 12 Adım Programı (alkol bağımlılığını sonlandıran bir program) ile olgunluğa erişirler.

Yazan: Rosebud Baker

Resimler: Elite Daily

Çeviren: Ceren Ürkmeztürk

Yazının Orijinal Linki

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

Ceren ÜRKMEZTÜRK
Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’ndeki öğrenimimi sürdürmekteyim. Bilime oldukça meraklı olduğum için teknik çeviri üzerine çalışmayı seviyorum. Japon kültürü ve diline engellenemez bir ilgim var ve bu yüzden 3 yıl önce Japonca öğrenmeye başladım. Dilerim ki yakında, Japoncadan Türkçeye çevirdiğim metinleri de beğeninize sunabilirim.

 

5 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

      • ”Eninde sonunda” galat-ı meşhur bir deyimdir. Yani bir kelime toplum tarafından o kadar çok yanlış kullanılmıştır ki, artık doğru kelimenin önüne geçmiştir. doğrusu ”önünde sonunda”dır.
        Şu durumda iki taraf da haklı. Ama insanlar doğrusunu kullanmaya alıştırırsa kendini, toplum da tekrar doğrusunu hatırlayıp onu kullanmaya başlayacaktır. selamlar.

        • Yanlis veya degil, su an yaygin kullanilan tabir bu ve önünde sonunda artik kullanilmiyor. Kullanilmayan tabirleri kullanmak okuyucularin parcayi okurken dikkatini dagitacaktir. Dilin amaci sadece iletisimdir ve dogrular zamanla degisir. Asil yanlis olan yeni dogrulari kabul etmeyip eski dogrulara takilmaktir. Bu, dilin amaci olan iletisimi etkisiz kilar.

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.