Bilim & Teknoloji Spiritüel

Bir Bildiriminiz Var: Sosyal Medya Bağımlılığınızın Artıları Ve Eksileri

Bildirim Kolektif Kozmos
Credit: collective-evolution.com

Hiç telefonlarımızın psikolojimizi nasıl etkilediğini düşündüğünüz oldu mu?

Daha derine inmeden önce, Superhero Academy’de öğrendiğim ve bugün öğrettiğim çoğu şey sosyal medyayı temel güçlendirme aracı olarak kullandığından, bu konuyu çok ilgi çekici bulduğumu itiraf etmeliyim.

Sosyal medya takipçilerimin artması, şüphesiz ki, dikkate değer projeler gerçekleştirmemi sağladı. Fakat bunun bir bedeli var mı?

Örneğin şu aralar benim ve oluşumuna destek olduğum akımların güçlenmesine büyük katkı sağlayan çevrimiçi bir ders alıyorum. Ama kendi kendime şu soruyu sormaya başladım: Neden?

Tüm bunlar ne için? Gerçekten bunu yapma amacım ne? Yaptığım şey önemli mi?

Günümüzde dikkat çekmek revaçta.

Beğeni ve takipçi sayısı güç ve statü göstergesi haline geldi.

Gerçek bu.

Hepimizin düzenli olarak meşgul olduğu şeylerin olumlu etkisi olup olmadığına dair yaşadığımız bu varoluşsal krizi çözmeden önce, madalyonun her iki yüzünü de göz önüne alarak bakış açımızı biraz genişletelim.

Sosyal Medyanın Olumlu Yönü

Herkese Ulaşabilme

Dünyanın her yerinden insanlara ulaşabilmek, onlarla bağlantı kurabilmek ve farklı insanlardan etkilenebilmek küçümsenecek bir mucize değil.

Binlerce yıldır bilginin her zaman kişiden kişiye doğrudan aktarıldığını aklınızda bulundurmak önemli olduğu kadar aşağılayıcıdır da. Teknolojinin bu bakımdan bize pek çok katkısı oldu. Sosyal medya da dünyanın her yerindeki olaylara karşı daha fazla farkındalık geliştirmemizi sağladı. Şehir dışında okuyan bir üniversite öğrencisinden dünyanın iki farklı ucundan birlikte çalışan girişimcilere kadar herkes internet sayesinde birbiriyle iletişimde kalabiliyor.

Bilgiye Anında Erişim

Bilgi, günümüzde teknolojinin egemen olduğu dünyanın arkasındaki temel etkendir. Dünyanın her yerinden bilgiyi yıldırım hızıyla paylaşabilmek, dünyaya ve dünya üzerindeki bilgilere çok daha kolay ulaşabilmemizi sağladı.

Sizin tam şu anda bu makaleyi okumanızı mümkün kılan o güzel teknoloji senfonisini bir düşünün. Akıllara durgunluk verecek cinsten bir şey.

Teknoloji haberlerin de hızlı yayılmasını sağlıyor, bu da geniş ölçekli bir küresel akım ihtimalini ortaya çıkarıyor: Protesto ve akımlar artık benzeri görülmemiş bir hız ve güçle ortaya çıkabiliyor. Öyle ki mevcut durumu derinden sarsabiliyorlar.

Alternatif Medyanın Güçlendirici Etkisi

Sosyal ağlar sayesinde haberler hızla yayılması, alternatif haberlerin yayılmasına ortam sağlayarak daha kolay duyulmalarını ve daha geniş bir kitleye ulaşmalarını sağlıyor.

Ana akım medya, haberi nasıl işleyip anlattıklarına bağlı olarak genelin fikrini öyle ya da böyle etkilemesi açısından tam bir zihin kontrol mekanizmasıdır(eh, sonuçta ana akım medyanın birilerinin elinde olduğunu herkes biliyor).

Bir tür basın özgürlüğü ve Collective Evolution gibi gerçeği denetim altında tutacak halk tabanlı alternatif ağlar olmasa, dünyamız ne hale gelirdi?

Ana medya kuruluşları ile gelecek vadeden medya organları arasında daima bir çekişme vardır. Yerinde ve sağlıklı rekabet de hepimizi gerçeğe bir adım daha yaklaştırır – dolayısıyla Anonymous ve Wikileaks’in ortaya çıkışı da öyle.

