Bilim & Teknoloji Spiritüel

Bilim İnsanları, Görmediğimiz Şeyleri Bile Algılamamızı Sağlayan Manyetik Bir Altıncı Duyuya Sahip Olduğumuzu Keşfetti

İnsan Duygu Dalgası - Kolektif kozmos
Credit: collective-evolution.com

Manyetoresepsiyon olarak adlandırılan bu duyu, manyetik alanları algılama yetisini ifade ediyor. Pek çok hayvan kendini dünyanın manyetik alanına hizalayarak yönlerini buluyor. Deniz kaplumbağaları, bal arıları, dikenli ıstakozlar, balinalar, göçmen kuşlar ve daha pek çok hayvan manyetik alanlara kodlanan bilgileri kullanmalarını sağlayan manyetik bir pusulaya sahip. Yine de bu konu hakkında hala elimizde çok fazla bilgi yok. Bunları nasıl kullandıklarını,  nasıl algıladıklarını, hangi bilgileri bu manyetik alanlardan aldıklarını hala bazı tahminlere dayandırarak bilebiliyoruz. Tüm bildiğimiz, bu manyetik alanların bazı türlerin yön bulmasına yardımcı olmaktan çok daha fazlası için kullanılabileceği.

Şimdilerde,  insanlarda manyetik duyuyu test eden araştırmaların yürütüldüğü Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nden jeofizikçi Joe Kirshwink’e göre “Manyetik duyu evrimsel sürecimizin bir parçası ve ilkel bir duyu olabilir.”

Kirschwink’in “Nature Communications” dergisinde yayınlanan yeni bir çalışması insan retinasında bulunan bir proteinin sirkesineğine yerleştirildiğinde manyetik alanları algılayabildiğini öne sürüyor. Araştırmaya göre, bu protein bir manyetik algılayıcı işlevi görebilir fakat insanların proteini bu amaçla kullanıp kullanmadığı bilinmiyor.

University of Massachusetts Medical  School’dan araştırmacı Steven Reppert, LiveScience’a verdiği demeçte “ Belki de altıncı duyu hakkında yeniden düşünmeliyiz. Hayvanların göç etmelerinde önemli bir etken olduğu düşünülen bu proteinin insanların manyetik alanları algılamasında da büyük bir etkisi olabilir.” dedi.

Kirschwink’in son araştırmalarından birinde, katılımcılar dönen manyetik alana maruz bırakıldılar ve bununla eş zamanlı olarak katılımcıların beyin dalgaları ölçüldü. Araştırma sonunda, manyetik alan saat yönünün tersinde hareket ettiğinde bazı nöronların bu değişime elektrik aktivitesinde ani bir yükselme üreterek karşılık verdiği görüldü. Bu sonuç insanlarda olası manyetik bir altıncı duyuya işaret ediyor.

Yine de hala bu konuyla ilgili pek çok soru yanıtını bekliyor. Gözlemlenen bu nöral hareket insanlarda manyetik duyunun mu kanıtı yoksa başka bir şeyin mi? İnsan beyni manyetik alanlara bir şekilde tepki verse de bu, bilginin beyin tarafından işlendiği anlamına gelmiyor. Beyinde ya da vücutta bu sinyalleri alan hangi mekanizmaların mevcut olduğu hala bir soru işareti. Eğer vücut gerçekten manyetik alıcılara sahipse bu alıcılar nerede? Araştırmacıların gelecek çalışmaları bu alıcıları tanımlamaya yönelik.

Kirschwink’in araştırması manyetik alanların gizemi ve bu alanların insanlarda nasıl bir etki yarattığını inceleyen araştırmalardan birisi. Bu araştırma alanının liderleri HeartMath enstitüsünde çalışmalarını devam ettiriyor. Uluslararası alanda tanınmış kar amacı gütmeyen araştırma ve eğitim kuruluşu HeartMath insanlarda stresi azaltma, duyguların düzenlenmesi, sağlıklı ve mutlu hayatlar için kişilere enerji ve direnç kazandırılmasını amaçlıyor. Ayrıca bu enstitü, insanlara kalplerindeki güç ile sosyal hayatlarını nasıl uyum içine sokacaklarını öğretiyor.

HeatMath’teki araştırmacılar, Küresel Uyumluluk Girişimi (The Global Coherence Initiative -GCI) olarak adlandırılan, insanlığın kalbinin harekete geçirilmesine yardımcı olacak ve küresel anlayışta bir dönüşüm sağlayacak ortak bir girişim başlattılar. Girişimin temel amacı insanları gezegenimize daha fazla sevgi, özen ve şefkat katmaya davet etmek. Girişimin ikincil odak noktası ise birbirimize ve gezegenimize enerji ile ne kadar bağlı olduğumuzu kanıtlamak ve bu bağın kendi bedensel titreşimimizi artırarak nasıl daha iyi bir dünya yaratımına katkı sağlayacağını test eden bilimsel araştırmalar yapmak.

