Spiritüel

Bir İlişkiyi Sabote Etmeden, Korkunuzla Yüzleşin

Kedi - Fare - Kolektif kozmos
Credit: Michelin Alley

Birçok insan gibi ben de aşk ve ilişki konularında birçok hata yaptım.

Bir keresinde, uzun yıllar önce, aniden birine aşık olmuştum. Zeki, komik, yakışıklı, yaratıcı ve inceydi. Ve aramızdaki kimya öyle kuvvetliydi ki, üst üste patlayan havai fişekler gibiydi. Sadece iyi görünümlü değil, fazlasıyla hayalciydi ve onun bana fazla olduğunu düşünüyordum.

Aşık olduğumu sanıyordum. Fakat içten içe geride duruyordum. Kendime zamanlamanın doğru olmadığını söylemeye başladım: bir ilişkiye hazır olmadığımı. Veya belki de hazır olmayan O’ydu. Ama gerçek şu ki: korkuyordum. Sadece korkmak değil, dehşete düşmüştüm. Benim onu beğendiğim kadar onun beni beğenmediğinden korkuyordum ve bu beni daha da dayanıksız kılıyordu. Emindim ki, aramız kötü olsaydı duygusal açıdan çöküntüye uğrardım.

Böylece olayı sabote ettim ve özel şeyler olabilecekken bir ilişkiden kaçtım.

Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğim, çünkü korkularımın beni yönetmesine izin verdim.

Kendime Leonard Cohen’in akıldan çıkmayan güzel şarkısında şu dizeyi hatırlattığımı anımsıyorum: “Aşktan tek öğrendiğim, tetiği senden daha hızlı çeken birinin nasıl vurulacağıydı.”

Bu ilişkiden kaçmak için kendimi kabul ettiğimden çok daha fazla hırpaladım. İstediğim her şeyi sunacak bir geleceğe göz kırpmış gibi hissediyor olsam da, paçayı kurtardım.

Geçmişteki ilişki hatalarından hala suçluluk duygusu taşıdığım için kendimi arzuladığım türden bir aşka layık bulmuyordum. Aşk karşıma çıktığında hazır değildim çünkü yapacak çok işim vardı: daha da iyileşmek, sağlıksız alışkanlıkları değiştirmek için uğraşmak, ve nihayetinde, kendimi affetmeyi öğrenmek.

Doyasıya yaşamayı seçmek yerine kendime en tanıdık yolu seçtim – özlem ve vicdan azabı-. Bunu yaptım çünkü acı verici olsa da güvenli olan buydu. Yine öğrenilmişi seçmiştim.

Bir noktada fark ettim ki, geçmiş acılardan ördüğüm hikaye ve çok yakın hissettiğim suçluluk duygusu beni bir çıkmazda tutuyordu. Sonunda bu hikayenin doğruluğunu sorgulamak zorunda kaldım. Kendimle yüzleşmek ve doğrulara –iyiye ve kötüye– olabildiğince objektif ve tepkisiz bir tutum takınmak zorundaydım.

Bu korkutucu muydu? Fazlasıyla. Hatalarıma –veya daha doğrusu yarattığım avuntulara- bakma fikrinin hissettirdiği donuk kaygı hissi, en sonunda kendime dürüst ve korkusuz bir bakışla bakmam ile asla karşılaştırılamazdı. Bu korku, her ileri adımımda, diz titretici, mide çalkalayıcı bir his olarak ortaya çıkıyordu.  Artık farkında olduğum bu olaylar aslında “olgunlaşma için fırsatlar”dı. Birbirimizi sevdiğimiz halde farklı şeyler istediğimiz için birinden ayrıldığım zamanlar, paraya karşı tutumumun ailemle olan ilişkime nasıl bağlı olduğunu açıkça gördüğüm bir başka zaman, ve bana yalan söylemiş olan önem verdiğim kişilerle yüzleştiğim bir zaman da bu fırsatlara dahildi. Ve incittiklerimden yürekten özür dilediğim zamanlar da.

Nihayetinde geçmişimden ders almayı seçtim. Daha fazla ilişkiyi baltalamak istemiyordum. Kendi yakalama ve kaçma şeklimin bilincine vardım ve yapmaya korktuğum bir şey ile karşılaşınca nasıl hissettiğime çok dikkat ettim.

