Yarat & Üret

17 Yaşındaki Bir İnsanın Gözünden Liderlik

17 Yaşındaki Bir İnsanın Gözünden Liderlik

Genç bir sporcu olan Stephen’dan öğreneceklerimiz var.

Eğer yazılarımı takip ediyorsanız hizmetkar liderliğin ne olduğu hakkında çoktan bir fikir edinmişsinizdir. Ben bu konuda sık sık yazıyorum ve bu tip liderliğin en iyisi olduğuna inanıyorum.

Sadece ben değil, aralarında The Container Store, TDIndustries, Whole Foods Market, Zappos gibi firmaların bulunduğu pek çok kurumun CEO’su da aynı şeyi düşünüyor. Hizmetkar liderlik modelini iş anlayışlarına entegre eden bu organizasyonlar oldukça başarılı.

Hizmetkar liderlik okul, ev ve toplum gibi iş dışındaki ortamlarda da kendimizi temsil etme biçimimizi karakter ve değerler bakımından etkileyen bir anlayış.

Son zamanlarda [email protected]’ün kurucusu David Lee’nin bir yazısını okudum. Lee de benzer bir noktayı vurgulamaktaydı. Kendisi yazısında hizmetkar liderliği on yedi yaşındaki bir atletin gözünden anlatmış.

Lee bahsettiği hikayeyi bir zamanlar koç olup şimdilerde ülke çapında ünlü bir danışman, konuşmacı ve yazar olan John Brubaker’ın Stadium Status: Taking Your Business to the Big Time isimli kitabından almış.

Buradan itibaren Lee’nin yazısından biraz alıntı yapacağım. Hikaye adeta kalplere dokunuyor:

[Koç] Brubaker üniversitenin hokey takımının başına geçtiğinde senelerdir ihmal edilmiş bir ekiple karşı karşıya kalmıştı. Buna rağmen on sekiz yaş altı kategorisinde yıldız bir oyuncu olan Stephen, çok daha iyi yerlerden teklif almış olmasına rağmen Koç Bru’nun takımında oynamaya karar vermişti.

Koç Bru bu genç yıldızla tanıştı ve onu hemen resmi olarak ekibe dahil etmek istedi. Ancak Stephen bunu reddetti ve gelecek bahar dönemini beklemek istediğini söyledi. Bağlayıcı olacak bir anlaşma yapmak yerine devam etme isteğini sözlü olarak dile getirdi. Brubaker ise ne olursa olsun Stephen’ı takımında istiyordu ve ona gelecek baharda burs ayarlayacağını söyledi.

Bahar ve kış dönemleri boyunca ilgili insanlar Stephen’ın tüm maçlarına geldi ve onu kendi yanlarına çekmeye çalıştı. Nihayet bahar geldiğinde Koç Bru ile Stephen’ın koçu bir araya gelerek onun bir kontrat imzalamasını istedi ve ona neden bu zamana kadar beklediğini sordular.

Ve şimdi de 17 yaşındaki bir gencin ağzından…

Lee’nin aktardığına göre Stephen’ın Koç Bru’yu şaşkına çeviren ifadesi şu şekildeydi:

Koç, fark ettiniz mi bilmiyorum ama şu ana dek pek çok üniversiteden insan her hafta gelip oyunlarımı izledi. Takımdaki arkadaşlarımın çoğuna burs teklifi gelmedi. Hatta bazıları bu seneye dek teklif bile almadılar. Ben ayrılmadığım için gelenlerin takım arkadaşlarımın performansını da görme imkanı oldu. Eğer sizin ekibinize daha erken katılsaydım o insanlar gelmeyi bırakırdı ve arkadaşlarım teklif alamazdı.

Tüm liderlere ders olsun.

Kabul edelim ki hepimiz (o zaman 17 yaşında olan) bu gençten bir şeyler öğrendik. Koçuna verdiği yanıt yalnızca hizmetkar liderliğin değil, mükemmel liderliğin özünü oluşturmakta. İşte bu kadar.

Bu gencin cevabının bu kadar şaşırtıcı olmasının nedenlerinden biri ise kendi yaşındaki insanlara göre çok olgun davranması, bir yıldız olsa da dünyanın kendi etrafında dönmediğinin farkında olmasıdır.

Stephen böbürlenmek yerine görece daha başarısız olan takım arkadaşlarına yardım etmeyi seçmiştir. Lee onun hakkında şu düşüncelerini de eklemiştir: “O yaşta bile nasıl diğerlerine bir faydam dokunur, onlara amaçlarını gerçekleştirmede nasıl yardımcı olabilirim diye düşünmekteydi. Kendinin başarmak istediklerini başaracağına inancı ve güveni tamdı. Bunu bildiği içinse enerjisini başkalarına iyilik yapmaya ayırabiliyordu.”