Bağlılık Duygusu ve Toplumumuzun Keşfedilmesi

Ancak, sosyal medya, hepsinden çok, fikirleri birbirlerininkiyle örtüşen ve aksi takdirde

Çöpçatanlık siteleri veya mobil uygulamalar sayesinde tanışan insanların sayısı, insanların günümüzde bağlantılarını nerede kurduğunu gösteriyor.

Çocukluğumda, arkadaşlarım yaşadığım evden en fazla birkaç sokak ötede yaşayan ve benimle aynı okula giden çocuklardı. Seçenekler sınırlıydı ve, gerçekten her şeyi yaşadığım için geçmişimle ilgili en ufak bir şeyi değiştirmek istemesem de, insanların çevresinden etkilendiğini söyleyebilirim.

Olaylı bir mahallede büyüyen birinin, çevresindeki herkes bir çeteye katılırken veya suç işlerken kendini bu tür işlerden uzak tutma olasılığı, çocuk yapıcı ve yaratıcı bir ortamda ilgi alanları kendininkine benzerlik gösteren insanlarla bir araya gelme şansı bularak büyüdüğü takdirde, çok daha yüksektir.

En basit haliyle açıklamak gerekirse, sosyal medya akımları ve insanları güçlendirir. Başlatma şansı bulduğum Valhalla Akımının gerçekleşmesinin tek nedeni, birkaç gönderi paylaşarak arkadaşlarımı ve tanımadığım insanları çabucak bir araya getirebilmemdi.

Bu güç hafife alınmamalı. Ben bu gücün, geçmişe kıyasla, çok daha fazla işbirliği ve keşfe olanak sağladığına kesinlikle inanıyorum.

Sosyal Medyanın Olumsuz Yönü

İnternet Bağımlılığı Ciddi Bir Konu

İnternet bağımlılığı güldürü malzemesi değil.

Şahsen, Rescue Time gibi şeyleri hem çevrimiçi verimliliğimi takip etmek hem de farklı sitelerde ya da bilgisayarımda kaç saat geçirdiğimi ölçmek için kullanıyorum. Ortaya çıkan rakamlar ise, en basit deyimle, DUDAK UÇUKLATICI cinsten…

Telefonunuzdan en son ne zaman rahatsız veya dünyadan kopmuş gibi hissetmeden birkaç metreden fazla uzak kaldınız? Telefonumuzun şarj seviyesi artık kendi rahatlık seviyemizin de belirleyicisi oldu ve ne zaman insanların içinde “utanç verici” bir duruma düşsek, “boş zaman” bulsak veya birilerini bekliyor olsak teknolojik araçlara sığınıyoruz.

İnternet kullanıcılarının %5 ila %10’unun internet bağımlısı sayıldığı söyleniyor. Bu kullanıcılar, internetle bağlantıları istekleri dışında veya uzun süre kesildiğinde, huzursuzluk ve rahatsızlık gibi belirtiler gösteriyor.

Ben kesinlikle bu kesimin içindeyim ve bana sorarsanız, artan bir oranla hepimiz yavaş yavaş bu bağımlılığın kurbanı haline geliyoruz.

Gerçekdışı Beklentiler

Medyanın –günümüze bakarsak internetin- insanların kendileri dışında bir şey olması için gerçekdışı hedefler koyduğu ve üzerlerinde baskı kurduğu bir gerçek.

Sosyal medya, kâh kadınları daha zayıf ve daha seksi olmaya özendirerek, kâh pornografi yoluyla erkeklerin özgüvenini ve cinsel isteklerini etkileyerek kendimiz hakkındaki düşüncelerimizi yönlendiriyor.

Ayrıca dünyayı tozpembe görmemize yol açıyor.

Kafamızı insanların gözümüze soktuğu harika hayatlarıyla ve en iyi açıyı bulana kadar çekilmiş 72. fotoğraflarıyla meşgul ediyoruz ve sonunda kendimizi genellikle sadece kendi paylaşımlarımız olabilecek şeylerle gösteriş yapmanın hala kendimiz hakkındaki ne düşündüğümüzü belirlediği bir dünyada buluyoruz.