Bunu nasıl yaptım? İyi bir terapi aldım. Bildiklerimi tekrar ettim. Korkularımdan korkmadım. Sürece güvendim. Affettim. Kontrolden (az da olsa) feragat ettim.

Fark ettim ki korku duyduğumda vücudumda deneyimlediğim hisler –sıkışan kalp, hızlı nefes alma, kaçma dürtüsü- bir olgunlaşma fırsatıyla karşılaştığımda yaşadıklarım ile aynı hisler.

Bu hisler ortaya çıkınca, birçok insan gibi benim de ilk dürtüm yıllarca yaptığım gibi dönüp ters yönde koşmaktı. Sonra da oturup hayatımın neden hiç değişmediğini düşünürdüm.

Zaman geçtikçe, amacıma ulaşmak için çok sıkı çalıştığım bir şeyi yapmak üzere olduğum her anda o “savaş ya da sıvış” hissini yaşadığımı fark etmeye başladım. Ya da bir şeyin olmasını istediğimde, mesela yeni bir ilişki gibi, sonunda gerçekleşecekmiş gibi bakmaya başladım.

Beyinlerimiz olumsuzluk önyargısına sahiptir ve bizler de kötümserliğe donanımlıyız. Atalarımız hayatta kalmayı başardılar, çünkü sadece yılanlardan değil, aynı zamanda yılana benzeyen sopalardan da kaçtılar. Yani bizlerin doğal içgüdüsü bizi korkutan şeylerden kaçmaktır. Ancak modern hayatta korkularımızın çoğu gerçeklere değil, içgüdülere dayanır ve çoğu da asla geçecek gibi değildir. Artık daha farkında olmamız gerekiyor, bir eşiği aşmamız gerekiyor. Bütün bunlar, şu anda çok çok istediğim bir şeyin eşiğinde olmamla beraber bunu durdurup kaçma içgüdüsünü hissetmemin sebebini başarıyla açıklıyor.

Talihsiz ilişkimden altı yıl kadar sonra, aşkta başka bir şans yakaladım. Şartlar farklı olsa da hala korkuyordum ama daha “hazır” hissediyordum. Fakat artık korkumun ne olduğunu anlayabilecek kadar kendimi biliyordum. Ve bu sefer korkumun benim yerime seçim yapmasına izin vermedim. Onu hala hissediyordum, ama fark ettim ki bu deneyimi yaşamak benim için “güvende” olmaktan çok daha fazla şey ifade ediyordu.

“Bunun üzerine gitmeliyim”, diye düşündüm. Ve gittim.

Zor muydu? Kesinlikle. Ama beni öldürmedi, hatta yaralamadı bile. Aksine, üzerine gitmeye karar verir vermez korkum da azaldı.

O ve ben hala derin bir adanmışlıkla ilişkimizi yaşıyoruz, ve güzel bir kızımız oldu. Bana neredeyse her gün gerçek aşkın ne olduğunu öğretiyor. Aşk her zaman havai fişekler gibi değildir (onlar da hoş olsa da). Aşk zor zamanlarda bile onu yaşayabilmektir.

Korksam da başarabileceğimi kendime kanıtlamak, hiçbir zaman unutmayacağım ve bana bugüne dek yardım eden bir deneyimdi. Bir kez korkunun üstesinden gelince, gördüm ki onun daha fazla hükmetmesine izin vermek zorunda değilim.

Yolun sonunu göremesem bile, ben hayatım ve işim için büyük hayaller kurmaya cesaret ettikçe, bir adım üzerine yenisini attıkça büyüme fırsatları ortaya çıkmaya devam ediyor. Hala o dehşet hisleri çıkmaya devam ediyor mu? Evet –her zaman. Fakat şimdi biliyorum ki onlar hayat ile daha etkili bir seviyede meşgul olma şansını işaret ediyor.

Bu yüzden, derin bir nefes alıyor ve yürümeye devam ediyorum –korkumun beni yolumdan çevirmesine izin vermektense, onun üzerine giderek.

Yazan: Dayna Wood

Orjinal Link

İş’in Geleceğine Katıl

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.