Spiritüel Yarat & Üret

Bilim Onaylıyor: Ne Kadar Meşgul Olduğunuzdan Bahsetmek Aslında Üstü Kapalı Bir Şekilde Övünmektir

Kalabalık Şehir Hayatı - Kolektif Kozmos
Credit: Getty Images

Araştırmalar gösteriyor ki Amerikalıların ortalama boş vakit miktarı seneler içerisinde pek değişmemiş olsa da insanlar sürekli bir yerlere koşturmak zorunda olduklarını söylüyor. Peki neden?

Şu günlerde tutup herhangi bir Amerikan’a hayatının nasıl gittiğini sorun. Muhtemelen hepsinden “yoğun” cevabını alacaksınız. Bir de zaman yönetimi uzmanlarına ya da titizlikle zamanımızı nasıl değerlendirdiğimizi belgeleyen araştırmacılara Amerikalıların neden sürekli bir yerlere koşturduğunu sorun. Cevapları sizi şaşırtacak: aslında bir yere yetişmeye çalıştıkları yok.

Sıkı programlarından yakınan pek çok kişi olsa da tekrar tekrar yapılan çalışmalar gösteriyor ki Amerikalılar günümüzde de önceki yıllarla aynı miktarda boş zamana sahip. Colombia Business School ise duruma yeni bir bakış sağladı:

“Yoğunum” demek aslında “Önemliyim” demek anlamına geliyor

Bulgulara göre insanlara çılgınlar gibi yoğun olduğunuzu söylemek üstü kapalı bir şekilde övünmenin etkili bir yoludur. Daha fazla boş vakti bulunan İtalyanlar yerine Amerikalıların sıkı programı başarı ve statüyle ilgili görmesi şaşırtıcı. Yani biri size “yoğunum” dediğinde aslında “ben önemliyim” demek istiyor.

Bu sonuca varana kadar araştırma ekibi, gönüllülerden kısa tanımlarda yer alan kurgu ürünü karakterlerin statülerini değerlendirmelerini istedikleri etkileyici bir dizi deney yürüttüler. Kişinin oldukça meşgul olduğunu ima eden herhangi bir şeyin – yoğun bir programları olduğunu belirtmeleri, Bluetooth kulaklık taktığı söylenen karakterler, zaman kazanmak için market alışverişini eve teslim eden hizmetlerden yararlanma gibi – katılımcıları o kişinin daha önemli ya da başarılı biri olduğu sonucuna götürdüğünü tekrar ve tekrar gözlemlediler.

İş nasıl nihai statü sembolü haline geldi?

İnsanlar yoğunluklarını kullanarak diğerlerini etkilemeye çalışırken görüyoruz ki bu gerçekten işe yarıyor, ki HBR bloğunda araştırma sonuçlarını derleyen araştırmacılar bu durumun oldukça garip olduğundan bahsediyor. Çünkü tarihi anlamda bakıldığında mümkün olduğunca az iş yapmak yüksek statü göstergesi olmuştur.

Hatırlarsanız daha kısa çalışma saatlerinin aslında haftanın daha az günü çalışmaya denk gelmesinin üzerinden çok geçmedi. Ondan da önce aristokratlar arasında kişinin hayatı boyunca hemen hiçbir iş yapmaması sosyal statü ve güç sembolüydü. O zamandan bu yana ne değişti?

Araştırmacılar: “Boş vakit yerine iş miktarının statü göstergesi haline gelmesinin bilgi yoğunluklu ekonomilerin gelişmesiyle bağlantılı olabileceğini düşünüyoruz. Bu tarz ekonomilerde iş veren ve müşterilerin aradığı (yeterlik ve hırs gibi) değerlere sahip olan bireyleri talep eden çok firma olacağından bu kişilerin piyasada az bulunmaları beklenir. Bu yüzden de insanlara meşgul ve sürekli çalışıyor olduğumuzu söyleyerek aslında onlara diyoruz ki biz talep edileniz. Ki bu da algılanan statümüzü yükseltiyor.”

Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, geçmişte (çoğunlukla) zenginlik ve güç içine doğdunuz. Bu günlerde ise statünüzü elde etmek için dişinizi tırnağınıza takıyorsunuz (yine çoğunlukla, ya da en azından farazi konuşmak gerekirse). Bu yüzden de yüksek statü illüzyonu yaratmanın en iyi yolu ne kadar işiniz olduğunu anlatmaktır.

Şaşırtıcı olmasa da araştırmacılar, “Sıkı çalışma uzun vadede başarı getirir” gibi, özimkanlara dayanarak kişinin kendini geliştirebileceği inancını simgeleyen ifadelere inananların yoğunluk ve önemi bağdaştırmaya daha yatkın olduğunu da bulmuş.

Yazan: Jessica Stillman
Çeviren: Nejla Nur Güney
Yazının Orijinal Linki

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

Çevirmen Künyesi

NEJLA NUR GÜNEY
Boğaziçi Çeviribilim ikinci sınıf öğrencisiyim. Üç yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Kahveye derin bir ilgi duyduğum için iki-üç sene baristalık yapıp çeşitli demleme metotları öğrendim. Japonca öğreniyorum ve mezun olmadan Japonya’ya gitmek istiyorum. Okul dışında erkek arkadaşımla birlikte İsveççe ve Almanca öğreniyoruz, kuzey ülkelerine gidip oraya yerleşmek için para biriktiriyoruz. Hobilerim: Çalışmak, çizim, yemek yapmak, dünyanın her yerinden insanlarla tanışmak. Ayrıca kitapları ve kar tilkilerini çok seviyorum.

Bir Yorum Yazın

Yorum yazmak için tıklayın

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.