Yarat & Üret

Bir Start-up Kurucusu Olarak İlk Yılımda Girişimcilikle İlgili Öğrendiğim Beş Acımasız Gerçek

Bir Start-up Kurucusu Olarak İlk Yılımda Girişimcilikle İlgili Öğrendiğim Beş Acımasız Gerçek
Credit: Getty Images

Yaklaşık bir yıl önce en yakın arkadaşlarımdan birini işini bırakıp girişimcilik seferimde bana katılması için ikna ettim.

Reklamcılık alanındaki işimi daha birkaç ay önce bırakmıştım ve freelance bir yazar olarak rahatça geçimimi devam ettiriyordum. O MBA’ini tamamlamak üzereydi ve geleceğin getirecekleri –büyük bir firmada yüksek maaşlı bir ofis işi- konusundaki heyecan eksikliğini açıkça dile getirmişti.

“Bir şeyler kurmak istiyorum.” dedi. “Yani, çalışanlarla. Ve finansçılarla. Freelance çalışmak da istemiyorum—Bir şirket kurmak istiyorum.”

“Neden benimle bir atılım yapmayasın öyleyse?” diye sordum, hem de defalarca kez. “Biriktirdiğimiz parayla gerçekten bir yıl içinde bir şeyler çözemeyeceğimizi mi düşünüyorsun?”

On iki ay sonra tam zamanlı bir takıma ve en vahşi rüyalarımızın bile ötesinde başarılı bir şirkete sahiptik.
Balkonda kahve sohbetlerimizden birinde adını koyduğumuz Digital Press, dünyanın en parlak insanları arasındaki bilgi paylaşımını güçlendirecek bir girişimdi. Zorluklarla kazanılmış içgörülerini internet dünyasıyla paylaşmak için özenle seçilmiş CEOlar, girişimciler, yatırımcılar, cüretkâr kapitalistlerle (öncelikle 10 milyonla 300 milyon dolar arası kazancı olan işletme sahipleriyle) beraber çalıştık. Çoğu PR firmasının açıkgözlülük olarak pazarlamaya çalıştıkları acımasız yazılara yer vermedik. Ya da kimsenin faydalı bulmadığı reklam konuşmaları ve jargonlara. Yalnızca öğrenilmiş zorlu derslere ve bu başarılı insanların onları nasıl öğrendiğine dair kişisel hikayelerine.

Bu yüzden, bir kurucu olarak ben de geçtiğimiz yıl içinde Digital Press’I sıfırdan kurarken öğrendiğim zorlu derslerin bir kısmını paylaşmak istiyorum.

1 Numaralı Ders: Hiçbir şey bilmiyorsunuz (ve bu sorun değil).

Girişimciliğe kalkışmadan önce bir mentorum olduğu için son derece şanslıydım. Arkadaşım ve dostum, Inc. köşe yazarı Ron Gibori bana hayat ve işle ilgili kendi başıma öğrenmeyi isteyebileceğim her şeyden çok daha fazlasını öğretti. Ama dört yıllık rehberlikten sonra bile ‘bildiğim’ henüz yalnızca teoriydi.

Bunu henüz hissetmemiştim.

İşe atılmadan önce Ron bana “Her şey kaosa döndüğü zaman, kurucu olarak; sakinliği senin sağlaman gerekiyor.” dedi. Başka insanların geçimlerinin dayandığı bir şirket kurmanın gerçekleriyle yüzleşmeye başlayıncaya kadar ne demek istediğini anlamamıştım.

Girişimcilik beni mütevazılaştırdı. Ve dünyayı değiştirmek için yola çıkıp isteklerinin tek gecede gerçekleşmeyeceğini görerek bunun ağırlığını hisseden daha birçok genç kurucuyu da mütevazılaştırdığını fark ettim.

Sahaya inene kadar teori hiçbir şey ifade etmez. Dolayısıyla, tutkulu olun. Büyük bir şey yapmak için yola çıkın. Ama şunu unutmayın, “Ben de o yollardan geçtim.” diyebilene kadar gerçekten bilemezsiniz.

2 Numaralı Ders: Kişisel gelişim olmadan girişimcilik tam bir facia.

Girişimcilikte bir yılı doldurmak üzereyim ve iş dünyasının kişisel gelişimin değerinden bu kadar az bahsediyor oluşu beni hayretler içinde bırakıyor.

Bu dünyadaki 27 yılımda birçok şey yaptım. Gençken profesyonel bir oyuncuydum. Üniversitedeyken vücut geliştirmeciydim. Ama hiçbir şey, gerçekten hiçbir şey, beni girişimcilik kadar sınamadı.

Geçtiğimiz sene boyunca kendimi işe hiper odaklanmış halde bulduğum, kendimi kaybettiğim ve sonrasında hayatımdaki şeylerin çöktüğü zamanlar oldu. Kişisel ilişkiler. Sağlık. Duygusal refah. Her şey zarar görmüştü, hepsi ben işimi çocuğummuş gibi hissettiğim ve onun başarılı olduğunu görmek uğruna her türlü yolu kat edebileceğim içindi.

Bu sağlıksız. Ve aşırı zorladığınız zamanlar, faydadan ziyade daha fazla zarara neden olursunuz.

Hayatımın sonuna kadar bir girişimci olacağımı biliyorum. Artık geri dönüş yok. Sonsuza kadar değiştim. Ama eğer bu yolculukta girişimci topluluk için yapmayı umduğum bir şey varsa o da kişisel gelişimin bir iş kurarkenki önemine dair daha büyük diyaloglar başlatmaktır.

Eğer bu süreçte kendinizi kaybederseniz, şirketiniz bundan zarar görecek.