Her lider Stephen’ın örneğinden kendine ders çıkarabilir. Sizin göreviniz çalışanlarınızı daha da yükseklere taşımak, onların hedeflerine ulaşmasını kolaylaştırmak ve kendilerini geliştirebilecekleri bir ortam hazırlamaktır. Onlar başarılı olduğunda siz de başarılı olursunuz, nihayetinde şirketiniz de. Çok güzel değil mi?

Bu da bana modern şirket düzeninin kurucusu olup “hizmetkar liderlik” kavramını oluşturan Robert K. Greenleaf’in çok güzel bir sözünü hatırlatıyor. Bu muhteşem sözleri 1970’de yayımlanan ünlü eseri The Servant as Leader adlı eserinde yazmış:

Hizmetkar lider, önce bir hizmetkardır. Her şey kişinin önce başkalarına hizmet etmek istemesiyle başlar. Sonra kişi bilinçli seçimlerle liderliğe yönelir.

Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi, hizmet etmek karşınızdakinin iyiliğini düşünerek yapılan bir eylemdir. Stephen’ı örnek alarak siz de bencilliği değil, başkalarına yardım etmeyi seçebilirsiniz. Greenleaf böyle liderlerle çalışanların daha verimli, üretken ve yaratıcı olduğunu söyledi. Aynı zamanda motivasyonları da yüksekti ve sonuç olarak çalıştıkları organizasyonlara daha çok kazandırıyorlardı.

Hizmetkar lider olmanın 7 yolu.

Lee TLNT’deki bir köşe yazısında nasıl hizmetkar bir lider olabileceğinizden bahsetmiş.

  1. Çalışanlarınızın en iyi şekilde çalışmalarına engel olan ne varsa yok etmek için elinizden geleni yapın. Bu da insanların işlerini yapmaları için ihtiyaç duydukları bilgi, teknoloji, kaynak ve desteği onlara sağlamak anlamına gelir.
  2. Her şeyin bir karşılığının olduğunu unutmayın. Siz insanlara nasıl davranırsanız onlar da size aynı şekilde davranacaktır. Eğer onların daha düşünceli olmasını istiyorsanız siz önce onlara karşı düşünceli olun ve bunu onlara göstermeyi ihmak etmeyin.
  3. Size bağlı çalışanlara şu soruları sorun: Sana nasıl yardım edebilirim? İşini ya da elindeki projeyi daha iyi yapabilmen için ne yapmamı ya da YAPMAMAMI istersin?
  4. Fırsat buldukça çalışanlarınızı övün. Çalışanlarınız bir şeyi gerektiği gibi yaptığında bunu gözden kaçırmayın ve onlara övgüde bulunarak çabalarının takdir edildiğini hissettirin.
  5. Birlikte çalıştığınız insanlara faydası dokunabilecek yazıları, seminerleri, bağlantı ve fırsatları takip edin. Onları düşündüğünüzü göstermeniz bile karakteriniz hakkındaki izlenimleri değiştirecektir.
  6. İlgi ve zamanınızı sakınmayın. Örneğin sadece size değil, başkasına da faydası dokunacak toplantılara katılın.
  7. Hizmetkar bir lider olmanın fazla yorucu olduğunu düşünmeye başladığınız zamanlarda ise çabalarınızın size katlanarak döneceğini unutmayın.

Yazan: Marcel Schwantes
Çeviren: Nejla Nur Güney
Yazının Orijinal Linki

Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.

Çevirmen Künyesi

NEJLA NUR GÜNEY
Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim dördüncü sınıf öğrencisiyim. 2014’ten beri İstanbul’da yaşıyorum. Kahve demleme sanatına derin bir ilgi duyduğum için iki yıl baristalık yaptım. Sonra eğitimim ve mesleğime yoğunlaşmaya karar verdim. Sözlü çeviri, yazılı çeviri ve Japonca alanlarında dersler aldım. Şu anda eğitimime devam ederken bir yandan da serbest zamanlı olarak çeviriler yapıyor, aynı zamanda popüler bir ödev sitesinde içerik yazarlığı yapıyorum. Dil öğrenmeyi, yemek yapmayı, düşünmeyi ve yazmayı çok seviyorum. Okuyor, öğreniyor, aktif olarak kendimi geliştirmekle uğraşıyor ve bir önceki günden daha iyi bir insan olmaya gayret ediyorum. Kaligrafi, çizim ve psikolojiyle ilgileniyor, şu sıralar kendimi özellikle psikanaliz alanında eğitmeyi planlıyorum.

Bizi Takip Edin

Haber Bültenimize Abone Olun

error: İçeriğin İzinsiz Kopyalanması Yasaktır.