Bilim & Teknoloji Spiritüel

Bilimin Spiritüellikle Buluştuğu Yedi Nokta – Bilinç Gizemi

Spiritüel- Kolektif Kozmos
Credit: Presence International


NOT: Bu yazı dizimiz üç yayından oluşmaktadır. Okumak üzere olduğunuz, serinin ikinci yazısıdır. Birinci ve üçüncü kısımları yine sitemizde bulabilirsiniz.

“Ben bilinci bir temel olarak kabul ediyorum. Maddenin de bilinçten türediğini varsayıyorum. Bilincin ötesine gidemeyiz; her dediğimiz, var olduğunu düşündüğümüz her şey bilincin varlığını ortaya koyuyor.”

Yukarıdaki alıntı, kuantum teorisini üreten ve bu sayede 1918’de Nobel Fizik Ödülü’nü kazanan Fizikçi Max Planck’a aittir.
“Kuantum mekaniği yasalarını işin içine bilinci dahil etmeden tutarlı bir şekilde oluşturmak mümkün değildi.”

– 1963’te bir arkadaşıyla birlikte Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülen Teorik Fizikçi ve Matematikçi Eugene Wigner.
Aynı fikri paylaşan insan sayısı çok fazla. Pek çok bilimsel bulgu, bilinçle bağlantılı faktörlerin gerçekten de fiziksel dünyamız üzerinde bir etkisi olduğunu gösteriyor. Kanıt o kadar fazla ki nereden başlayalım bilemiyoruz.

Quantum çift yarık deneyi bilinç ile metaryal dünyanın nasıl iç içe olduğunu gösteren en ünlü deneylerden biridir. Bilinçle ve fiziksel dünyayla alakalı faktörlerin nasıl bir şekilde bağlantılı olduğunu gösterdiğinden oldukça önemli bir örnek olarak kabul edilir.

Bu deneyin muhtemelen işaret ettiği noktalardan biri de “gözlemcinin gerçekliği yarattığıdır”. Alanında uzman kimselerin denetiminden geçen Physics Essays dergisinde Prof. Dr. Dean Radin tarafından yayımlanan bir yazı, bu deneyin bilincin fiziksel gerçeklik üzerindeki etkilerinin keşfedilmesinde nasıl çok kez kullanıldığını açıklıyor.

Sonra elbette telepati ve psikokinez konuları da var.

“Farkları olmasına rağmen genel konuşmak gerekirse bence Budist felsefeyle Kuantum Mekaniği dünyaya bakışları açısından el sıkışabilir. Bu muhteşem örnekler sayesinde insan düşüncesinin meyvelerine tanık oluyoruz. Bu büyük düşünürlere olan saygımız bir kenara, onların da yalnızca bizim gibi insanlar olduğunu unutmayalım.”

– Dalai Lama

Aşağıdaki linkte Deepak Chopra’nın bilinç, bilincin doğası ve bulunduğu yer hakkındaki (İngilizce) konuşması yer almaktadır. Konu üzerinde benzer fikirler bulunmakla birlikte ben şahsen bilincin tamamen anlaşılabileceğine ya da tanımlanabileceğine inanmıyorum. Ama bunu başarmaya yakın olduğumuzu biliyorum. Binlerce yıl önceden bilinen bir şey olduğunu göz önünde bulundurursak, bilimin bunları araştırmaya başladığını görmek güzel bir his.

İnsan Ötesi Kabiliyetler

O kadar çok antik öğreti bize insanların çeşitli tekniklerle doğaüstü yetenekler kazanabileceğini söylüyor ki kaynak bolluğu cidden şaşırtıcı. Yoga geleneğinde siddhi olarak bilinen ve Sanskritçe’de “mükemmeliyet” anlamına gelen tekniklerden biri meditasyon, statik dans, davul çalma, ibadet etme, oruç tutma, zihin açıcılar ve daha pek çok şeyi içinde barındırır.

Örneğin Budizm’de ileri yeteneklerin varlığı kabul görmüştür. Hatta Buda öğrencilerinin bu yetenekleri kazanabilmelerini, ancak dikkatlerini onlarla dağıtmamalarını beklemiştir.

Michigan Üniversitesi’nde Budist ve Tibet Araştırmalar Profesörü Donald Lopez Jr., Buda’ya atfedilen kabiliyetleri şöyle tanımlamıştır:

Bu aydınlanmayla birlikte kendinin ve tüm diğer varlıkların geçmiş tüm hayatlarının bilgisi, diğerlerinin düşüncelerini okuyabilme, kendi kopyalarını çıkarabilme, havada yükselebilme ve vücudundan aynı anda hem ateş hem de su çıkarabilme gibi normalötesi yeteneklerin tümüne sahip olduğu inanılırdı. … Seksen bir yaşında nirvanaya erişmiş olsa da kendinden istense ‘sonsuza dek ya da sonsuzluğun sonuna kadar’ yaşayabilirdi.