3 Numaralı Ders: Nakit sizin benzininiz.

Hayatımda bana bilgeliğin sözlerini aktaran başka başarılı girişimciler olduğu için çok şanslıyım. Ama en az bunun kadar önemli şeylerden birisi de (bir startup kurucusu olarak bunu gerçekten hızlı öğrenirsiniz) nakit paranın kıymeti.

Her zaman tutumlu olmuşumdur, ama girişimcilik sahip olduğum parayı bir ‘birikim hesabı’ndan çok daha fazlası olarak görmemi sağladı. Para birçok anlam ifade etmeye başladı: hayatta kalma becerisi, yenilik yapma becerisi ve şirketin kendi geleceği.

Nakit yoksa şirketiniz ölür.

Digital Press fikriyle gelmeden önce birikim hesaplarımızı yiyip tükettik. Birbirimize harcamalarımızı kapatmak için yardım ettik. İşler tıkırına girip kazançlı bir iş kurmaya başladığımızda ikimiz de aynı zihniyetteydik: “Şirkette mümkün olduğunca çok nakit bulundur.” Bu çoğunlukla duyduğunuz derslerden biridir ve teorik seviyede bunu anlayabilirsiniz bile ama ancak çalışanlar eklenip aylık maaş bordrosunun giderek daha yükseğe tırmandığını gördüğünüzde gerçekten anlarsınız. Nakit benzininizdir. Kendinizi açık bir yolda boş bir depoyla bulmak istemezsiniz.

4 Numaralı Ders: Fırsatın yarattığı yük gerçek.

İyi bir sorun yine de bir sorundur.

Bir girişimci olarak yapabileceğiniz en kötü şey tek seferde birçok fırsatı kovalamaktır. Hayatımın her alanında bu durumla mücadele etmek zorunda kaldım, çünkü dünya hakkında meraklı olduğunuz zaman onu tamamıyla keşfetmek istersiniz.

Bir işin gelişmesine imkân veren şeyin bir parçası da basitliktir. Yine başka bir mentorum olan Aaron Webber’in de dediği gibi “Basitlik sürattir.”

Birçok şeyi aynı anda idare etmeye çalıştığımız zamanlarda başarısız olduk. Kendimizi çok çalışmaya zorladık. Kendimizi yaktık, hatta cesaretimizi kaybettik.

Ama tek seferde yalnızca bir ya da iki şeyi geliştirmeye odaklandığımız zamanlarda uçtuk.

Bu, yalnızca iş hakkında değil, hayatın her alanında düşünce biçimimi kökten değiştiren bir ders oldu.

Her seferinde bir adım.

5 Numaralı Ders: Girişimcilik yalnızdır.

Diğer birçok insan bunu kabul etmek istemiyor gibi göründüğünden sanırım bunu ben yapacağım.

Girişimcilik yalnızdır. Kimse sizin yaptığınız işte ne kadar çalıştığınızı bilmeyecek. Kimse sizin hak ettiğinizi düşündüğünüz gibi sırtınızı sıvazlamayacak. Kimse orada oturup size yüreklendirmek için gece gündüz tezahürat etmeyecek. Her şeyi mahvettiğinizde kimse suçu üstüne almayacak. Kimse size hangi yolun doğru, hangisini yanlış olduğunu söylemeyecek.

Girişimcilik yalnız, çünkü kendi yolunuza gitmeyi seçmek anlamına geliyor.

Bunu kabul etmek ve kendi içimde duygusal olarak fark etmek zamanımı aldı. Çabalarınız hayatınızdaki insanların büyük bir kısmı tarafından hiç bilinmeyeceği gibi -en azından sizin istediğiniz dereceye kadar- her adımda birilerini yüzüstü bırakıyormuş gibi hissedeceksiniz.
Eğer 17 saattir aralıksız çalıştığınızdan dolayı sizin için önemli bir diğerini yüz üstü bırakmıyorsanız aramalarına geri dönmeyerek arkadaşınızı yüz üstü bırakıyor olacaksınız ya da bir konuya yeterince hızlı cevap vermediğiniz için kurucu ortağınızı veya çalışanlarınızı onlara ihtiyacı olanı vermediğiniz için–ya da bunların hepsini birden yapmayı beceremediğiniz için kendinizi yüz üstü bırakıyor olacaksınız.

Bu girişimcilikle ilgili en zor, en acımasız derslerden biri:

Harika olmaya çalışırken neredeyse her şeyde başarısız olacaksınız.

Ve ne var biliyor musunuz? Bu da sorun değil.

Çünkü günün sonunda, tüm yapabileceğiniz elinizden gelenin en iyisi –ve ertesi gün uyanıp tekrar, tekrar, tekrar denemek.

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

Yazan: Benjamin P. Hardy

Yazının Orijinal Linki

Çeviren: Rabia Evgin

Çevirmen Künyesi

Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümünde bir yıllık lisans eğitimimi tamamladım ve an itibariyle gönlümün asıl efendisi olan psikolojiye geçmiş bulunmaktayım. Daha okuma yazma bilmezken yakaladığım herkesten bana kitap okumalarını isterdim. O zamandan bu yana kitaplarla aramdaki sıkı ilişki hiç bozulmadı. İnsanları ve evreni daha iyi anlamak için büyük bir açlık duyuyorum. Bu nedenden olsa gerek öğrenmek en büyük tutkum. Dans ve müzik de bu hayatta asla vazgeçememem dediğim, benim için çok kutsal olan ögelerden. Gittikçe materyalistleşen dünyada ruhani yönümüzü besleyebilecek her türlü fırsatın peşinden koşmak gerektiğine inanıyorum.

Bir Yorum Yazın

Yorum yazmak için tıklayın

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.