Araştırmacılar ve bilim insanlarının proje hakkındaki hipotezleri şöyle:

  • Dünya’nın manyetik alanı bütün canlı sistemleri birbirine bağlamakla yükümlü biyolojik bilginin taşıyıcısıdır.
  • Her insan bu bilgi alanını etkiler.
  • Ortak insan bilinci küresel bilgi alanını etkiler. Bundan dolayı, kalplerinden gelen ilgi, sevgi ve şefkat odaklı alanlar yaratan pek çok insan diğer insanların da faydalanabileceği, gezegenimizde mevcut olan uyumsuzluk ve ikiliği ortadan kaldıran bir uyum alanı yaratabilirler.
  • İnsanlar ile Dünya’nın enerji/manyetik sistemleri arasında bir geribildirim döngüsü vardır.
  • Dünya hepimizi etkileyen çeşitli manyetik alan kaynaklarına sahiptir. Bunlardan ikisi dünyanın merkezinden yayılan jeomanyetik alanla, diğerleri ise Dünya ile İyonosfer arasında bulunan alanlardır.  Bu alanlar bütün dünyayı çevreleyen bir kabuk gibi Güneş radyasyonunun, kozmik ışınlarının, tozun ve uzay ikliminin olumsuz etkilerini engeller. Bu alanlar olmadan bildiğimiz anlamıyla buz Dünya’da var olamazdı. Bu alanlar gezegenimizin dinamik ekosisteminin bir parçasıdır.

İnsanların Bu Alanları Algılayabildiğinin Diğer Kanıtları

Bu enerji alanları bilim insanlarınca biliniyor ve Dünya’nın manyetik alanlarında ve Güneş’te meydana gelen hareketliliğinin sağlığımız ve davranışlarımız üzerinde etkisinin olduğu bilimsel literatürde kesin olarak kabul edildi.(kaynak) (kaynak)

Bilim insanları fizyolojik ritimler ve küresel davranışların Güneş ve jeomanyetik hareketlerle senkronize olmasının yanı sıra bu alanlarda meydana gelen herhangi bir bozukluğun da insan sağlığı ve davranışlarına olumsuz etki yaratacağı konusunda hemfikir.

Dünya’nın manyetik alanının bozulması uyku problemlerine, zihinsel karışıklığa, enerji eksikliğine, sinirlilik ve bunalmaya sebep olurken, manyetik alanın dengede olduğu ve güneş enerjisinin arttığı zamanlarda insanlar daha olumlu ruh hallerine sahip olduklarını, daha yaratıcı ve üretken olduklarını belirtiyorlar. Bu durumun sebebi ise büyük olasılıkla insan beyni ile kalp ve sinir sisteminin jeomanyetik frekanslara ayak uydurması. (kaynak) (kaynak) (kaynak)

Dünya ve İyonosfer, değeri 0.01hertz ile 300 hertz arasında değişen frekanslar üretir. Bu frekans değerlerinin bazıları beynimizde, kalp-sinir sistemimizde ve otomatik sinir sistemimizde meydana gelen frekanslarla aynı değerdedir. Bu, Dünya ve Güneş’in manyetik alanlarında meydana gelen değişimlerin bizi nasıl etkilediğine dair bir cevap olabilir. Bu alanda meydana gelen değişikliklerin aynı zamanda beyin dalgalarımızı, kalp ritmimizi, hafızamızı, spor performansımızı ve genel sağlığımızı etkilediği de görülüyor.

Uç miktarlarda meydana gelen güneş enerjisi hareketinden kaynaklanan Dünya’nın alanında meydana gelen değişiklikler insanlığın en büyük yaratımları ve ayrıca büyük felaketler ile bir büyük bir bağlantıya sahip.

Bu alanların bizi etkilediğini biliyoruz peki ya biz bu alanları nasıl etkiliyoruz? Bu çok önemli bir soru. GCI bilim insanları; beyin dalgaları ve kalp ritmi sıklıklarının ile Dünya’nın alan titreşimi örtüştüğünden biyolojik olarak ilgili bilginin yalnızca alıcısı değil aynı zamanda göndericisi olduğumuza inanıyorlar. Küresel alandaki bilgiyi besleyerek Dünya’nın manyetik alanında bir geri bildirim döngüsü yaratıyoruz.

İnsan duyguları ve bilinci jeomanyetik alan ve şifrelenmiş bilgi ile iletişime geçiyor ve bu bilgi küresel çapta yayılıyor…. Bu şifrelenmiş bilginin bölgesel olmayan şekilde insan bilinçaltı seviyesinde bütün canlılık mekanizmaları ile bağlantılı olduğunu düşünüyoruz.

Örneğin kalbe baktığımızda, duygularımıza göre değişen elektromanyetik alanları yaydığını görüyoruz ve bu fenomen yalnızca insan vücudundan birkaç fit uzaklıkta ölçülebilir.

Bu alanın yalnızca kendimizi değil ayrıca etrafımızdakileri de etkilediği görülüyor. Konu ile ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Hala başlangıç evresinde olan bu araştırma pek çok alt dallara da sahip.  Araştırma materyal olmayan bilim alanında; davranışlarımızın, duygularımızın ve amaçlarımızı ne kadar önem taşıdığını kanıtlayacak. Uyumlu, paylaşımcı amaçlar küresel olaylara büyük etki yaratabilir ve Dünya’daki yaşamın kalitesini düzeltebilir. Daha fazla sevgi dolu olmaya çalışmak, minnet ve şükran duymak aynı zaman da birey olarak kendimizi daha iyi olma yolunda ilerletmek dünyamızı daha yaşanabilir bir yer haline getirmek için atacağımız önemli adımlardan yalnızca bir kaçı.

Yazan: ARJUN WALIA

Orijinal Link

Bir Yorum Yazın

Yorum yazmak için tıklayın

İş’in Geleceğine Katıl

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.