Spiritüel

70 Teşekkür E-Postası Yazmam Üzerine Aldığım Harika Sonuçlar

Teşekkür Maili - Kolektif Kozmos
Credit: Getty Images

Bilim, minnettarlığın hayatınızı iyileştirdiğini gösteriyor. Ben de minnetimi ifade ettim ve bunu bizzat tecrübe ederek öğrendim. Aynısını siz de yapabilirsiniz.

Araştırmalar, minnetin zihninize, ruh halinize ve işinize faydalı olduğunu gösteriyor. Ben minnet duyma yeteneği kazanmamı sağlayan bir tecrübe yaşadım. Yaptığım bu alıştırma ücretsiz ve faydalıydı. Üstelik insanlarla ilişkilerimi geliştirdi.

Siz de denemek isteyebilirsiniz.

Minnet egzersizlerinin pek çok biçimi var. Bildiklerimden en yaygın olanı da, uyumadan önce minnettar olduğun üç şeyi veya üç kişiyi yazmak. Ben kendi yaptığım alıştırmayı bir arkadaşımın verdiği bir ders sayesinde öğrendim.

Arkadaşım Jeffrey Madoff –diğer Madoff’la alakası yok- muazzam konukların katıldığı “Hayatınızı Fikirlerinizle Kazanmak: Yaratıcılık” adlı harika bir ders veriyor. Ben, dersine pazarlama ve ilişki dâhisi Joe Polish’in konuk olduğu gün katılmıştım. Joe, beş parasız bir halı yıkamacıyken Richard Branson, Arianna Huffington gibi isimlerle nasıl çalışmaya başladığını anlattı.

Joe, aynı zamanda minnettarlıktan da bahsetti ve sınıftan kim bir hafta boyunca her gün 10 adet minnet e-postası yazarsa o kişinin kendi pazarlama kursuna ücretsiz katılma hakkı kazanacağını söyledi.

Bana bir kez söylemesi yetti, bu minnettarlık işini yıllardır kullanmak istiyordum. Ayrıca, başarılı insanlarla çalışmayı seviyorum. Dolayısıyla bu işi yapmayı kafama koydum.

Bir gün Londra’da konuşma yapıyordum, derken Paris’e uçtum. Öte yandan ajandamdaki teslim tarihleri giderek yaklaşıyordu ve daha niceleri… İlk minnettarlık dersi böylece başlıyordu: Bunu öncelik haline getirmelisin. Bunu kimsenin senin yerine yapacak hali yok, üstelik her zaman erteleyebilirsin. Genellikle hayatınızdaki en değerli şeyler olan çoğu önemli olup aciliyeti olmayan şey gibi, bunu yapmak istiyorsanız diğer işleri bir süre yapmamak zorundasınız.

Sonraki adımda ise kimlere yazacağımı, ne söyleyeceğimi vs. planlamalıydım. İşte yazmaya bile başlamadan önce yaptığım birkaç gözlem:

  • İlk belli başlı birkaç isimden sonrakileri düşünmek daha çok zaman alıyor ancak ne kadar insanın bana ne kadar faydası dokunduğunun farkına vardım.
  • Değer verdiğim pek çok ilişkinin güçsüzleşmesine müsaade etmişim.
  • Minnet duyduğum çoğu insana karşı karışık hislerim vardı ve bu da minnetimi ifade etmeyi zorlaştırıyordu.
  • Bu alıştırma amma zordu!

Yani başta kolaydı, alenen yakın hissettiğim insanlarla başlamıştım çünkü. Ama sonra sıkça düşünmediğiniz insanlara geliyorsunuz ve bu insanların üzerinizdeki etkisini fark ediyorsunuz.