Güzel bir anı, komik bir düşünceyi veya ilgi çekici bir videoyu paylaşmak hiçbir şekilde kötücül değildir, sosyal medyanın ortaya çıkış amacı zaten budur. Ancak, tüm bu bilgiler bir araya geldiğinde kişisel psikolojimizin üzerine yük olarak biner ve sosyal medyada tıpkı sahnedeki bir oyuncu gibi “rol yapmamıza” yol açar.

Her ne kadar hikâye anlatmayı sevsem ve iyi bir amaç için kullanıldığında güçlü bir araç olduğunu düşünsem de, hikâye uydurmak topluma zarar veren gerçekdışı inançlar ortaya çıkarır. Benim gözümde bu, kültürel savaştır.

Dikkat Süresi

Sosyal medya dikkat süremizi de olumsuz etkiledi.

Snapchat, Vine gibi otomatik yürütülen videoların ortaya çıkışıyla, hiç kuşkusuz odaklanma yeteneğimiz dikkate değer ölçüde azaldı. Hal böyle olunca, insanların zorbalığa karşı çıkma ve, öfke uyandırıcı olsun ya da olmasın, belli bir olaya ilgi duyma yeteneği de azaldı.

Bu bizi insanlığımızın doğasına karşı hissizleştirmeye başlayarak günümüzde karşılaştığımız büyük bir sorunu da kötüleştirdi: Kısa Süreli Düşünme. Bana sorarsanız bu sorun, sürdürülebilirliğin zıt anlamı.

Bu odaklanma sorunu pek çok insanın bir şeye bağlanma yeteneğini azalttı ve onları mutsuzlaştırdı. Üstelik kısa süreli zevklere bağımlılığımızı gerçekten artırdı.

Gürültü ve Bulanık Sular

Beni sosyal medya konusunda en çok korkutan şey, geleneksel haber alma aracımız olan gazetenin yerini almış olması.

Haberler sayfamızda ne kadar “gürültü” olduğuna bakarak, artık neyin doğru olduğunu bilmenin neredeyse imkânsız olduğunu düşünmek çok korkutucu. O kadar ki, the Onion’ın satirik komedi manşetleri gerçekmiş gibi paylaşılıyor ve çoğu insan gerçek olmadığının farkına bile varmıyor.

İnternet bilgiye ulaşmamızı sağlasa da, aynı zamanda her şeyden şüphelenmemize de yol açıyor. Bu da yalnızca suları bulandırmaya ve bizi gerçekten uzaklaştırmaya yarıyor.

Vardığım sonuç ne mi?

Tüm söylenenlere bakarak, internetin bize zarardan çok güç verdiğine gerçekten inanıyorum. Her zaman teknolojinin mevcut durumu bozduğu ve “korkutucu olabileceği” gibi bahaneler üretebiliriz ama teknolojinin rolü tam da budur.

Yenilikler ve önceden edinilmiş yetenekleri ve fikirleri uygulama becerimiz bizi insan olarak güçlendirmeye devam ediyor ve bizi zamanda harikulade bir noktaya getirdi. Bence, dünyanın hali konusunda endişe verici pek çok şey olmasına ve dünyanın halinin varlığımızın bunca temel taşını etkilemesine rağmen, bilginin hızla aktarılabilmesi, bu durumla mücadele etmemizi sağlayacak en önemli araç olduğu da gözden kaçırılmamalı.

Yani ben şu sonuca vardım: Ne için kullandığınıza bağlı!

Eğer bu teknolojiyi bir anlamı olan ve başkalarına hayallerinin peşinden koşması, dünyayla uyum içinde yaşaması veya sırf iyilik amaçlı bir şey yapması için ilham veren güçlendirici ve olumlu içerikli bir mesajı yaymak için kullanırsanız, benim gözümde iyi bir şey için mücadele ediyorsunuz demektir.

Kimseyi bu teknolojiyi kendi yararına kullandığı için yargılamam, ama kendim yüksek kalite standardı, ilham ve düşündürücü içeriklerin dışına çıkmamak istiyorum.

İnternet adalet, bolluk ve insan potansiyelinde ilk sırada ve toplu evrimin en büyük adımlarından ve hızlandırıcılarından biri olarak tarihe geçecek.

Yazan: MARC ANGELO COPPOLA

Yazının Orijinal Linki

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

İş’in Geleceğine Katıl

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.