Bunlar, modern çağ biliminin “süper güçler” alanındaki çalışmalarıyla bağlantılıdır.

Örneğin bir fizikçi ve yazar olan Russell Targ’ı ele alalım. Kendisi lazer ve lazer uygulamalarında bir öncü ve 1970’ler ve 80’lerde psişik yetenekleri inceleyen Stanford Araştırma Enstitüsü’nün (Stanford Research Institute, “SRI”)  kurucusudur. SRI Kaliforniya Menlo Park’ta bulunan bir araştırma ve geliştirme merkezidir. Psişik alanında remote viewing (“uzaktan görüntüleme”) adı verilen çalışmaları Nature, the Proceedings of the Institute of Electronic and Electrical Engineers (IEEE) ile Proceedings of the American Association the Advancement of Science (AAAS) kaynaklarında yayımlandı.

Kendisi yakın bir zamanda “Everything I know About ESP (ESP Hakkında Bildiğim Her Şey)” başlıklı bir konuşma yaptı.

Burada asıl değinmek istediğimiz nokta şu: Söz konusu olaylar hükümetlerin en üst birimlerince araştırılmakta ve çeşitli kültürlerden doğup gelmiş “insan ötesi” yetenekler anlayışları ile birebir uymaktadır.


Sağlık ve Oruç İlişkisi


“İnsanlar yediklerinin dörtte biriyle yaşar, kalan dörtte üçle ise doktorları yaşar.”

– MÖ 3800’den kalma bir Mısır piramit yazısı

Oruç ya da perhiz Vedik geleneklerden Budist öğretilere pek çok antik kültür tarafından benimsenmiş bir uygulamadır. Oruç aç kıvranmak değil, duyusal olan yeme deneyiminden bilinçli ve kontrollü bir şekilde çekilmedir. Pek çok din ve spiritüel lider diğerlerini zihinlerini, bedenlerini ve ruhlarını tazelesinler diye oruca davet etmiştir. Orucun en eski sağlık müdahalelerinden biri olduğunu hepimiz biliyoruz.

Bu, belki de modern çağ biliminin antik Doğu mistisizmine yetişmesinin en çarpıcı örneklerinden biridir. Son birkaç yılda orucun sağlığa olan faydalarını kanıtlayan pek çok araştırma yürütüldü. Çalışmalar gösteriyor ki doğru bir şekilde uygulandığında oruç ikinci tip diyabeti iyileştiriyor, kanseri öldürüyor, kök hücreleri yeniliyor, pankreası yeniliyor, zarar görmüş DNA’yı düzeltiyor ve toksik maddeleri vücuttan uzaklaştırıyor. Aynı zamanda yaşlanma kaynaklı hastalıkların bir kısmının etkilerini azaltırken beyne de iyi geliyor.

Bu gerçeklere rağmen doktorlar hala bilimsel bir gerekçe sunmaksızın oruca karşı. Elde edilen bulgular orucun pek çok faydasına değiniyor. Sitemizde bu konu hakkında detaylı bilgiler paylaştığımız yazılar mevcuttur.

Yazının 1. Kısmı

Yazının 3. Kısmı

Yazan: Arjun Walia
Çeviren: Nejla Nur Güney
Yazının Orijinal Linki: http://www.collective-evolution.com/2017/04/26/7-examples-where-science-meets-spirituality/

 

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

Çevirmen Künyesi

NEJLA NUR GÜNEY
Boğaziçi Çeviribilim üçüncü sınıf öğrencisiyim. Üç yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Kahveye derin bir ilgi duyduğum için iki sene baristalık yapıp çeşitli demleme metotları öğrendim. İki buçuk senedir Japonca öğreniyorum ve mezun olmadan önce Japonya’ya değişim öğrencisi olarak gitmek istiyorum. Bir yandan freelance çevirmenlik ve (çevrimiçi) eğitimsel içerik yazarlığı yapıyorum. Erkek arkadaşımla birlikte İsveççe öğreniyor, İsveç’e yerleşme planları yapıyoruz. Hobilerim: diller, öğrenmek, kitaplar, yemek yapmak. Köpekleri, kirpileri ve kar tilkilerini çok seviyorum.

Bir Yorum Yazın

Yorum yazmak için tıklayın

İş’in Geleceğine Katıl

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.