Yazma Kısmı

Biraz zaman aldı ama yaklaşık 100 kişilik bir liste hazırladım. Herkesin e-posta adresini bilmiyordum. Yine de yazmaya başladım ve daha çok yeni şey öğrendim:

  • İçten bir teşekkür notu yazmak zor. Havadan sudan konuşmak ya da hayatınızdaki gelişmelerden bahsetmek daha kolay.
  • Ne kadar minnettar olduğunuzu söylemek sizi savunmasızlaştırıyor. Diğer kişiyi ön planda tutmak zorunda kalıyorsunuz.
  • Her mesaj uzun sürüyor. O an her şeyi aklımdan çıkarıp, geçmişteki ilişkimizi düşünerek neyin ne anlama geldiğini kavramaya çalışmak zorunda kaldım.
  • Çoğu teşekkür e-postası içten ve derin hale geliyor.
  • Ne yaptığımızdan çok o eylemin ardındaki anlamı ve yol açtığı sonuçları göz önüne almam gerekti.
  • Her e-postanın yapısı bir zaman sonra standart bir hal aldı. Bir mesajı öncekinden kopyalayarak gönderdiğim için biraz suçlu hissettim ama her birini kişiye göre düzenlediğimde bu suçluluk hissi geçti.
  • Bazı insanlara minnettarlığımı ifade ederken rahatsız hissettim. Gelişmeme en çok faydası dokunan insanlar aynı zamanda geçmişte beni en çok rahatsız edenlerdi.
  • Birine karşı ne kadar karışık hisler içinde olursam olayım, mesajlarımın yalnızca minnet içerikli olacağına dair bir kural koydum. Minneti başka hiçbir şeyle dengeleyemezdim.

Yazma işi bir haftadan uzun sürdü. İlk birkaçında genel bir şablon belirlemem saatlerimi aldı. Ortadaki 40 veya 50 mesajı nispeten daha kolay yazdım ama hiçbiri hızlı olmadı.

Her bir insanı, o insanla olan ilişkimin benim için ne ifade ettiğini, aramızda geçen hangi olayın ona minnet duymamı sağladığını, o insanın benim için ne ifade ettiğini, neden ona yazmayı seçtiğimi ve bunun gibi şeyleri tek tek düşünmem gerekti.

Yani bu alıştırma ilk e-postayı yazmaya başlamadan önce bile faydalı olmuştu. Uzun sürmesinin bir diğer nedeni de, insanların bana düşündüğümden daha önce cevap vermeye başlamış olmasıydı.

İşte internetteki derslerimi oluşturmama yardımcı olan bir iş arkadaşıma yazdığım standart bir e-posta. Detayları yalnızca o biliyor, ancak teşekkür mesajındaki genel amacı anlayacağınızı düşünüyorum.

“Rehberlikte yıllarca duyduğum halde yapmadığım bir alıştırma var. Sonunda yapmaya karar verdim çünkü yapılan tonlarca araştırmaya göre işe yarıyor. Alıştırma minnettar olduğun insanları düşünerek onlara minnet duyduğun bir şeyi yazmayı içeriyor.

Umarım aşırı duygusal gelmiyordur.

Bu kadar kısa sürede aynı derecede eğlenceli ve verimli bir arkadaşlık kurduğumuz için, minnettarım. [Tanıştığımız yer]de kurduğumuz yaratıcı etkileşimden başladığı için daha da müteşekkirim. Çünkü birkaç tıklamaya bu kadar önem vermeseydik, belki de dostluğumuz başlamayacaktı, hatta bir Japon kitabevinde öyküler anlatmaya varmayacaktı.

İşine benim kadar önem veren birini bulduğum için minnettarım, hele ki evim yenilendiği sırada yandıktan sonra hedeflerime ulaşma tutkuma rağmen başlamaya tereddüt ettiğim sırada. Fedakârlığınız, tutkunuz ve detaylara önem verdiğiniz için sana ve [eşinin ve aynı zamanda iş ortağının adı]’a minnettarım. Umutlarım ve hayallerimden ötürü takdir edildiğim ve bunları gerçekleştirmek için destek bulduğum için minnettarım.

Daha da devam edebilirim ancak aklımda en çok yer edenler bunlar.”

İlk iki paragraf çoğu e-postada aynıydı, sonrakinin başlangıcı da aynı şekilde. Daha sonra yazdıklarımı kişiselleştirdim.

Sonuçlar

Herkes cevap verdi. Hepsini takip etmedim, yani birkaçı cevap vermemiş olabilir. Ama resmen cevap yağmuruna tutuldum.

Aldığım mesajlardaki en yaygın ifade yazdığım için teşekkür etme ve hayatımda neler olup bittiğini sorma üzerineydi. Mesaj gönderdiğim insanların yarısından biraz fazlasının böyle yaptığını söyleyebilirim.

İşte aldığım mesajlardan “standart” bir örnek:

“Mesajın için çok teşekkür ederim Josh!

Zaman ayırıp bunu yazmanı gerçekten takdir ettim. İyi ki [ortak bir arkadaşımız] bizi tanıştırmış. Başına bir sürü olağanüstü şey geleceğini düşünüyorum ve senin gibi düşünceli birini tanıdığım için müteşekkirim.

Daha da harika şeylere,”

Bazıları ise uzun, derin ve içten mesajlar yolladı. Muhtemelen karşılık verme arzusuyla karışık önceden hissedip de ifade etmedikleri şeyleri açıklığa karıştırma isteği hissettiler.

Bundan daha kişisel ve uzun olanları burada paylaşamam ama işte yukarıdaki e-postadan daha kişisel içerikli mesajlardan bir örnek:

“Böyle bir mesaj almayı beklemiyordum. Teşekkür ederim. Bunu okumak gerçekten hoşuma gitti.

Çok detay olduğu için benim müteşekkir olduğum her şeyi yazmam biraz vakit alacak.

Ben de yıllardır harika bir arkadaş olduğun için minnettarım. Liderliğin, içtenliğin, deneyimin, sabrın, fedakârlığın, tutkun, disiplinin ve sağlamlığın bana ilham veriyor. Savunmasız hissetmene yol açan açık yürekliliğini takdir ediyorum. Hayatımın parçalarını araştırmamı, keşfetmemi, tekrar dönüp bakmamı sağladığın için teşekkür ederim. Gelişimimin ve keşfimin bir parçası olduğun için minnettarım.

Hayatım son sınıftan sonra değişti. Seninle tanışmam sayesinde hayat her seferinde daha farklı ve yeni görünüyor, tıpkı prizma gibi.

Alıştırmanın nasıl gittiğini bilmeyi çok isterim.

Size yakın olan insanlardan böyle sözler duymak istiyorsanız, bu alıştırmayı yapın!

İnsanlara teşekkür etmek iyi hissettiriyor. İnsanlardan aldığım cevaplar onlara kendilerini iyi hissettirdiğimi göstermiş gibi görünüyor, üstelik onlara cevap verme şansı tanıdı. Bu da benim iyi hissetmemi sağladı.

Aldığım bazı cevaplar gönderdiğim mesajlardan çok daha uzundu. Hepsi de son derece olumlu ve içtendi. Ben o mesajları bu cevapları almak için yazmamıştım, alıcılar kendiliğinden yazmıştı.

Bu deneyim sonucunda şunları öğrendim:

  • İnsanlar bana düşündüğümden daha çok minnettardı.
  • İnsanlar minnettarlığını göstermeye çekiniyor.
  • İnsanlar, onlara şans verirseniz, minnettarlıklarını ifade etmekten hoşlanıyor.
  • Teşekkür mesajlarını okumak harika hissettiriyor.
  • Alıştırma adeta yankılandı. Demek istediğim, aylarca cevap gelmeye devam etti ve insanlarla bazı konuşmalarım minnettarlığı ifade etmenin de ötesine geçerek sürdü.

Yaşadığım deneyimin toplam maliyeti:  0.00. Dahası, uçaklarda ve Chunnel’da zamanımın daha kolay geçmesini sağladı. Zamanımı Paris’te gezmek yerine Airbnb sayesinde bulduğum odamda geçirmek gibi küçük bir olumsuz yanı vardı, ancak kalıp insanlara mesaj yazmayı seçmek ilişkilerin benim için daha önemli olduğunu gösterdi.

Sonuçta bana göre bu alıştırmanın en güzel sonucu bu: Bana, iki tarafın da yararına olacak şekilde,  en önemli ilişkilerime vakit ayırma fırsatı verdi.

Üstelik Joe’nun vadettiği pazarlama kursu hediyesini de kazandım.

Yazan: Joshua Spodek

Yazının Orijinal Linki

Bir Yorum Yazın

Yorum yazmak için tıklayın

İş’in Geleceğine Katıl

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.